• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
04 Aralık 2020

Kudurmalarının şifreleri: Suriye, Libya, Akdeniz, Ege, Karabağ, Maraş, Sincar..

AK Partili olmayabilirsiniz..

Muhafazakar bir dünya görüşüne de sahip olmayabilirsiniz..

Ama azıcık vicdanlı, azıcık insaflı olarak yorumlarsanız..

Düne göre.

Yani FETÖ’cülerin TSK’da güçlü olduğu günlere göre..

Ulusalcı darbecilerin TSK’da cirit attığı günlere göre..

TSK’da askerlerin yemin törenlerine bile, başörtülü annelerinin alınmadığı günlere göre..

Başbakan’ın kuvvet komutanlarına YAŞ sebebi ile verdiği yemekte, Deniz Kuvvetleri Komutanlarının “Ben rakı istiyorum. Rakı yok mu? Garson, rakı yok ise, git dışardan al, getir” diyebildiği günlere göre..

“Başbakan değil, istersen bilmem ne bakanı ol, Adam olsan ...” diye başlayan cümlelerle, bir tuğgeneralin, ülkenin Başbakanına posta koyduğu günlere göre..

Askeriyede “Aç aç” günleri adı altında, kadın haysiyeti ile de bağdaşmayan rezilce görüntülerin, hemen her yerde tekrarlandığı günlere göre..

“Her sabah uyandığımızda, acaba hangi karakolumuza PKK’lılar saldırmışlar.. Acaba hangi karakolumuzdaki ana kuzusu 20 yaşındaki Mehmetçikler, yapılan hain saldırıda şehid edilmişler?” diye tedirginlik içinde televizyonları açtığımız günlere göre..

“Acaba hangi ilimizdeki hangi karayolunda, PKK’nın döşediği bombalar patlatılarak, kaç askerimiz, kaç polisimiz şehid oldu” diye, okurlarımız gazeteleri ellerine alırken yaşadıkları stres, bizler ajans haberlerine bakarken yaşadığımız kaygı dolu günlere göre..

Bugünkü TSK, çok daha ileri konumda değil mi?

Hem ülke insanımıza güven veriyor..

Hem de dünya genelinde düşmanlarımıza korku salıyor..

Asli işini unutup, darbe amaçlı pozisyonlara yönelen ulusalcı generaller tasfiye olduktan sonra..

ABD’nin emri altına girmiş FETÖ’cü generaller tasfiye olduktan sonra..

Şimdi geldiğimiz noktada.

PKK bitirilme aşamasına geldi ise..

Suriye’de PKK yerine filizlendirilmeye çalışılan PYD, 30 km aşağılara süpürüldü ise..

Ve bu süpürme işlemi, ABD’ye rağmen.

Rusya’ya rağmen başarıldı ise..

Türk askerinin varlığı, Akdeniz’deki sualtı tabii zenginlikleri arama konusunda Türkiye’nin elini güçlendiriyor ve çakalların “hepsi bizim” yaklaşımını boşa çıkarıyor ise..

Libya ile yapılan anlaşma tüm dünyayı ters köşe yapmış ise..

“Ha ha ha.. Libya’daki Serrac ile yaptığınız sözleşme geçerli değil ki..” diye başlayıp..

“Durun bakalım, onların meclisi daha onaylamadı ki” diye devam edip..

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mı?

Yoksa gavur mu anlayamadığımız insanların..

Türkiye’nin elini zayıflatacak yabancı tezlerini, yüksek sesle dillendirmelerine rağmen..

Bugün itibari ile o Hafter denilen haydut, “Gemilerinizi batırırım” tehdidini yalayıp yutmuş ve haddi bildirilmiş ise..

Bundan gurur duymamız gerekmez mi?

Ege’de, hemen her gün, “Yunan askeri şu adaya geliyor, bu adaya da asker çıkardı” mavalları eşliğinde..

Lozan’da verdiğimiz adaların hesabını bugün AK Parti’den sormaya kalkışanların aksine..

Bugün o Yunan askerleri, çıktıkları adalarda boy gösterip, geri dönmüş iseler..

AB’yi arkasına alan Yunanistan’a, destekçileri de bir cansuyu olamamış ise..

Bugün Ege’de, içerdeki hainlerin tüm olumsuz propagandalarına rağmen, tek geri adımımız sözkonusu değil ise..

Bundan sevinç duymamız gerekmez mi?

1992’de işgal edilen Karabağ topraklarını, 28 yıldır kimse geri almayı aklının ucundan bile geçirememiş iken..

Tam da FETÖ’cülerin TSK’dan tasfiye edilmesinden sonra..

Güçlü Türkiye’nin güçlü ordusunun desteği ile..

Varlığının kazandırdığı moral ile..

Azerbaycan kendisine ait toprakları geri almaya başladı ise..

Hem de.

CHP’li milletvekillerinin, örneğin Ünal Çeviköz’ün, Azerbaycan’ın topraklarını geri alma operasyonunu itibarsızlaştırmak için sarf ettiği “Azerbaycan’a Türkiye’nin cihadçı yolladığı, silah gönderdiği iddiaları, başımızı derde sokar” kara propagandasına rağmen, Azerbaycan bileğinin gücü ile işgal altındaki topraklarının yarısını geri aldığı..

Diğer yarısını da Rusya’nın araya girmesi ile takvime bağlı olarak geri alma başarısını gösterdiği gerçeğine rağmen..

İçimizdeki hainlerin, sanki düne göre, Karabağ’daki durum daha kötü olmuşçasına ahlaksız söylemlerle karşımıza çıkarak..

“Karabağ’da tek kazanan var. O da Rusya. Kaybeden de Ermenistan. Ama diğer tarafların kazandığı veya kaybettiği belirsiz” diyebildikleri bir ortamda..

Ermenistan, çıkmaya söz verdiği Laçin’i de  önceki gün boşalttı ve Azerbaycan’ın üstünlüğünü fiilen de kabul etti ise..

Bundan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da moral bulması gerekmiyor mu?

Son iki yıldaki gelişmelerden bahsediyoruz.

15-20 yıllık süreçlerden değil, FETÖ’nün tasfiyesinden sonraki son iki yılın kazanımlarını aktarıyorum..

Kıbrıs’ta, uğruna milyonlarca avroluk tazminatlar ödediğimiz halde..

46 yıldır, iskana açamadığımız..

Kullanamadığımız. Kullandıramadığımız..

Boş tutulduğu halde, bir de mal sahiplerine tazminat ödemek zorunda kaldığımız Maraş’ı.

Yıllar sonra iskana açılma noktasında niyetimizi ve adımlarımızı dünyaya haykırmış isek..

Bundan, memnun olmamız gerekmez mi?

Ve Sincar..

Çok tartışılmadı..

Eski yıllarda, “Kandil’i boşaltsanız bile. Bir de yedekte Sincar var.. Kandil’e operasyon ile PKK’yı bitiremezsiniz. Sincar, PKK için çok daha önemli bir bölge” iddialarında bulunulduğu halde..

Şimdi sessiz sedasız..

Değişik haberler servis edilerek, oluşturulan kafa karışıklığı eşliğinde..

PKK, Sincar’daki hakimiyetini sonlandırdı ise..

En azından, bu yönde ciddi bilgiler gelmeye devam ediyor ise..

Bu da, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güçlü konumu sayesinde değil midir?

1980- 1990 arasında, TSK’nın dünya genelinde varlığını ciddiye aldırdığı, bana üç tane olay söyleyin desem..

Olsa olsa, 12 Eylül darbesini söylersiniz. O da başarı değil, bence bir suç belgesidir.

1990-2000 yılları arasında ne gösterebilirsiniz?

Basılan karakollar.. Şehid edilen askerler.. Muavenet gemimizin bir tatbikat sırasında ABD tarafından vurulması rezaleti.. Belki araya, Apo’nun Suriye’den çıkarılması ve Türkiye’ye getirilmesini sokuşturabilirsiniz. Hepsi o kadar.

2000-2010 arasında ne var?

Cumhurbaşkanı seçtirmeme amaçlı 27 Nisan muhtırası var.. O da lehine bir belge değil, tam aksine aleyhine bir belge..

2010-2020 arasında ne var?

15 Temmuz hain darbe girişimi var..

Geldik..

2010-2020 döneminin son iki yılına.. Yukardaki başarılarla ve son olarak Din Subaylığı kadrosu ihdası ile yürekleri rahatlatan bir TSK..

Vesile olanlara, Allah yardım etsin.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şenel çalışkan

Allah razı olsun Ali Bey, Bizim ďüşüncelerimizi dilegetirmişsiniz. Iyi ki varsınız. Allah işlerinizde muvaffakiyetler ,sıhhat ve afiyette daim eylesin InşaAllah.
  • Yanıtla

Alican

Doğruya doğru varol ali bey...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23