Muhafazakar partilere çağrı!
CHP’yle ittifak yapan İyi Parti’ye.. SP’ye. DP’ye çağrım var..
AK Parti’den ayrılan Ali Babacan’a, Ahmet Davutoğlu’na çağrım var..
Hatta HDP’ye çağrım var..
Hepinizin düne kadar ki ortak görüşü şu idi: “CHP bu ülkede zulmün partisidir!”
İyi Parti de bu görüştedir..
Ki; Genel Başkanı Meral Akşener, 28 Şubat sürecinde birebir CHP’nin ve CHP’li bürokratların zulmünü yaşamış bir kişidir..
SP de bu görüştedir..
Milli Görüş’ün üç partisi, CHP zihniyetli hakimler tarafından kapatılmış, CHP de alkış tutmuştur..
DP, Adnan Menderes’in devamı olduğu iddiası ile siyaset yaptığına göre.. Benim bir şey söylememe gerek yok, Menderes’in idam edilmesinde aktif rol oynayan CHP’nin zulmünü, en net şekilde bilen, bu parti olmalı..
Ali Babacan mı?
Daha birkaç yıl öncesine kadar, Telekom özelleştirilmesi üzerinden Yüce Divan’a yollanacağı açıkca ilan edilen, “seni mahkum ettireceğiz” tehdidi yapılan siyasetçi değil miydi?
Ben daha ne diyeyim, Ali Babacan’a..
Telekom özelleştirilmesi ile, ülkenin ne kazandığını, daha bir ay önce Adana’da esnafa anlatırken, CHP’li tehditçilere de hadlerini bildiriyordu, Babacan..
Dolayısı ile, ülke için yapılmış bir özelleştirme üzerinden, her doğru işin failine, CHP’nin nasıl saldırdığını, nasıl cezalandırma tehdidi yaptığını, Babacan çok iyi bilir..
Davutoğlu ise, CHP’nin en son tehdit savurduğu isim..
Yakın tarihte başbakanlık yapmıştı..
Suriye politikasından başlayın, PKK’lı teröristler güneydoğudaki bazı ilçelerde hendekler açtığında güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonlar üzerinden katil ilan edilmesine kadar, bu olaylar üzerinden Anayasa Mahkemesi’nde yargılanıp, mahkum edileceğine kadar.
Ne tehditler, ne tehditler..
Davutoğlu, CHP’nin bu klasik Yüce Divan tehditlerini, idam sehpasında sallandırma uyarı adı altındaki sopa gösterme tilkiliklerini iyi bilir..
HDP mi?
1992-1996 arasındaki faili meçhul cinayetlerden sorumlu tuttukları siyasi çizgi, o dönemin SHP’si, bugünün CHP’si değil miydi?
Dolayısı ile, can güvenliği konusunda.. Zulüm konusunda. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması konusunda.. Vatan için çalışan herkesi Yüce Divan’a gönderip, idam sehpasında sallandırma tehdidi noktasında..
CHP’nin sabıkası, hafızalara nakşedilmiştir.
Bu sabıka konusunda hiç kimsenin küçücük bir tereddütü yoktur..
6+1 ittifakında yer alan CHP dışındaki partilerin, bu zulümleri ile anılan parti hakkında bugün tek cevapları, “Ama CHP yanlışlarından döndü şimdi hellalleşme istiyor!”
Bunu söylüyor ve önceki akşam 6 partinin buluşması sonrasındaki yapılan ortak açıklamada belirtildiği ve kabul edildiği üzere.
“AK Parti döneminde dindar insanların, hatta tüm halkımızın edindiği kazanımlardan, asla geri dönülmeyecektir” denilerek..
Halk nezdindeki tereddütlere de işaret edilip..
Bugünkü iktidara karşı 6’lı ittifakın gerekçesi “Enflasyon konusundaki sıkıntılar” gösteriliyor..
Yani..
CHP’nin ülke insanlarına zulüm yaptığını herkes kabul ediyor..
AK Parti’nin bu konuda iyileştirmelerle, vatandaşa kazanımlar getirdiğini herkes kabul ediyor..
Bugün AK Parti iktidarı döneminde, ekonomik alanda sıkıntılar olduğunu herkes kabul ediyor..
Ama ihtilaflı olduğumuz noktalar:
1) CHP acaba gerçekten zulmünden vazgeçmiş midir?
2) Ekonomik alanda 6 partinin ittifakı, AK Parti’ye göre daha başarılı olabilecek midir?
Evet ihtilaflı olduğumuz konular bunlar..
CHP’nin zulmünden vazgeçtiğine dair, kimse bir garanti veremez..
Temel Karamollaoğlu istediği kadar, “Ben kefilim” desin..
İşbaşına gelince, CHP’nin tekrar eski zulümlerini icra etmeye başlarsa, kim ne yapabilir?
Hele hele..
% 2’lik oy potansiyeli olan SP ne yapabilir?
Demek ki, temel haklar konusunda, CHP ile korkulu rüya görmektense..
AK Parti ile birlikte olmak ve emin adımlar atmak, çok daha doğru bir yaklaşım..
Ekonomik sorunları çözme noktasına gelince..
6’lı ittifaktaki CHP dışındaki partilerin iddiası, ekonomik sorunları AK Parti’nin çözemeyeceği, CHP ile ittifakın ise çözeceği noktasında..
Bunun garantisi ne?
CHP’nin ekonomik sorunlara reçeteleri ile. Diğer sağ partilerin ekonomik sorunlara reçeteleri arasında, dağlar kadar fark var..
Boşverin siz, “Üretimi artırarak ekonomik sorunları çözeceğiz” süslü laflarını..
AK Parti ne diyor ki, sanki, “Üretimi azaltarak ekonomik sorunları çözeceğiz” mi diyor?
Herkesin ortak kanaati, ekonomik sorunların, üretimin artırılarak çözülmesi yönünde..
Kimsenin buna bir itirazı yok..
Ama CHP diyor ki, “Köy Enstitülerini kurup, komün hayatı içinde, çaktırmadan ahlakı sıfırlayarak, üretimini artıracağız!”
6’lı ittifakın diğer 5 sağ partisi ise..
Küçük küçük farklılıklar olmakla birlikte.. Köy Enstitüleri modeli ile değil, serbest piyasa şartlarında, devletin teşviki ile üretimin artırılacağı kabul ediliyor..
Bu durumda..
Zalimliği tescilli bir parti ile ittifak yapılacağına..
Her an, zalimlik dürtüleri harekete geçebilecek bir parti ile ittifak yapıp, vatandaş adına korkulu rüyalar görmektense..
Ekonomik sorunları; zaten büyükşehir belediyelerinde çözemediği ortada olan CHP yerine, AK Parti ile ittifakı tercih ederek çözmek var iken..
“Güçlü Cumhur ittifakında bize az pay düşer.. Güçsüz Millet İttifakı’nda payımız daha fazla olur” diyerek.. Sırf hisse paylaşımı üzerinden hareket ederek, temel hak ve özgürlükler konusunda bu ülkenin insanlarını inim inim inletmiş bir partiye yamanmak, akıl kârı olabilir mi?
Vatansever bir tavır olabilir mi?
Lütfen kimse bana, “AK Parti iktidarının olduğu yerde şu şu yanlışlardan dönülmez. Ama CHP iktidarında o yanlışlar yapılmaz, yapılamaz” demesin..
İsraftan başlayın, liyakat sahibine iş verilmesine kadar, ne kadar konu başlığı gösterirseniz gösterin..
5 sağ partinin hepsi ile daha uyumlu olacak parti, AK Parti’dir..
Tayyip Erdoğan, hangi alandaki israfı gösterdiniz de, “Boşveeer. İsrafsız olmaz” dedi.. Gerçekten liyakatsiz hangi ismi gösterdiniz de, “Boş davul olsun, bizden olsun” denilip, kulak arkası edildi..
Ben size İsrafın kralını, CHP’li belediyelerden vereyim. Rüşveti, yolsuzluğu; Bilecik, Kadıköy-Maltepe Belediyelerinden, savcılığa intikal etmiş hali ile vereyim.. Liyakatsizliği; CHP’nin en öndeki ismi olan Ekrem İmamoğlu’ndan vereyim: Adam, yönettiği ildeki otobüs biletinin fiyatını bilmiyor.. Bir yılda kaç defa zam geldiğini bilmiyor.. Vatandaşla iddiaya tutuşuyor.. Rezil oluyor.. Ama utanmıyor..
Daha ne diyebilirim ki?