• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Bir örnek kanaat önderi: Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi..

25 Haziran 2022
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi’yi kaybettik..

Bir gönül insanını, bir kanaat önderini toprağa verdik..

Milyonlarla ifade edilen seveninden bir kısmı cenazesinde idi..

Güzel insanlar, güzel dualarla, şahitliklerle, hocalarını uğurladılar..

Bu kadar geniş bir topluluğun katıldığı cenaze töreninde, olumsuz bir şeyler yakalamak isteyenler, ne gördüler?

Ne görebildiler?

Oturdukları sıcak koltuklarından, bir yandan “Helalleşme” isterken.. 

Bir yandan da “tahkir edici” sıfatlarla cenazeye katılımdaki yüksekliğin kıskançlığını yaşayanlar, yaptıkları olumsuz yorumlarla ne elde ettiler?

Oysa, Mahmud Ustaosmanoğlu’nun söylemini merak etselerdi..

Hayatını öğrenmeye çalışsalardı..

Bu ülkede milyonlara varan bir talebe kitlesinin nasıl oluştuğunu öğrenmeye gayret etselerdi..

Hocalarının cenaze namazını kılmak üzere Fatih Camii’ne koşan insanlara, kimsenin para dağıtmadığını, dünyevi bir makam dağıtmadığını bilerek, düne kadar attıkları iftiralarından bir nedamet gösterselerdi, gerçekleri görselerdi, ne olurdu?

Merak etselerdi..

Bu milyonlar, onlarca yıl bir görev aşkı ile çalışan Mahmud Hocaefendi’nin etrafında niçin buluşmuşlardı?

Ne bulmuşlardı, hocalarında?

Ne öğrenmişlerdi, hocalarından?

En temel ilkemizi; inanç dünyamızın, iman şartlarının birisi olan “Hayat bu dünyadan ibaret değildir” gerçeğini..

Bu ilkeye inanmanın, buna göre hayatını dizayn etmenin, kime ne zararı olabilir?

Birileri inanmasa da..

“Ahiret yok, her şey bu dünyadan ibaret” dese de..

Buna göre yaşasa da..

Bizim ise, bu dünyanın ötesinde, hesap vereceğimiz bir başka dünya daha olduğuna olan imanımızın, kime ne zararı olabilir ki?

Tam aksine..

Müslümanlar hakkıyla ahirete inanıyor olduğunda, dışımızdaki her insan da, İslam’ın tam da amaçladığı şekilde, “Müslümanlardan emin” bir hayat sürmüş olmazlar mı?

Müslüman o kişidir ki, diğer insanlar onun elinden ve dilinden emin olurlar” hadisi şerifini hayatına düstur edinen ve bu ilke ile yaşayan insanların varlığının, kime ne zararı olabilir ki?

Ahirete inanan insan sayısı, ne kadar geniş bir halka olursa, amaçlanan “Elinden dilinden zarar görmeme”nin sağlayacağı “güven” duygusu da, o kadar büyük bir genişliğe kavuşmuş olmaz mı?

Sevenleri, ne öğrendiler, Mahmud Hocaefendi’den?

İnsanın nefsine en ağır gelen kıyafet konusundaki tavsiyelerini..

Erkek ise..

Mümkün olduğu nispette, sakalını kesmemek.. Cübbesini terketmemek.

Sarığını çıkartmamak..

Hanım ise..

“Giyinik çıplaklar”dan olmamak için..

Çarşafından taviz vermemek..

Vücudunu teşhir etmekten kaçınmak..

Sadece tenini göstererek değil, vücudunun şeklini ortaya saçarak da, tesettür ihlaline düşmemek..

Kendi sevenlerine bunu anlattı ise..

Başkalarına da bu gerçeği anlatmaya çalıştı ve kimseyi de buna zorlamadı ise..

“Kendime yeni bir iş buldum.  Bundan böyle kılık kıyafet kanununa aykırı olarak dolaşanları, kolundan tuttuğum gibi karakola götüreceğim. Evlerini polise göstereceğim. Otomobilde görürsem plakalarını alıp bildireceğim” diyebilen sözde hürriyet taraftarları azıcık bir utanç hissi duymuşlar mıdır?

Hocaefendi kendini sevenlere, kendisini sayanlara nasihat etti ise, “Nefsinize ağır da gelse.. Bu kurallara uyun” dedi ise..

Yapamayanların, “Allah bize de nasib etsin” duasında bulunması gerekirken, sadece Hazreti Peygamber’in sünneti olduğuna inandığı için yazın sıcağında başındaki sarığı çıkartmayanlar, nerede ise iç çamaşırı ile sokaklara dolaşırken bile “Öff ne sıcak” diyenlerin inadına, tesettüründen taviz vermeyenler niçin bu ülkede hedef tahtasına konuldular?

Niçin, karikatürlerde aşağılandılar?

“Yobaz, gerici” hakaretlerine maruz kaldılar?

İnsanlık tarihinin yaradılış kurallarını bile çiğnemeye kalkışan eşcinsellere yönelik eleştiriler için dahi, “nefret dili” suçlamaları ile cezalar verilirken, bu ülkenin vatansever dindar insanları için yapılan o hakaretler, bugüne kadar niçin “nefret dili” kapsamına alınmadı?

Mahmud Hocaefendi, sevenlerinin uygulamasını istediği tavsiyelerden taviz vermemesi ile tanındığı gibi, tüm aksi algılara rağmen, farklı bir hayat tarzı sergileyenler için de, onları kıracak, rencide edecek bir söylem içinde olmaması ile biliniyor..

Allah kendisinden razı olsun.. Allah mekanını cennet eylesin..

Bu ülke insanları, büyük çoğunluğu ile kendisinden razı idi..

Damadı Hızır Ali Muradoğlu Hoca, camide ders verirken şehit edilmesine rağmen; birçok benzeri olayda devleti suçlayan, onu bunu tahkir eden nice farklı siyasi çizgiden, inanç topluluklarından değişik örnekler ortada iken, milyonlarca seveni olmasına rağmen, kamuoyu önünde olumsuz bir açıklamasına kimse şahit olmadı.

Yine cemaatine mensup çok önemli bir hocamız, Bayram Ali Öztürk Hoca İsmailağa Camii’nde sohbet verirken şehit edildi.

Hocaefendi’nin, cemaatine sükunet dışında bir tavsiyesi olmadı..

Ve dün itibari ile, bu devletin en tepesindeki isim, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Mahmud Hocaefendi’nin cenaze namazına katıldı.

Bilmiyorum, dikkatinizi çekti mi..

Tam da devlet adamı ve ilim adamı ayrımına dikkat edilerek.

Devlet adamlığının da, ilim adamlığının da saygınlığına halel getirilmeden..

Birilerinin, ilim ehlinin devlet adamlarına menfaat amaçlı yanaşmalarına yönelik iftiralarının hepsini tekzip edercesine..

Cumhurbaşkanı’na ne gereksiz bir iltifat..  Ne cenaze töreni ile uyumsuz bir sınırı zorlayan saygı cümlesi olmaksızın, karşılıklı muhabbetin sıcaklığına şahit olduk..

Cumhurbaşkanı’nın ise..

Tam da olması gerektiği gibi..

İlim erbabının emrinde olduklarını gösteren cümleleri..

Taa 1960’lı yıllarda, Hocaefendi’nin Cuma hutbelerinden faydalanmak için, hemen her Fatih İmam Hatip öğrencisinin yaptığı gibi İsmailağa Camii’ne gittiğine ilişkin hatırası..

Belki ayrı ayrı yorumlanacak derin tahlilleri yapılması gereken vakıalar..

Allah’tan, Mahmud Hocaefendi’ye rahmet dileği ile..

Mekanı cennet olsun, inşallah!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bir de bu var

ECEVİT'İN AŞÇISI ANLATIYOR; ECEVİT BENİ AĞLATMIŞTIR. Başbakanlık konutuna taşındığında, beni çağırıp -Evlådim, burası benim evim ve devlet bana maaş veriyor. Bütün yediğimiz, içtiğimizin parasını benden alacaksın. Sakın ola, devletin tek zeytin tanesi boğazımdan geçmesin. Ben de çok dikkat edeceğim ama, sizden bu konuda çok hassas olmanızı rica ediyorum. demişti. Bir gün kahvaltı yapılacak ve peynir yok. Her nasılsa ihmal etmişiz. Gittim bizzat kendisinden peynir almak için para istedim. Bütün ceplerini karıştırdı, para çıkmadı. Rahşan Hanım bir tasın içinde, o zaman iki buçuk lira vardı, buldu verdi.. Gözyaşlarıma engel olamamıştı...BİR İNSANIN NAMAZI NİYAZI SİZİ ALDATMASIN ONUN PARAYLA MALLA MÜLKLE İŞİNE BAKIN BU GÖRDÜĞÜNÜZ ADAM DEVLET MALINDAN TEK KURUŞ BİLE ŞAHSİ İÇİN KULLANMAMIŞTIR MEKANIN CENNET OLSUN

Konu Dışı [email protected]

Ali abi şu an Akit Tv yi izliyorum. Muharrem Coşkun bey aşık Nurhaniyi konuk etmiş sağolsun. Millilik ozanlik konu amaasallah Muharrem Bey papyonu ile yeleği ile bildiğiniz monşer!!! Bu bir strateji mi? Kompleks mi? Hayırlı akşamlar
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23