Dualarımız; ABD ve İsrail’e karşı, İran’la!
“Saldırı”nın adı olmuş: Operasyon.
“Toplu katliam”ın adı olmuş “önleyici saldırı”.
“Eşkıyalık” bize ‘arslan kükremesi” diye yutturulmaya çalışılıyor..
İran’da kız ilkokulunu vurup 100’e yakın küçücük kızı katledenler, dünyaya barış getireceklerini iddia ediyorlar..
Gazze’de yaptıkları katliamı, şimdi İran’da tekrarlamaya çalışıyorlar..
Şöyle düşünelim:
İran Cumhurbaşkanı’na, herhangi bir kişi saldırı düzenlese, ne olur?
Yargılanır..
Peki.
O saldırgana talimat veren, azmettiren biri var ise, ona ne yapılır?
O da yargılanır..
Aynı cumhurbaşkanına, Trump’ın ve Netenyahu’nun emri sonrasında, İsrail ve ABD uçakları ile saldırı düzenlenirse ne olur?
Hem emri veren Trump ve Netenyahu, hem de saldırıyı düzenleyen kim var ise, yargılanır..
Bu işin normali..
Ama daha önce de benzeri saldırıları organize ettikleri halde, ne Trump için ne de Netenyahu için, sonuç alıcı bir yargısal soruşturma yok..
Netenyahu hakkındaki soruşturmada verilen kararları, uygulayan yok..
Niçin?
Çünkü mahkemeleri de tehdit ediyorlar, hakimleri de “Sizi de öldürtürüz” diye korkutuyorlar..
Ve gelelim, esas olayın bam teline..
Bu çakal sistemi sürdüren ABD ve İsrail. Onlara kimi zaman sessiz kalarak, kimi zaman açık destek vererek yan yana fotoğraf veren Avrupa..
Bize, “Hukukun üstünlüğü ilkesine önem veren ülkeler” olarak tanıtılıyor..
Gazetelerimiz boy boy grafikler gösterip, listeler yayınlıyorlar..
“Bakın, hukukun üstünlüğü endeksinde Türkiye’nin yeri neresi” diyorlar..
Şimdi soruyorum ben, adi katil sürüsü konumundaki Amerika ve İsrail’in hukukun üstünlüğü endeksindeki yeri neresi?
Bu iki terörist devlete çıt çıkaramayan, ama Türkiye’deki iki kişi üzerinden, “Şöyle yapmazsanız, böyle olur ha. Hemen hayata geçirmezseniz, şöyle şöyle olur ha” diye sopa göstermeye kalkışan ahlaksızlara ne demeli?
Onları hukuk devleti, refah içinde ülkeler, halkı mutlu insanlar topluluğu diye bize yutturmaya kalkanlar, dünkü saldırılar sırasında, vicdanları yaralanmış mıdır acaba?
Hatta.
Dünkü saldırılardan hemen sonra..
İranlı bir aktiviste bağlandığını belirten Sözcü TV’deki ahlaksızlığın zirve yaptığı görüntüler, bu ulusalcıların ve onlarla iş tutan, onların ekranına bir gün öncesinde bile çıkabilen Saadet Partililere bir özeleştiri sebebi olacak mıdır, acaba?
Mahmut Arıkan’ın o küresel terörist saldırıdan bir gün önce çıktığı ve dindar insanlara şirin göstermeye çalıştığı Sözcü TV’deki o görüntüler hakkında, Saadet Partililer ne düşünüyor acaba?
İsrail’in İran’a yönelik terörist saldırısının başlamasının hemen ardından, Sözcü TV İranlı bir sözde aktivist bayana bağlanmış.
Bayan şunları söylüyor:
“Bugün çok mutlu bir gün!”
Alçaklar..
Bir kız ilkokulu vurulmuş..
85 küçücük kız çocuğu öldürülmüş..
Sözcü TV’ye çıkan İranlı soytarı bir kadın, “bugün çok mutlu bir gün” diyor..
Ahlaksızca..
Onun ahlaksızca söylemini, Sözcü TV hiçbir eleştiriye tabi tutmadan yayınlamaya devam ediyor..
İranlı aktivist diye tanıtan Sözcü’nün soytarısı, “Biz bugünü bayağı bayağı bekliyorduk. Bayram demesem de çok güzel bir gün.”
Kendi vatanına yapılan saldırıyı, ülkenin mevcut, hatta eski cumhurbaşkanının evlerine yapılan saldırıyı, “bayram gibi güzel bir gün” olarak tanıtmaya kalkışan soytarıyı ekrana çıkaran Sözcü TV’nin bu yayınını, unutmayacağız, unutturmayacağız..
Ki, o soytarı kadın, konuşmasına devam ederken, “Benim şu an annem, babam” diye söze başladığında.
Birazcık durakladım..
Olur ya..
Geçtiğimiz ay İran’daki gösterilerde yüzlerce kişinin öldüğü belirtilmişti.
Olur ya..
Bu kadıncağızın da annesi ve babası o gösteriler sırasında ölmüştür de, onun acısı ile böyle saçma sapan konuşuyordur” diyecektim ki.
Devam etti Sözcü’nün soytarısı: “iki kız kardeşim ve bir kardeşim İran’da..”
Eeee.
Sen İran’da değilsin..
Annen zarar görmemiş, baban görmemiş, iki kız kardeşin, erkek kardeşin zarar görmemiş. Ama hainliğe bakın..
Amerikan uşaklığına bakın. İsrail uşaklığına bakın.
Ne istiyorsunuz?
Kız okulunda İsrail’in bombaları altında ölen çocukların haberi geldiği saatlerde, kıçınızı açma özgürlüğü mü istiyorsunuz?
Sözcü ekranına çıkmamış olsa..
“Hain de İran’ın haini” der geçerdim..
Ama, kendi ülkemizin başına, Allah korusun benzer bir saldırı gelecek olsa, aynı ihaneti yapmayacağından emin olamadığım Sözcü, komşu ülkeye yapılan saldırı hakkında, aynı aymazlıkla, bakın hangi yorumu yaptırmaktan kaçınmadılar..
Sözcü TV’de. bir astrolog ekrana çıkartılmış, ona ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını soruyorlar:
“Nedir gelişmeler?”
Cevap ciddi mi ciddi: “Kova tutulmasının etkisiyle tırmanması beklenen askerî gerilim”..
Şimdi Mahmut Arıkan’dan, Ali Babacan’a, Ahmet Davutoğlu’na, Yeni Asyacı kardeşlere, Milli Gazete’deki ağabeylere sesleniyorum..
Memnun musunuz, ortaklarınızın İsrail’den yana yayınlarından, İran aleyhtarı söylemlerinden memnun musunuz.
Hiç içiniz cız etmiyor mu:
“Bir destek de biz çıksaydık. Tayyip Erdoğan’ın oyu, % 52 değil de, % 62 çıksaydı.. Erdoğan her şeye rağmen yaptığı ‘Komşumuz İran’a yönelik (İsrail Başbakanı) Netenyahu’nun kışkırtmalarıyla başlayan ABD ve İsrail saldırılarından derin üzüntü duyuyoruz’ sözleri yerine... Daha üst perdeden bir açıklama yapsaydı..”
Hiç özeleştiri yapıyorlar mı, “Biz ne yaptık. Böyle bir hatayı nasıl yaptık? HAMAS’a terör örgütü diyen CHP ile nasıl ittifak kurduk. Keşke Erdoğan ile birlikte olsaydık da, onun oyunu % 52 değil, bizim de özel gayretlerimizle % 72 çıkarsaydık da. Şimdi bir ‘Eyyy Netenyahu’ haykırışı daha duysaydık..”
Tüm algı operasyonlarına rağmen, bel altı vuruşlara rağmen, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İsrail aleyhine sözlerini esirgemiyor:
“İsrail’in süreci zehirleme girişimleri devam ettiği için sonuca varılamadı” diyor..
“Dost ve kardeş İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kasteden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz” diyor..
Sorayım Mahmut Arıkan’a, değdi mi, Sözcü TV’ye çıkıp, İran’a saldırılmasını bayram günü gibi kabul edenleri sevindirdiğine..
Sorayım Yavuz Ağıralioğlu’na..
Fatih Altaylı’dan tokat gibi kazığı yediğin halde, Sözcü TV’ye çıktın, sandın ki milyonlar senin peşinden akacak..
Kendi ülkesinin çocukları öldürüldüğünde, “Bu mutlu bir gün” diyenleri ekrana çıkaran, onların propagandasını yapan Sözcü TV’de boy gösterdiğin için, şimdi de sevinç duyuyor musun?
Fatih Erbakan, sana da sorum:
“Kendi ülkesine ihanet edenlerin el üstünde tutulduğu, ABD ve İsrail saldırılarını alkışlayanların konuşturulduğu o ekrana çıkmakla, gurur duyuyor musun?”