Elektrik faturaları üzerinden yalan bilgiyi yayma suçu
Elektrik faturaları üzerinden yalan bilgiyi yayma suçu
ALİ KARAHASANOĞLU
Halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak diye bir suç düzenlemesi yapıldı.
Ama, bu suçu işleyenlere ne işlem yapılıyor, diye bakıyoruz.
Uygulaması hemen hemen hiç yok gibi.
Somut bir örnek vereyim.
Özellikle Amerika ve İsrail’in İran’a saldırması sonrasında, enerji fiyatları tüm dünyada %50 oranında arttı.
Daha fazla oranda artan ülkeler de var ama.
Biz dalgalanmaları bir kenara bırakarak, zam oranını %50 olarak kabul edelim.
Elektriğe en son önceki günkü Nisan ayı zammından daha evvel ne zaman zam gelmişti?
Tam bir yıl önce.
O zaman da %25 zam gelmişti şimdi de %25 zam geldi.
Yani Türkiye’de, Amerika + İsrail’in İran’a saldırısı sebebiyle dünya genelinde yaşanılan enerjideki fiyat artışları tüketiciye hiç yansıtılmadı.
Sadece bir yıl önceki zam sonrasında enflasyon dikkate alınarak yapılan bir zam açıklanmış oldu.
ENAG’ın açıkladığı enflasyon rakamlarına göre, her ne kadar yıllık artış %60 ise de..
TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre, son bir yılda enflasyon %30.
Biz de ENAG’ı değil, TÜİK’in rakamlarını doğru kabul ettiğimize göre.
ENAG’ın sahtekarlığını bu vesile bir defa daha hatırlatıp, TÜİK’in rakamlarını esas alarak yazımıza devam edelim.
TÜİK enflasyon %30 diyor ama, elektriğe devletin yaptığı zam yüzde 25’te sınırlı kalıyor .
Böylece %5 oranında dar gelirli ailelerin cebine destek verilmiş oluyor .
Evvelki yıllarda verilen destekle birlikte dikkate aldığınızda bu yüzde 60’lara hatta %70’lere kadar çıkıyor.
AK Parti propagandası yapmak için bunları anlatmıyorum.
Keşke AK Parti düşmanları elektrik fiyatı üzerinden bile siyasi iktidara yalan bilgilerle saldırmasaydı da, ben de gerçeği bu şekliyle hatırlatmak zorunda kalmasaydım .
Hatırlatma yaparken sanki iktidarı hak etmediği halde övüyormuşum gibi bir görüntü vermeseydim
Keşke, ENAG rakamlarını önümüze koyup, “TÜİK rakamları gerçeği yansıtmıyor” diye ahlaksızca algı yapan solcular, “AK Parti iktidarından Allah razı olsun. ENAG enflasyon rakamının %60 olarak açıkladığı halde, siyasi iktidar nasıl büyük bir başarıya imza atıyor ki, elektriğe sadece %25 zam yapıyor. Aklımız almıyor. Bu nasıl sağlanabiliyor, Anlamak mümkün değil. Siyasi iktidarı tebrik ederiz. Gerçekten çok büyük bir başarıya imza atıyorlar” deseydiler de gerçeği kabul etseydiler..
Nerdee?
Tam aksine, her şeyi çarpıtarak, hep yalan söyleyerek, devletin elektrik üretim fiyatında sağladığı sübvansiyonun bile üzerinden algı yapıyorlar.
Ne diyorlar:
“Ödenen her 100 TL’lik elektrik faturasının 75 TL’si artık üretimden ziyade, özelleştirilmiş dağıtım şirketleriyle doğrudan ilişkili hale geldi.”
Alın işte size, yalan bilgiyi yayma suçuna somut bir örnek.
Cumhuriyet gazetesindeki haberin ayrıntılarına bakıyorum .
Elektrik Mühendisleri Odasının hesaplamalarını da kendilerine kaynak olarak almışlar.
Diyorlar ki: “Dağıtım bedeli onların cebine gidiyor: Yurttaş elektrik faturasını kime ödüyor?”
Sanırsınız ki, Türkiye’de elektrik fiyatları anormal seviyede yükseliyor ve bu yükselişte anormal kazançlar da özel şahısların cebine gidiyor.
Böyle bir algıyı oluşturmaya çalışan soldan çarklı Cumhuriyet gazetesi, yalan bilgiyi yayma suçunu ayan beyan işlediğini hiç çekinmeden ortaya koyarken, şu ifadeleri kullanıyor:
“Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 4 Nisan’da yüzde 25 olarak açıkladığı konut elektrik zammının arka planında, fatura yapısını derinden değiştiren bir tablo var. EMO hesaplamalarına göre aynı tüketim için ödenen paranın yüzde 74,8’i artık dağıtım şirketlerinin kasasına giriyor.”
Cumhuriyetin tilki editörleri bana soracaklar:
“Verdiğimiz rakamların neresinde yanlış var? 4 Nisan’da elektriğe %25 zam gelmedi mi? Veya elektrik faturasına ödenen paranın %74.8’i dağıtım şirketinin kasasına gitmiyor mu?”
Ne kadar masumane, ne kadar dürüst gibi görünen bir sorgulama tarzı, farkında mısınız.
Devletin elektrik faturalarına destek verdiği bilgisi, bu anlatımda yok.
Aslında elektrik faturasının 1700 TL gelmesi gerekirken sadece 700 TL geldiği bilgisi bu anlatımda yok.
Faturanın 1000 lirasının, dar gelirli insanlara mağduriyet oluşmaması için devletin üstlendiği bilgisi bu anlatımda yok.
Devlet üstlenebileceği elektrik üretim bedelini sübvanse ediyor.
Ama enerjinin evlere kadar taşınması, özel şirketler tarafından yapıldığı için, onun faturası ne kadar olması gerekiyor ise, o kadar faturaya işleniyor.
Eski yıllara göre dağıtım bedeli bu sebeple elektrik üretim miktarının üzerine kadar çıkabiliyor.
Sözü uzatmaya gerek yok.
Aynı miktar elektrik harcaması olan Almanya’daki bir ailenin faturasının ne kadar olduğuna bakalım.
Türkiye’deki bir elektrik faturası ile kıyaslayalım.
Eğer bir anormallik varsa, ondan sonra bu anormalliğin üretim bedelinden mi, dağıtım bedelinden mi kaynaklı olduğunu da tartışmaya açalım.
Almanya’da benzer harcama (230 kw) yapan bir ailenin elektrik faturası 60-70 Euro arasında geliyor.
Nisan artışından sonra bile aynı harcamayı yapan Türkiye’deki bir aile ise, 14 Euro fatura ödüyor.
Şimdi Cumhuriyet gazetesi mi cevap verir yoksa Elektrik Mühendisleri Odası mı cevap verir bilmiyorum.
İsteyen cevaplasın.
Almanya’ya göre dörtte bir elektrik faturası ödendiği halde, bunun ne kadarı üretim bedeli, ne kadarı dağıtım bedeli diye tartışmaya girmek apaçık bir ahlaksızlık değil midir.
Apaçık bir tilkilik değil midir.
Üretim bedelinin devlet tarafından sübvanse edildiğini gizleyip, sanki olması gereken zaten elektrik faturasının 14 Euro olması imiş gibi bir algı yapıp.
Zaten elektrik faturasında hiçbir sübvanse yokmuş, neye mal ediliyorsa onun üzerine makul bir kâr konularak çıkarılan fatura 14 Euro imiş gibi algı yapıp.
Sonra da, o fatura içerisindeki sübvanse edilen bölümler ile sübvanse edilmeyen bölümlerin oranlarını kıyaslayıp, bazı şirketlere fazladan para kazandırıldığı şeklinde görüntü verilmesi apaçık bir ahlaksızlık değil midir?
Cumhuriyet’e şimdiden hatırlatayım.
İki tane soru sorduk diye hemen mahkemeye koşmasınlar.
Verecekleri cevabı ben köşeden yayınlamayı taahhüt ediyorum.
Yeterki cevap versinler.
Laga luga yapmasınlar.
Almanya’daki aile ev tüketimi için elektriğe ne ödüyor, Türkiye’deki aile ne ödüyor buyursunlar cevaplasınlar.
Almanya kadar zengin bir ülke dahi, elektrik tüketimine bir sübvanse yapmıyor iken.
Almanya’ya göre sanayileşmede, kalkınmada, zenginleşmede çok gerilerden gelen Türkiye’nin yaptığı desteği, milli geliri üç misli olan o ülke yapamıyorsa.
Açık açık, “Almanya bizi kıskanıyor” deme yerine, “Almanya mı bizi kıskanıyor” diye sormak, eziklikten başka bir şey değildir.
Şunu da hatırlatayım, sorun sadece solcu medya organlarında değil..
Onlarla işbirliği içerisinde algı oluşturan meslek odalarında da yalan bilgiyi yayma amaçlı sahtekârlıklar yapılıyor.
Şöyle diyor, Elektrik Mühendisleri Odası:
“Elektrik faturalarındaki dağıtım bedeli, enerji üretim maliyetleriyle 2021 yılına göre paralel gitmiş olsaydı, bugünkü fatura 228 TL seviyesinde olacaktı. Aradaki 516 TL’lik fark ise özelleştirilmiş dağıtım sistemi üzerinden şirketlere aktarılan gelir artışına işaret ediyor. Bu tablo dağıtım bedeli karadeliği olarak tanımlayabiliriz.”
Ben de bu algıcılara soruyorum:
2021 yılında asgari ücret 2.825 TL imiş.
Bugün ise 28.075 TL.
Asgari ücret on misli artmış.
Ama siz açıklıyorsunuz 2021 yılında 183 TL olan elektrik faturası bugün 744 TL.
Asgari ücret on misli artarken elektrik faturası sadece dört misli nasıl artmış olabilir?
Mühendis olmanıza gerek yok, köydeki bakkal amcaya sorsanız sizi sopayla kovalar.