• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

İktidara yürüdüğü öne sürülen CHP’den, kaçan kaçana!

13 Mayıs 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

İktidara yürüdüğü öne sürülen CHP’den, kaçan kaçana!

ALİ KARAHASANOĞLU

CHP’nin iktidara koştuğu öne sürülüyor.

Ama belediye başkanlarına bakıyorsunuz..

Birer ikişer istifa edip AK Parti’ye geçiyorlar..

Bu nasıl olabiliyor?

Eğer iddiaları doğru ise; ufukta iktidara geleceği tahmin edilen.. Geleceği olan partiye sırtını dönerek, yine iddiaları doğru ise, iktidardan düşecek partiye niye kendilerini atıyorlar..


CHP’liler buna iki gerekçe ürettiler..

“Belediye başkanlarımız tehdit ediliyor. Tehdide dayanamayanlar, istifa ediyor.”

Burada soru şu:

Eğer iddianız doğru ise, durduk yere bir tehdit sonucu, partisinden ayrılacak kadar güçsüz insanları mı siz, belediye başkanı yaptınız..


Devam edelim, bu gerekçeyi devre dışı bırakacak, şu soruyu soralım: 


“Siz de tehdit edin.. Siz de istifayı önleyin. En azından, istifayı önleyemeseniz bile, Ak Parti’ye geçişi engelleyin, bari bağımsız kalsınlar.”

CHP’den istifa eden belediye başkanları, bağımsız bile kalmıyorlarsa.

Rakipleri AK Parti’ye geçiyorlarsa.. Buna cesaret ediyorlarsa.. Demek ki tehdit edildikleri iddiası doğru değil..

CHP’lilerin beceriksizlikleri, yönetimdeki başarısızlıkları sonucunda, özellikle de İBB eksenindeki yolsuzluklara bulaşıldığı gerçeğinin ayyuka çıkması sonucu, belediye başkanlarının CHP’den istifa etmelerinde, gerçeklere gözlerini yumanların getirdikleri ikinci bahaneleri ise şu:

“Belediye başkanlarının suçları bulundu.. Belediye başkanlarına şantaj yapılıyor.. Onlar da mecburen istifa ediyorlar..”


Bu savunma da, masabaşı hazırlanmış uyduruk bir varsayım..

Belediye başkanlarınız, suçüstü oldu ise.. Onların suçunu en iyi, partililer olarak sizler bilirsiniz. O zaman siz de o suçları ifşa edin, o belediye başkanları AK Parti’ye geçemesin. AK parti de, suçları ifşa olmuş isimleri partiye almakta tereddüt etsinler..


CHP yönetiminin, istifa eden belediye başkanlarına yönelik, “şu suçları var” diye ortaya koydukları somut bir anlatım var mı?

Yok..

O zaman şantaj iddiası da boş bir mavaldan ibaret..

Kaldı ki, kendi içerisinde çelişkili bir savunma tarzı bu..

Siz daha belediye seçimi yapılalı iki yıl olmuş.. 10’dan fazla belediye başkanınızın suç işlediklerini, bu suçların ortaya çıkarıldığını söylüyorsanız. Bu partinin aday belirlemesinde bir sorun olduğunu itiraf etmiş oluyorsunuz.

Bu vesile ile, peşinen söylemiş olalım.

Dün AK Parti’ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, seçimi kazanıp, makama geçtiği günün hemen ertesinde, kendisini takip etmek üzere makam odasında böcek bulunduğunu iddia etmişti.

Ama sonrasında, belediye iştiraki şirket kasasından çıkacak şekilde 100 bin TL’ye yakın bir masrafla arama yapıldığı halde, iddia edilen “böcek” bulunamamıştı..

Bu konuda kendisini eleştirmiş, önceki belediye başkanına iftira edildiğini yazmıştık..


Yine belediye başkanının, seçilir seçilmez makam odasını yeniden dizayn ettirdiğini, AK Parti’ye gereksiz harcama yapıyor suçlamasında bulunurlarken, kendilerinin tam da bu yanlışa imza attıklarını yazmıştık.

Haberlerimizin arkasındayız..

Burcu Köksal, “O tarihteki yanlışlarımdan arındım” diyorsa, seviniriz..

Ama o yanlışlara imza atan bir ismin, AK Parti’ye geçti diye, bizim nezdimizde de pir-ü pak ilan edilmesi mümkün değil..

Burcu hanım, belki açıktan bazı şeyleri itiraf edemiyor olabilir..

Ama dikkatimizi çeken şu hususu da tartışmamız gerekir.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve sonrasında şimdi de Uşak Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın partilerinden istifa edip, AK Parti’ye geçişleri..

Bende, “Acaba iki ildeki bu değişimdeki ortak özelliğin, başkanların kadın olması açısından irdelemek gerekmez mi” sorusu  hakim oldu..

CHP’nin kadınlara cinsiyetçi/istismar amaçlı bakış açısının da, istifalarda rolü olduğu iddiasının tartışılması gerektiğini düşünüyorum..


Düşünsenize, Antalya’da belediye başkanının kadınlara bakış açısı ortada. Oğlunun rezilliği ortada. Uşak belediye başkanının kadınlara bakış açısı ortada..

Bolu belediye başkanının metres ilişkileri ortada..

İBB Başkanı’nın voleybolcu vukuatı ortada.

Kadınları metres olarak gören bir cinsiyetçi bakış açısının, bu iki kadın başkanı, onlar açıklamamış olsalar bile, rahatsız ettiğini söylemek mümkün.

Hatta..


Şu ana kadar isimleri geçen belediye başkanlarının resmi nikahlı eşlerini, hiç ekranlarda görmedik.

Onlar ne diyorlar bu ilişkilere..

Evet, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, kendisine sağlanan imkanlar sebebi ile, bu konuda konuşmamakta ısrarcı gibi gözüküyor.

Ekranlarda görünüyor. Gazetecilere demeç veriyor, ama voleybolcu konusuna asla girmiyor..

Voleybolcunun adını anarsa, kendisine sağlanan imkanların kesileceğinden emin.

Peki diğer belediye başkanlarının resmi nikahlı eşleri ne düşünüyor?

Atatürk’ün partisinin yöneticilerinin, Atatürk’ün devrimlerini (!) hiçe sayarak, Medeni Kanunda belirtilen nikah işlemini yapmadan, kadınlara Atatürk’ün verdiği hakkı ayaklarının altında paspas yaparak sergiledikleri hayat tarzı, CHP içindeki kadın belediye başkanlarını rahatsız etmiş olmasın..

“Bizim partimizin erkekleri, uçkur peşinde koşuyorlar.. Nikahlı hanımlarını aldatanların, milleti haydi haydi aldatacağı çok açık. Biz bu partide kalamayız” düşüncesinin de, istifalarda rol oynamış olabileceği üzerinde konuşmamız gerekir..


CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gerek Aydın ve gerekse Afyonkarahisar belediye başkanları ve ilçe belediye başkanlarından, partilerinden istifa edenlerle ilgili sarfettiği “Tehdit ve şantaj altındalar” yakıştırmalarını, bir de metres ilişkileri ile gündeme gelen CHP’li başkanların resmi nikahlı eşleri için konuşmamız gerekmez mi?

Resmi nikahlı eşler, acaba hangi baskı, tehdit ve şantajın altındadır, bu ortaya çıkarılmalıdır. Hangi tehditlerin altındadırlar ki, hiçbirisini kamuoyunda bir açıklama yaparken görmüyoruz..

Aile içi ihtilafların kamuoyu önünde tartışılması, aile kavramına da zarar verir, buna katılıyorum..

Ama bize “örnek aile, çağdaş aile” diye tanıttıkları çevrelerin, nasıl kokuşmuş bir aile düzeni geliştirdiklerini de, masaya yatırmamız lazım..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Türkiye'nin gündemi CHP değil şunlar

#FaizDegilYapılandırma #HerildeFiberHerkesiçin5G #EsnafınAnahtarı

Yapılandırma

Türkiye'de gündem şu: Esnafın borç krizi: Yıllardır biriken vergi, SGK primi, KDV gibi kamu borçlarına uygulanan yüksek faiz ve gecikme zamları ana parayı geçiyor.. Birçok esnaf sadece faiz ödüyor, ana borç azalmıyor. İcra, e-haciz (POS cihazına bile haciz) ve işyeri kapatma noktasına geldiler.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23