• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Atasözlerimiz de tersyüz oldu: Bekarlar olmuş korkak, evliler olmuş cesur!

24 Ekim 2021


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

“Davulun sesi uzaktan hoş gelir” der atalarımız..

İşin içinde değilseniz, dışardan yorumladığınız konularda, olayların farklı boyutlarını değerlendiremeyebilirsiniz. Sizin kulağınıza, kaynağından uzakta olduğunuz için hoş gelen ses, aslında hiç de öyle olmayabilir..

“Sırtında yumurta küfesi yok ki” deriz..

Küçük bir hatada, kırılabilecek yumurtaları taşıyorsanız..

Hata yapmamak için, yapılması gereken birçok şeyi ince ayar düşünmeniz gerektiğini belirten atasözümüz, hayatımızda ne kadar ufuk açıcıdır..

Sorumluluk altında olanların, dışardan bakıldığında kolayca söylenen kararları, bulundukları makamı düşünerek alamayabileceklerini belirtir..

“Bekara karı boşamak kolay” deriz..

Evlenmeden önce, bekar iken kolay atıp tutabilirsiniz. “Ben şöyle yaparım, ben böyle yaparım” diyebilirsiniz.. Ama evlendikten sonra.. Evliliğin sorumluluklarını yüklendikten sonra.. Öyle kolay kolay, bekar iken dillendirdiğiniz cesur kararları alamazsınız.. 

Yukarıdakilere bire bir benzemese de..

“Taçlanan baş, akıllanır” diye bir sözümüz daha vardır..

İdareyi ele alıncaya kadar, biraz da deli dolu gibi tanımlanan sözler sarfedenler, yetkiyi aldıkları andan itibaren, artık daha makul, daha etraflıca düşünüp alınan kararlara imza atarlar..

Uçuk kararlar almazlar, yürek yemiş cinsinden sözler sarfetmezler..

Bu sözlerimizin hepsinde, yetki ile uç sözlerin ters orantılı olduğunu görüyoruz.

Yetki olmadığı dönemlerde, hesapsız sözler sarfediliyor..

Yetki geldiği andan itibaren ise, hesaplı, ince eleyip sık dokuyan sözler sarfedilmeye başlanıyor..

Kültürümüzde büyük yeri olan bu sözleri siyasi konulara uyarlayacak olursak..

Muhalefet partileri, iktidara gelinceye kadar, hadsiz hesapsız vaatler verirler..

Sadece vaat mi?

Canlı olarak yaşanılan tüm gelişmelerde, “Biz olsaydık, şu kararı alırdık. Bu cevabı verirdik” diye, uç mu uç, hayal mi hayal söylemler dillendirirler..

İktidardakiler mi?

Onlar ise.. Muhalefetin tam tersine.. Sıradan bir olayda almaları gereken kararları bile, “Aman canım, ne olur ne olmaz. Biz bu kararın bir hafifini alalım da, bir sıkıntıya yol açmayalım” diyerek..

Hep iki derece, üç derece alttan kararlarla durumu idare etmeye çalışırlar..

Güçlü bir devlete, bir cevap mı verilecek?

Verilmesi gereken cevabın, en az 2 veya 3 derece aşağısından doz belirlenip, öyle karşılık verilir..

Bu genel kurallar..

Tayyip Erdoğan’ın iktidardaki  ilk yıllarını bir kenara koyalım..

Gerçekten o yıllarda, başörtü yasakçısı darbeci generallere, aynı zihniyetteki siyasilere, aynı yolun yolcusu gazetecilere üç susup, bir defa cevap verebilen Tayyip Erdoğan vardı.

Kan kusup, sorulduğunda “Kızılcık şerbeti içtim” diyen Tayyip Erdoğan vardı.

Ama artık bugün..

“Elhamdülillah” diyelim..

Tayyip Erdoğan, genel kuralı da tersine öyle değiştirdi ki..

Konuşmalara bakarsanız..

Yapılanlara bakarsanız..

İmza atılan icraatları izlerseniz..

Sanırsınız ki, Tayyip Erdoğan muhalefette.. Söyledikleri, imzaladıkları, hayata geçirilen şeyler değil de..

Sadece dillendirilen, uçuk sözler..

Tayyip Erdoğan, başındaki taç ile birlikte sanki muhalefette olanlara layık görülen, bir anlamda da “deli cesareti” ile ancak söylenen sözler gibi algılanan, gösterilmeye çalışılan hakikatleri yüksek sesle haykırıyor..

Sırtındaki yumurta küfesinin bilincinde, ama hiç de korkmadan, “Kefenimizi giyip yola çıktık. Ölürsek, bir defa ölürüz” mantığı ile; hakedene, hakkettiği cevabı veriyor..

Tayyip Erdoğan’ın karşısındaki muhalefet liderleri ise..

Korkak mı korkak..

Çekingen mi çekingen..

Sinmiş, ezilmiş, adeta üzerlerinden silindirle geçilmiş gibi  cılız mı cılız seslerle haksızlıklara karşı itiraz edebiliyorlar..

Hatta bir çoğuna, itiraz bile etmiyorlar..

Bu kadar soyut anlatımdan sonra.

Gelelim somut konuya..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Afrika gezisinden dönerken, açıklama yaptı:

“10 büyükelçinin Kavala çağrısıyla ilgili olarak, Dışişleri Bakanı’mıza söyledim, bizim bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz!”

Adamlar eski Türkiye’ye alışmışlar..

Türkiye’deki bağımsız kurumlarmış..

Yargı bağımsızlığı imiş..

Yürüyen muhakeme süreci imiş..

Hiç umurlarında değil.

10  yabancı devlet elçisi, ABD’li baş emperyalin öncülüğünde bir araya gelip, mahkemenin tutuklama kararı verdiği Osman Kavala’nın, “tahliyesi”ni istemişler..

Cumhurbaşkanı da, “Bunları ağırlama lüksümüz yok” demiş, cevaplarını vermiş.

Sırtında yumurta küfesi olarak bunu söylemiş.

Davulun dibinde bulunan yetkili isim olarak, başındaki taç ile söylemiş.

Ya başında taç olmayanlar?

İstedikleri gibi uç açıklamaları yaparak, siyasi iktidarı da, yapılabilecekler konusunda kamçılaması gerekenler?

Ulusalcılar.

Milliyetçi geçinenler, ülkücü rolü yapıp, PKK ile iş tutanlar?

Onlar ne yaptı?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklaması rezilce, Meral Akşener’inki ondan daha rezilce..

Nerede ise Türkiye’yi sorumlu tutup, “Buna sebep olmamalıydık” diyorlar.

O zaman gidip, Amerikan bayrağı altında siyaset yapın, Kılıçdaroğlu.. ABD devletine milliyetçilik yapın, Akşener..

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, tüm sorumluluğu üstlenip, lafı eğip bükmeden, “Ağırlayamayız” diyor..

Yetinmiyor..

Dün de ilaveten, “Yatıyorlar, kalkıyor, Kavala, Kavala. ‘Kavala’ dediğin Soros’un Türkiye şubesi. 10 tane büyükelçi onun için Dışişleri Bakanlığı’na geliyor. Bu ne terbiyesizliktir? Siz burayı ne zannediyorsunuz? Burası Türkiye, Türkiye.. Burası öyle zannettiğiniz gibi bir kabile devleti değil. Burası Türkiye, anlı şanlı Türkiye. Burada kalkıp Dışişleri Bakanlığı’na gelip talimat verme gibi bir yola giremezsiniz. Gerekli talimatı ben de Dışişleri Bakanı’mıza verdim. Ne yapması gerektiğini söyledim. ‘Bu 10 tane büyükelçi, bunların bir an önce istenmeyen adam ilan edilmelerini hemen halledeceksiniz’ dedim. Zira bunlar, Türkiye’yi tanıyacaklar, anlayacaklar, bilecekler, bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler” açıklamasında bulunuyor..

Cesur mu cesur.. Yürekli mi yürekli.. Yiğit mi yiğit bir açıklama ile tüm emperyallere, Türkiye’yi müstemleke gözü ile bakanlara meydan okuyor..

Muhalefet adına konuşan, iktidardaki Erdoğan’dan daha cesur olması gereken Kemal Kılıçdaroğlu ise şu karşılığı veriyor: “Açıkça söylüyorum; bu hareketlerinin sebebi milli çıkarları korumak değil, mahvettiği ekonomiye suni gerekçeler yaratma çabasıdır! Dönüp bir bak, halkın sofrasına!”

Siz kuklaların, emperyallere hizmet eden hainlerin “Ben kuklayım” dediğine hiç şahit oldunuz mu?

“Ben emperyallerin emrindeyim” dediğine hiç şahit oldunuz mu?

Tabii ki, kendilerine böyle bahaneler üretip, itiraz edilmesi gereken baskılara cevap vermeyip, başka konularla 10 elçinin rezil sözlerinin üstünü örtecekler..

Asena unvanlı, kendinden menkul Meral Akşener’in, “istenmeyen adam” prosedürü hakkındaki görüşünü mü merak ediyorsunuz?

Daha çok merak edersiniz.

Patronu izin vermemiş, akşam saatlerine kadar, tek kelimesi yoktu, Asena’nın(!)..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

şuayıp

Lider cesur olur sözü özü bir olur ,toplumun önünde yürür,her şeyiyle örnek olur.Korkaklar eser dikemez
  • Yanıtla

nurettın

muhalefete göre en kolay iş devlet idare etmek yine insanları pirinç verecem diyerek evdeki bulgurdan ederler tarihte hep böyle olmuş ak günler dediler halk kara günleri yaşadı
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23