Chopin’den Cenaze Marşı mı, Mozart’tan Büyük Ayin’i mi dinletseydik
Chopin’den Cenaze Marşı mı, Mozart’tan Büyük Ayin’i mi dinletseydik
ALİ KARAHASANOĞLU
“Taleal Bedru aleynâ/Min seniyyâti-il vedâ/Vecebe’ş-şükrü aleynâ/Mâ deâ lillahi dâ
Ay doğdu üzerimize/Veda tepesinden/Şükür gerekti bizlere/Allah’a davetinden
Eyyühel meb’usü fînâ/Ci’te bi’l-emri’l muta/Ci’te şerrafte’l- Medîne/Merhabâ yâ hayra da
Ey, bizden seçilen elçi/Yüce bir davetle geldin/Sen bu şehre şeref verdin/Ey sevgili, hoş geldin
Ente şemsun, ente bedrun/Ente nûrun âlâ nûr/Ente misbe hassüreyya/Ya Habîbi, ya Rasul
Sen güneşsin, sen aysın/Sen nur üstüne nursun/Sen süreyya ışığısın/Ey sevgili, ey Rasul”
Papa’yı Külliye’de bu ilahi ile karşıladık..
Hayatında sadece bu ilahiyi değil, dini eser ne var ise, hepsinden kendisini mahrum eden, bu eserleri duyduklarında oradan uzaklaşmaya çalışan, dinlemek istemeyenler ayaklandı:
“Papa’yı peygamberimizin yerine koydular.”
Bunu söylerken bir yandan da yapay zekaya sordular..
“Nedir, nedir Taleal Bedru?”
Yapay zeka cevap verdi..
“Hz. Peygamber’in, Medine’ye hicreti sırasında, kendisini karşılayanların sözleri..”
“Hah işte” diye başladılar..
“Peygamberin yerine, Papa’yı koydular..”
Aman Allah’ım.. bu nasıl bir akıl?
Bu nasıl bir mantık?
Çok nadiren de olsa, düğünlere gittiğimiz oluyor. Sosyal etkinliklere katıldığımız oluyor..
İngilizce şarkılar yerine. Rock yerine pop yerine..
Taleal Bedru ilahisi okunduğuna şahit olduğumuzda, bir hoş oluyoruz, mutlu oluyoruz..
Hem içi boş sözlerin, maddiyatın/dünya zevklerinin kutsandığı sözlerin bulunduğu şarkılar yerine, Hz. Peygamber’i yücelten bir ilahi okunduğu için. Hem taklitçiliğin, batı emperyalizminin etkisinden kurtulunduğu için. Hem de, şarkı adı altında orasını burasını sergileyenlerin tacizinden arındığımız için..
Ama hayatında ilk defa Taleal Bedru ilahisini dinleyen ve şimdi bize “Siz nasıl müslümanlarsınız. Peygamber efendimiz için söylenen sözleri, Papa’nın karşılamasında söylenmesine nasıl itiraz etmezsiniz.” çıkışını yapan kardeşlerimiz sayesinde öğrenmiş oluyoruz ki..
Biz küfre giriyormuşuz..
Damat gelirken, Amerikan şarkıcı Michael Jackson’un şarkısı yerine, “Taleal Bedru” ilahisi okunursa, aslında damat, Hz. Peygamberin yerine konulmuş oluyormuş..
Veya vucudunu teşhiri ile ünlü Madonna’dan bir şarkı yerine, etkinlikte davetliler salona teşrif ederken, sürekli tekrarlanan Taleal Bedru ilahisinin aslında anlamı, her gelene, Peygamber sıfatı yüklenmesi ve insanları günaha sokmak imiş!
Sübhanalah.
Allahım, benim aklımı koru..
Bu kardeşlerime içine düştükleri derin kuyudan kurtulmaları için bir öneride bulunayım:
Papa’nın anısına, kilise müziği çalınsaydı çok memnun olurdunuz değil mi?
Bu vatan uğruna şehid olanların cenazeleri, camiden alınıp, mezarlığa götürülürken Frederic Chopin’in cenaze marşı çalındığı gibi, yine Papa’yı karşılarken de (Chopin’in Katolik kilisesinde vaftiz edildiği’ne de vurgu yaparak), o marş seslendirilseydi, çok hoşunuza giderdi değil mi?
Yoksa katolik bir hristiyan olması, kiliseye bağlı olarak yaşayıp ölmesi dikkate alınarak, Mozart’ın Cenaze marşı mı sizin tercihiniz?
Belki de, Mozart’ın Salzburg Başpiskoposu’nun yanında uzun süre kaldığını da dikkate alarak, Do Minör-Büyük Ayin eserini seslendirmek size göre en iyisiydi?
Haksızlık mı ediyorum?
Haydi ordan terbiyesizler..
Riyakarlar..
Satılmış kalemler..
Biz sizin Taleal Bedru aşkınızın, arkasında nasıl bir riyakarlık olduğunu çok iyi biliyoruz..
Bu ülkede ilahi söyleyen çocukları, nasıl manşetlerden hedef gösterdiğinizi unutmadık..
İlahi söylenmesini suç gibi gösterdiğinizi, darbeye gerekçe yapmaya kalktığınızı unutmadık..
Taleal Bedru ilahisinin, Papa’nın olduğu yerde okunması dinimize saygısızlık imiş...
Dersiniz ki kendileri, peygamberimize sabah akşam Taleal Bedru ilahisini okuyarak saygılarını iletiyorlar..
Ahlaksızlar..
Kendi hayatında okumadığınız..
Önem vermediğiniz ilahi..
Şimdi bize hakaret için size malzeme mi oldu?
Sanki Papa’ya, “sen ‘ay’sın-sen ‘güneş’sin” denilmiş..
Papa’ya, “Ey rasul” mu denmiş, sahtekarlar?
Olan ne?
Diplomatik bir dile, Papa’nın yüzüne tebliğ yapılmış..
Hz. Peygamber için Medinelilerin övgü sözleri hatırlatılıp, “Hz. İsa’dan sonra bir peygamber daha geldi, sana hatırlatıyoruz” denilmiş..
Hristiyan ile Müslümanın arasındaki en önemli fark ne?
İkisi de “Allah var” diyor..
Ama Hristiyanlar, peygamberlikte Hz. İsa’da kalıyor. Müslümanlar ise, “Hz. Muhammed (sav) son peygamberdir” diyor..
Papa’ya da, son peygamberi öven ilahi bir tebliğ olarak aktarılıyor..
Bize, “Taleal Bedru ilahisini Papa’ya karşı okuyamazsınız” diyen sahtekarların, nasıl bir dini eser düşmanı olduklarını gösterelim mi?
Aslında onların, Papa’ya karşı da, Papa olmadığı zaman da. Her daim ilahi okunmasına karşı çıktıklarını, kılçıklıklarının “ilahi okunması”na olduğunu ispatlayalım mı?
Haydi ispatlayalım..
Sadece Papa’nın bulunduğu ortamda değil, o ilahinin ve diğer dini kaynaklı ne varsa, hiçbir yerde hiçbir şartta okunmasını istemediklerini, şimdi bize ilahiyat profesörü edasında, hatırlatma yapmaya kalkmalarındaki sahtekarlığı gösterelim mi?
Gösterelim.
27 Nisan 2007 Genelkurmay Başkanı muhtırasından aktarıyorum..
Belki utanırlar, “o ilahinin Papa’ya dinletilmesi yanlış” diyen, ulusalcılar..
Belki onlarla birlik olan bizim muhafazakarlar utanırlar.
27 Nisan muhtırasının ilk cümlesini de vereyim, hafızalar tazelensin:
“Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir.”
Söz nereye gelecek, tahmin ediyorsunuz değil mi? Haydi buyrun:
“Milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklanarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar.”
Heey.. Külliye’de okunan ilahiye itiraz etmek için, “Nerden kılçık atalım. Nerden mızıkçılık yapalım. Nerden itiraz edelim” arayışı içinde motor yakan riyakarlar.
Bakın; 2007’de “Başörtülü eşi olan birisi, cumhurbaşkanı seçilemez” diyerek verdirdiğiniz ve alkış tuttuğunuz o muhtıranın devamında, Taleal Bedru ve diğer ilahiler için nasıl suçlama getirilmiş:
“22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, (..) Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde ‘Kutlu Doğum Şöleni’ için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, ..”
Daha devam edemeyeceğim.
İlahi söylenmesinin suç gibi gösterildiği..
Suç ne ki?
Darbeye gerekçe yapmaya kalkışıldığı günlerden..
Papa’ya, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ilahi dinletildiği bugüne geldik..
Fitnecilere aldırmıyorum..
“Elhamdülillah” diyorum.