• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

İP’li milliyetçiler, ortaklarınız yine “barış” istismarı yapıyor

12 Ocak 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

İP’li milliyetçiler, ortaklarınız yine “barış” istismarı yapıyor

ALİ KARAHASANOĞLU

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı Terörsüz Türkiye sürecinde sürekli çağrıda bulunduk.

Güneydoğu’da birçok ilçemizde çukurlar kazılıp özerklik ilan edilmeye kalkışıldığında sessiz kalıp, ne zaman ki teröristler çukurlara gömülmek üzere güvenlik görevlilerimiz tarafından operasyon başlatıldı, hemen kafayı çıkarıp, “Barış için akademisyenler bildirisi” hazırlayıp imzaya açanlar ve “barış istiyoruz” diyerek hümanist rollerine yatanlar, ama gerçekte teröristleri kurtarmaya çalışanlara, defalarca “Terörsüz Türkiye’ye siz de bir omuz verin” dedik.

Hiç tınlamadılar bile.


İstanbul 1 Nolu Barosu başkanlığını o bildiriye imza atan İbrahim Kaboğlu yaptığı halde, bir tane açıklama yapıp da “Terörsüz Türkiye”ye destek vermediler.

Hatta TSK’nın bir operasyonunda, Suriye’de iki kişi etkisiz hale getirildiğinde, “Bunlar gazeteci idi” diyerek, onlara sahip çıktıkları halde..


“Ne siz teröristlik yapın. Ne de biz sizi etkisiz hale getirelim.. Şu silahı bırakın” denildiği halde, buna destek vermeyip, etkisiz hale getirilen teröristlere bir bahane bulup, destek çıkan, hem de sıfatları hukukçu olan kişilerin sessizlikleri eşliğinde..

Onlara destek çıkan ulusalcıları gördük..


Barış için akademisyenler bildirirsen imza atanlara, ulusalcı emekli generaller bile destek verdiler..

Sözcü gazetesi destek verdi.


CHP destek verdi..

Ama o imzacılar, barış isteklerini son bir yıl içerisinde dile getirip terörsüz Türkiye’ye destek açıklaması yapmadılar.

Sözcü gazetesi şehitlerimizi, şehit ailelerine istismar ederek, “PKK’ya af geliyor”  algısı yürütürken, Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’ne imza atanlara yaptığımız çağrılar yine karşılık bulmadı.


Şimdi geldiğimiz süreçte, Suriye’deki SDG’nin, Türkiye’deki çukur kazma olaylarında yaşananları tekrarlamak istemesi üzerine, Şara yönetimi olayın üzerine gitti. PKK’lı YPG‘li teröristleri özerklik ilan etmeye kalkıştıkları bölgelerden, kulaklarından tuttuğu gibi çıkarıp attı.

Veeee.

Bir yıldır kendilerini aradığımız, defalarca “Terörsüz Türkiye’ye destek verin” çağrısı yaptığımız halde karşılık bulamadığımız Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza atanlar, şimdi yine kafayı çıkardılar.


Barış Akademisyenleri, “Barış Bildiri’sinin 10. yılını hatırlayalım” diyerek yine utanmadan bir bildiri yayınlamışlar..

“Bugün KHK’lı hocalarımızın iadelerinin engellenişine odaklanıyoruz” diyerek, aslında amaçlarının “barış” değil... “Savaş” olduğunu, ama başarısızlık olduğunda, hemen kafayı çıkarıp, “barış bayrağı” açtıklarını ilan etmişler..


Bu sefer biraz utangaçlar. 

Açık açık, “Suriye’de SDG ile barış istiyoruz” dememişler. diyememişler..

“SDG Halep’te mahallelere silahlı unsurlarını soktuğunda sessiz kaldık. Şimdi Suriye ordusu o SDG’lileri çıkarırken, ‘10. yıl’ bahanesi ile, bir açıklama yapalım” demişler ama..

“SDG’ye karşı, savaşta ancak kullanılacak silahlarla katliam yapılıyor” dememişler. diyememişler..

10. yıl bahanesi ile yayınladıkları bildiriden bazı bölümler şöyle:


“Bugün Barış Bildirisi’nin 10. Yıldönümü; 10 yıla birlikte bakalım. Bu suça ortak olmayacağız başlıklı bildiri 11 Ocak 2016’da yayınlandı. Barış için akademisyenler şiddetin durmasını barışa dönülmesini talep etti. Hükümet bu çağrıyı barışçıl bir talep olarak değil devlet düşmanlığı olarak değerlendirdi.”

Ne kadar yalancılar, ne kadar sahtekarlar, görüyor musunuz..

2015’in Ağustos’undan itibaren, PKK’lı teröristler, Güneydoğu’da birçok ilçede, özerklik ilan etmiş..

“Siz ne yapıyorsunuz, deli misiniz” dememişler..

Orkun Özeller albayımız, Sur ilçesinde silah arkadaşlarını şehid vermiş, akademisyenler terör örgütüne bir çağrı yapıp, “Askere kurşun sıkmak ne demektir” dememiş..


Ama sonra.

Çukur kazanlar, teker teker o kazdıkları çukurlara gömülmeye başlanınca..

Akademisyenler bildiri imzalayıp, “barış” demişler..

Devlet buna hemen uymamış..

793 şehidimiz vardı, o hendekler olayında..

Bir tanesini andı mı, o akademisyenler..


Şimdi utanmadan, PKK’lı teröristler için “barış” istediklerini bir utanç anısı olarak görüp, pişmanlık dile getireceklerine..

“Baskılar arttıkça dayanışma da büyüdü. İmza sayısı iki bini geçti. Barış akademisyenlerine yönelik soruşturmalar, gözaltılar işten atmalar başladı. 549 Barış imzacısı farklı yollarla üniversitedeki görevlerinden koparıldı” diyerek, şımarıklık yapıyorlar..

Bugün Sözcü gazetesinde, bu 10. yıl bildirisini göreceksiniz.

Cumhuriyet gazetesinde göreceksiniz.


Birgün gazetesinde göreceksiniz.

Hatta Karar gazetesinde göreceksiniz..

Barış için akademisyenler bildirisine imza atanların, tekrar üniversitelere geri dönüp, gençleri zehirlemeleri için haber yapacaklar..

Ben de PKK’ya silah bıraktırmak istenildiğinde, “şehid ailelerinin hakkı ne olacak” diyen Sözcü’ye sorayım..

793 şehidimizin kanı ne olacak.


CHP’li ulusalcılara soruyorum..

İyi Partili sözde milliyetçilere soruyorum..

Hatta özellikle, o tarihde Sur ilçesinde muvazzaf albay olarak görev yapan, şimdi İyi Parti’de siyaset yapan Orkun Özeller’e soruyorum:

“Kimden yanasınız?”

Açık açık cevap versinler..


Teröristler etkisiz hale getirilmeye başlayınca “Barış” diyerek, devletin askerlerini suçlayan sözde akademisyenlerden yana mısınız?

Yoksa “Devlet az bile yapmış. Onları sadece üniversitelerden atmakla yetinmemeli, ayrıca vatandaşlıktan da atmalı idi” diyenlerden mi yanasınız?

Dünkü bildiride, bir gerçek de hatırlatılıyor..

O gerçek, aynı zamanda bizim içimizi de acıtan bir gerçek:


“2019’da Anayasa Mahkemesi bildiriyi ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında değerlendirdi. Bu kararla tüm ceza davalarında beraat kararları çıktı.”

Heyhaaat..

TSK’yı katliam yapmakla suçlayan adamların ifadeleri, “düşünce hürriyeti” olarak takdir görüyor..

793 şehid verilen bir operasyon, şehid verenlerin katliamı olarak tanıtılıyor..

Ve Anayasa Mahkemesi de, “Bu düşünce hürriyeti kapsamındadır” diyor..

Duydunuz mu, İyi Partililer. Duydunuz mu, Zafer Partililer..

Siz, işte bu mantıktaki siyasetçilerle ittifak yapıyorsunuz..

Ben hatırlatayım da, safınızı bir daha, doğru tespit edesiniz..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23