Halisdemir, Olçok, Çetin ve şehidlerin kaç filmi var?
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın finansal desteği ile, yıllardır Antalya’da Altın Portakal Film Festivali düzenlenir.
Milletin parası ile, milletin inancına, örfüne adetlerine, insanlarına hakaret edilir..
Bu sefer, Kültür Bakanlığı “Hooop” dedi..
“Hooop dedi” dediysek..
Öyle; ince eleme, sık dokuma, tek tek filmleri inceleyip de, “Tamamdır. Bunlarda inancımıza küfür yok. Milletin değerlerine hakaret yok, sadece şunda var” dediğini iddia etmiyorum.
Şöyle bir bakmış..
“Kanun gücü” isimli belgesel olma iddiasındaki filmi, FETÖ propagandası yapıldığı ayan beyan ortada olduğu için, “Bu kadarına onay vermek, kendimizi inkar olur” diyerek, festival yönetimini uyarmış.
Festival yönetimi uyarıyı haklı bulmuş.
Belirtilen belgeselin yarışmayı sıkıntıya düşüreceğini düşünerek, festival dışına bırakmış..
Olur mu?
Bu ülkede FETÖ’cüler öyle güçlüdür ki..
Sosyalist diye bildiğiniz taşı kaldırırsınız, altından FETÖ çıkar.
Rusçuyu eşeleseniz, FETÖ çıkar.
Amerikancıyı kazırsınız, FETÖ çıkar..
Bu sefer de, soldan çarklı sözde sanatçılar, FETÖ gerekçesi ile KHK ile atılan iki kişinin filmini, ölümüne savundular..
Hani filmin konusu, FETÖ’nün nasıl bir gizli örgüt olduğunu ön plana çıkartan ve ardından da bu derin yapının tasfiyesi sırasında bir tane-iki tane suçsuz insanın da, bu derin yapılanmanın elemanı sanılarak mağdur edildiğini konu edinir..
“Esas hedef FETÖ’nün insanları nasıl mağdur ettiği” deriz..
“Kişilerin mağduriyeti işlenmiş ama. Bu arada FETÖ de açıkça telin edilmiş” deriz..
Soruyoruz, sorguluyoruz..
Belgeselde, FETÖ’nün telin edilmesi ile ilgili bir bilgi yok..
Ama, FETÖ gerekçesi ile görevden çıkartılan bir doktor ile bir öğretmenin yaşadığı “mağduriyetler”(?!) var.
Yani, “Devlet 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, kişilere zulmetti” demeye getiriyorlar.
“Siz Fetö’cü değil misiniz?” sorusunu yöneltsek, “Size açıklama yapmak zorunda mıyız” diyeceklerinden emin olabilirsiniz.
En kralı, “Bizim hayatımız, kim olduğumuzu gösteriyor” diyerek, konuyu kapatmaya çalışacaktır...
Bir gram fazlasını, ölseler söylemezler..
O zaman, sizin çevirdiğiniz filme, Kültür Bakanlığı, para vermeye mecbur mu?
Kültür Bakanlığı’nın parası ile düzenlenen festivalde, sizin devlete küfrettiğiniz görüntülerin bir de ödüllendirilmesine seyirci kalınabilir mi?
Festival yönetimi, film sektörünü elinde tutan FETÖ ve yandaşı sol çevrelerin “Biz de festivalden çekiliyoruz” tehdidi sonrasında..
Filmi tekrar yarışmaya almış.
İşte o zaman, Kültür Bakanlığı’nın, alkışlanacak kararı açıklandı..
“Madem siz o FETÖ’yü aklayan filmi ödüllendirmeye çalışıyorsunuz. Biz bakanlık olarak, o festivalde yokuz” dedi.
Haydi bakalım, kendi kendilerine yarışma düzenlesinler.
Parasını ödesinler. Düdüğü çalsınlar..
Haydi görelim.
Bu arada, Kültür Bakanlığı’nı tebrik ettik ama..
Şu ana kadar yapılan masrafları da, hemen geri isteme noktasında kolları sıvasınlar.. Bakanlık olarak “geri çekildik” ile bitmesin bu iş.
Bundan sonra hiçbir ödeme yapılmamalı.. İlaveten yapılmış olanlar da, geri istenmeli..
“Niye bu kadar sinirlisin” diyecekler çıkabilir..
“Niye empati yapmıyorsun. Belki de filme konu olan o iki kişi, gerçekten masumdur” diyenler çıkabilir..
O zaman net söyleyelim..
15 Temmuz darbe girişiminde, bu ülkede 252 insanımızı kaybettik..
Cumhurbaşkanı’nın koruması şehid edildi..
Genelkurmay Başkanı’nın boğazına yapışıldı..
15 temmuz hain darbe girişiminin mağdurları olarak, şehid edilen insanlarımızdan kaçının filmi yapıldı?
Ömer Halisdemir, Erol Olçok ve daha nicelerinin kaç filmi yapıldı?
Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otele FETÖ’cü darbecilerin yaptığı baskında şehid edilen benim de bu yazı için araştırma yaparak ismini bulduğum, yani unuttuğumuz Mehmet Çetin için, kim, hangi filmi çekti?
Mağdur diyorsanız.
En büyük mağdurlar bunlar değil mi?
Önce bunların filmlerini çekin..
Belgesellerini yapın.
Toplumun hafızasına, 15 Temmuz’un nasıl bir hain darbe olduğu silinmeyecek şekilde yazdırın..
Sonra..
Bu hain darbe girişimi ile yüzleşmek isteyen devletin, var ise, bazı kişileri de, istemeyerek mağdur etmiş olabileceği gerçeğini işleyen filmler, belgeseller çekersiniz..
“Yok bize Ömer Halisdemir lazım değil.. Bize ne, ülkeyi kurtarmak için şehid olmuş ise” derseniz.,
“Bize ne Erol Olçok’tan. Onun oğlundan.. Darbe yapıldığını öğrendiği an, sokağa çıkmasaydı” derseniz..
“Bize ne Mehmet Çetin’den.. Erdoğan’ın koruması ise, Erdoğan filmini çeksin” derseniz..
Daha nice FETÖ mağdurları için, “Bize ne” derseniz.
Tam bu noktada belirteyim...
Empati yapıyorum.. Birebir tanıdığım, bazı kişilerin FETÖ’cülerin derin yapılanması sebebi ile, kendilerinden kuşkulanıp, bazı mağduriyetler yaşadığını gördüm.. Ama onlara hep, “Sabredin. Gerçek ortaya çıkar” diye teselli ettim. Tanıdıklarımın bir-iki istisna, hemen tamamının, aklandığına da şahit oldum..
Hepimizin yaşadığı bu gerçeklere rağmen, “Biz mağdur olduk. Biz mağduriyetimizi belgesel filme çekeceğiz. Devleti suçlayacağız. Çaktırmadan da FETÖ’yü aklayacağız” derseniz..
İşte orada, size “hooop kardeş” diyen biri çıkar. Çıktı da..
Böylece, kimlerin kimlerle iş tuttuğunu da öğrenmiş olduk..
Nice solcuların.. “Biz sanatçıyız ya. Bizim siyasetle işimiz yok” diyenlerin..
Nasıl ölümüne, FETÖ’cülüğe soyunduklarını gördük..
“O film olmazsa, biz de festivalde yokuz” diyen, ama sorsanız, “Bizim FETÖ ile ne işimiz olabilir” diyen ilkesizleri gördük..
Daha bir ay önce, bir sanatçı olan Tamer Karadağlı Devlet Tiyatroları’nın başına getirildiğinde, kızılca kıyamet kopartanlar..
“İktidarın adamı” diye suçlama getirenler.
Şimdi iktidarın tahsis ettiği para ile düzenledikleri yarışmada, devlete hakaret edilmesinin önünü açmaya çalıştılar..
Ama başaramadılar..
Başaramayacaklar..
Onlara diyoruz ki, “Geçti Bor’un pazarı, sürün eşeğinizi Niğde’ye..”
Kemalistler, Solcular, sosyalistler, onlara vagonluk yapan sözde milliyetçi İP’liler, AK Parti eskileri..
Bakanlık kararını eleştirenlerin hepsine söylüyoruz..
İşiniz, FETÖ’nün kuklalığını yapmaktır..