• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Babam ihale alana daire satmış, araç satmış ne var bunda?

29 Ocak 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Babam ihale alana daire satmış, araç satmış ne var bunda?

ALİ KARAHASANOĞLU

Duruşmalarda ne oluyor, ne bitiyor. Kim, hakkındaki suçlamaya ne cevap veriyor, kim neleri gizliyor, kim neleri cevapsız bırakıyor..

Bunların her birini, sadece yazılı olarak değil, görsel olarak da kamuoyunun bilme hakkı olduğunu düşünüyorum..

Bu çerçevede, prensip olarak, duruşmaların canlı olarak yayınlanmasının önünü açacak bir düzenleme yapılması fikrine ben de katıldığımı belirtmiştim..

Yine de, bu düzenlemenin gecikmeli de olsa yapılıp, bundan sonraki süreçlerde canlı yayın yapılmasının doğru olacağı kanaatimi belirtiyorum..


Ama şu veya bu sebeple, bu düzenleme henüz yapılmadığı aşamada..


Mevcut kanuna aykırı davrananlar için savcılığın “soruşturma açılmıştır” açıklaması, istismar ediliyor.

Sanki duruşmalarda gösterilmesi istenmeyen olaylar yaşanıyormuş, savcılık da bunun için soruşturma açmış gibi algı yapıyorlar..

Buyrun, bizler “adil şahitler” olarak.


Duruşmalarda yaşananları aktaralım.


“Hayır, yalan söylüyorsunuz, o anlattığınız olay, aslında şöyle gerçekleşti” diyenlere, köşemizi açacağımız taahhütünde de bulunarak, ilk iki günün değerlendirmesini yapalım..

Adanalıların bir ayrıcalığı var. Zeydan Karalar da onu ifade ediyor.

Aslında bu sözden bile, suça, suç niteliğinde kanuna aykırılıklara ne kadar meyyal olduklarını itiraf ediyorlar ama..

Tahminlerle, şahsi değerlendirmelerle vakit geçirmeyelim.


Sadede gelelim.

Diyor ki Zeydan Karalar, “Ben Adanalıyım, benim Silivri’de ne işim var? Biz Adanalı olarak direkt Allah’a bağlıyız”.


Biz de sanık savunmalarına Adanalılarla başlayalım..

Rüşvet almakla suçlanan tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar savunma yapıyor..

“2024’te Ceyhan Belediye Başkanı seçildim, bu tarihten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın ya da yakınlarının belediyeden aldığı herhangi bir ihale bulunmamaktadır. Daha önceki döneme ait ihalelerin de yenilenmesi söz konusu değildir. Aktaş ailesine ait şirketlere yapılan eski dönemde yapılmış ihalelerin ödemeleri usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiştir.”


Ne kadar güzel, ne kadar net gibi görünen bir suçsuzluk anlatımı değil mi?

Ama birazcık sabredin.

CHP’nin ne kadar rüşvete bulandığını, ne kadar suç bataklığına düştüğünü, bu net suç inkarı savunmanın hemen ardında göreceksiniz. Aynı sanık konuşuyor:

“İhsan Aktaş, değeri 4 milyon TL olan bir daireyi 20 milyon TL’ye aldığını ve bunun rüşvet olduğunu iddia etmektedir.”

İşe bakın..

“Adam benden ihale almadı, ihalesini yenilemedim, eski ihalelerin de ödemesini yaparken, normalin dışında ödeme yapmadım” denilen müteahhit ile, birden bire daire alımı muhabbetine geçtik.


Nerden geldik arkadaş biz buraya.

Sen belediye başkanısın. Baban da işadamı/müteahhit olabilir..

Ama, belediyeden ihale almış müteahhit ile, belediye başkanı ve babası olarak, siz daire alım-satımına nereden giriştiniz.

Hani 5 bin konutluk bir projeniz vardır. 5 bin konutun bir tanesi de, tesadüfen belediyeden ihale alan adama satılmıştır, yine sorundur ama, “ne yapalım, her satış yaptığımız adamdan, belediye ile bir işi olmadığı belgesini mi alalım “dediğinizde, anlarım..

Ama dakika bir, gol bir.


“İhale vermedim” diyorsunuz. “Yenilemedim” diyorsunuz. Ama babanız, müteahhite daire satıyor.

Hem de Adana’da kendi iddianıza göre 15-16 milyona, savcılığın tespitine göre 20 milyona satmışsınız..

Savcılığın iddiası, Beşiktay Belediye başkanı Rıza Akpolat’ta olduğu gibi, daire normal değerinin üzerinde bir bedelle alınmış, üstü rüşvet olarak ödenmiş..

Yine de..

Yine itiraz etmek hakkınızdır, “85 milyonluk bir Türkiye’de, bir tesadüf olmuş ise, niye canavarca üzerine gidiyorsunuz, gaddarlık yapıyorsunuz Ali bey” diyebilirsiniz.


Devam edelim o zaman:

Ceyhan Belediye Başkanı savunmaya devam ediyor:

“İddia edilen 6 milyon TL’lik ödeme, daire satışıyla ilgili değildir. Bu bedel, babam tarafından kendisine satılan araçla ilgilidir.”

Arkadaş, lütfen yani..

Hayatınızı bu müteahhitle alım satıma mı odaklandınız, siz..

Başka para kazanacağınız 85 milyonun içinden müşteriniz yok mu?

Daireyi müteahhite satıyorsunuz.


Aracı ona satıyorsunuz.

Sonra da..

İftiraya uğradım diyorsunuz.

Hani utanmasanız, “Bu müteahhit var ya, bu Aziz İhsan Aktaş var ya. Sırf bizi cezaevine attırmak için, gelip bizden daire almış, bir de üstüne araç almış” diyeceksiniz..

El insaf yani..

Taktik aynı.

5 milyonluk aracı, Beşiktaş Belediye Başkanı’ndan 7 milyona alıp, 2 milyonu rüşvet olarak sende kalsın denilmişti ya.


Burda da bir daire alınıyor, üstü sende rüşvet olarak kalsın denilip, fazla ödeme yapılıyor. O miktar biraz düşük kalınca, bir de araç alınıyor. Onun da fiyatı şişirilip, “size ne kardeşim, ben kazıklanıyorsam ben kazıklanıyorum. Size mi soracağım” diyen müteahhitle işbirliği yapan belediye başkanı da, “Bir enayi bulmuşuz, sövüşlemeyelim mi.” diyerek, daireyi de, aracı da yüksek fiyatla satıp, sonra da “İftiraya uğradık” diyorlar..

Ve en nihayetinde CHP’li başkan cümlelerini şöyle bitiriyor:

“Ben Aziz İhsan Aktaş’tan 300 bin dolar almadım. Eğer böyle bir para almış olsaydım, bunu inkar etmezdim. Çünkü burada babam ile Aktaş arasında yapılan bir ticaret söz konusudur. Babam daireyi sattığını kabul etmektedir. Ortada suç teşkil eden bir durum yoktur. Ticaret yapmak suç değildir.”


Ardından Seyhan Belediye Başkanı, 35 yıllık hukukçu olduğunu söyleyen Oya Tekin başlıyor savunmasını yapmaya..

“Gizlilik kararı olan bir dosyadaki bilgilerin, nasıl ve kimler tarafından sızdırıldığını sormak istiyorum. Bir hukukçu olarak, masumiyet karinesinin bu kadar pervasızca çiğnenmesini kabul edemiyorum. Masumiyet karinesi evrensel bir ilkedir. Bir insan, hüküm verilene kadar masumdur.”

Affedersin bacı..

Ekranlarda suçlayanlara cevap versen de, ne mahkemeyi, ne de bu duruşmaya odaklananları meşgul etmesen..

“Çağrılsaydım giderdim” muhabbeti. “Televizyonu açmıyorum” edebiyatı. “Bizi suçlayan makam aracı ile geldi” anlatımı..


Eeee?

Bacı, sen sana ceza verilecek suçlama ile ilgili bir şey demeyecek misin?

Boşver televizyon izlemeyi, boş ver “su bile vermediler” numaralarını. Altaylı’dan öğrendik, cezaevinde brokoli de varmış, avokado da..

Oya hanım, eşinin aldığı para üzerinden suçlama yapıldığını anlatıyor..

Ki, bunun ceza hukuk anlamında yanlışlığını doğru olarak ifade etse de, sonuçta bunu mahkemenin değerlendireceği gerçeğini de, gözardı etmeye çalışıyor.


Eşiniz sizin adınıza rüşveti aldı ise, sonuçta sizin bundan haberiniz var ise, “ben almadım ki” diyemezsiniz, Oya hanım..

Ve geliyoruz eşi olan avukat Celal Tekin’in savunmasına:

“ Eşimle bugüne kadar hiçbir zaman ortak bir ofiste çalışmadık. Meslek hayatlarımız boyunca ayrı alanlarda, kendi önceliklerimiz doğrultusunda ilerledik ve birbirimizin çalışma alanına müdahale etmedik. Buna rağmen iddianamede; eşimin talimatıyla hareket ettiğim, bir suç örgütü lideriyle görüştüğüm, anlaşma yaptığım, para alıp verdiğim ve bu yolla belediyeden ödeme sağladığım ileri sürülmektedir. Bu iddiaların bir savcı ve hukukçu tarafından ileri sürülmesi, hukuki ciddiyet açısından son derece düşündürücüdür.”


Abi, sen de hikaye anlatmayı bıraksan da..

1 milyon doları aldın mı, almadın mı, müteahhit ile niye görüştün, onu anlatsan ya..

Neyse, ilk iki günkü savunmalar böyle eften püften.

Daha sonrakilere bakalım.

Dişe dokunur bir savunma gelecek mi? 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şuayip

Akla mantığa ila vicdana uymuyan her türlü muamele geçersizdir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23