• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
29 Ekim 2019

96 yaşında mıyız, 91 mi? Yoksa?..

Cumhuriyet, çoğunluk demek.. Halk çoğunluğu demek.. Halkın çoğunluğunun yönetimi demek..

Bu anlamı ile bizim cumhuriyet ile bir tartışmamız olabilir mi?

Olmaması gerekir!

Peki, dindar insanların cumhuriyet ile kavgası varmış gibi oluşan görüntü nereden kaynaklanıyor?

Şuradan kaynaklanıyor..

Cumhuriyet, tek kişinin belirlediği meclis ile kabul edilmemeli idi..

Halkın çoğunluğunun tercihi ile kabul edilmeli idi..

“Eee.. Kabul edilmiş.. Meclisi gerçek bir seçim sonucunda oluşturacak olsak da, aynı cumhuriyet ilan edilecek ise, sıkıntı nerede? Ha halkın çoğunluğu kabul etmiş.. Ha bir kişi.. İkisinde de cumhuriyet kabul edilmiş, ne fark var ki?” diyebilirsiniz..

Şeklen haklı da olabilirsiniz.

Ama “doğru iliklenmeyen ilk düğme” örneğindeki gibi..

Yanlış ile başlarsanız.. Yanlış ile devam edersiniz..

Nitekim sonrasında yaşanılanlarda..

Adı cumhuriyet de olsa..

Günlük hayatımızda, cumhurun isteği dışında gerçekleştirilen icraattaki hatalarla ilgili olarak, bana cevap veremezsiniz..

Mesela?..

Mesela, Medeni Kanun, İsviçre’den iktibasla niye alındı? Nasıl alındı? Halk kararı ile mi alındı?

Veya şöyle soralım:

Cumhuriyet; Medeni Kanun’un, inancı Hıristiyanlığa dayanan bir ülkeden, İsviçre’den alınması demek midir?

Müslüman bir ülkeye, Hıristiyanlığın ilkelerinden hareketle yazılmış bir kanunun dayatılması demek midir?

“Cumhuriyet” kavramını doğru anlamlandırdığınızda, buna izin çıkar mı?

Bence çıkmaz..

Çıkmamalı..

Cumhuriyet, bunu halka sorar.

Halk kabul ederse, o kanun iktibas edilir.

Halk kabul etmezse, iktibas edilmez..

Cumhuriyet halk çoğunluğunun yönetimi ise..

Tepedeki üç isim, “İsviçre kanunu çok güzel.. Alalım gitsin” demesi ile.. Medeni Kanun alınmaz..

Sorun sadece Medeni Kanun değil.

Ceza Kanunu da öyle..

“Cumhuriyet” diyorsanız.

“Halk yönetimi” diyorsanız..

Halka soracaksınız..

“İstiyor musunuz, Mussolini Ceza Kanunu’nu?” diyeceksiniz.

İstiyorlarsa, benim için yine sorun var ama..

Cumhuriyet için sorun olmayacağını kabul ederim..

Alfabe değişikliği mi yapacaksınız?

Halka sormalısınız..

Meclisi bir kişi belirlemiş.

Sonra o meclis, kendisini belirleyen kişiyi cumhurbaşkanı seçmiş..

O cumhurbaşkanı, “Latin alfabesine geçmemiz lazım” deyince..

Latin alfabesine geçivermişiz..

Şimdi buna, “Cumhuriyet” diyoruz..

Cumhur bu işin neresinde ise?

Cumhuriyet bu değişikliğin neresinde ise?

Bitti mi, içi boş “Cumhuriyet”in pratikteki karşılığı?..

Bitmedi..

Yıllarca tek parti ile yönetilmişiz..

Cumhuriyet kavramı ve ikinci parti kurulmasına izin verilmemesini yan yana koyabilir misiniz?..

Nasıl olabilir bu?

Nasıl kabul edilebilir?

Mümkün değil..

Cumhuriyet diyorsanız, çoğunluğu elde etmelisiniz..

Çoğunluğu elde etmeniz için, azınlıkta kalanlar da olmalı..

Alternatifi kabul etmek zorundasınız..

“Alternatif yok” diyorsanız.

“Aday olmak için, Cumhuriyet Halk Partisi’nin çatısı altında olmak zorundasınız” diyorsanız.

Onun adı cumhuriyet nasıl olabilir?

Diyeceksiniz ki, “1950’den sonrasını, artık cumhuriyet olarak görüyorsundur, herhalde..”

Yoo..

Niye böyle söylüyorum?

Çünkü bir işin başı ne ise, sonrası da odur..

1950’de Cumhuriyete geçti isek..

1960’ta olan nedir?

“Cumhuriyete sahip çıkma” adı altında, halkın seçtiklerinin devrilmesi değil midir?

Halkın seçtiklerinin devrilip, ardından da o günün bayram olarak kutlanması, cumhuriyet midir?

“1923’te, bir kişi meclisi belirledi. Meclis de o kişiyi cumhurbaşkanı seçti” diyoruz.

Sonrasında da..

“Yine meclise hiç iş bırakmadan, hemen her köklü değişimi yine bir kişi tercih etti, meclis de tasdik etmekle yetindi” diyoruz..

Bunun bir başka versiyonunu da..

1960’ta, görüyoruz.

“Halk seçmişse seçmiş. Meclis oluşmuşsa oluşmuş.. Bunlar çok önemli şeyler değil” diyen.. 

“Cumhuriyetin sahibi biziz” diyen bir avuç elit kesim işaret etmiş.

Ordu sivil yönetimi devirmiş.

Ve bize tanıtım yapılıyor, “96 yıllık Cumhuriyet!”

Bari darbe dönemlerini çıkarın, cumhuriyetin yaşından.

1 yıl 1960 darbesinden. 

3 yıl 1980 darbesinden.

1 yıl da 28 Şubat darbesinden.

Ve, “Cumhuriyet 91 yaşında” deyin..

Ha, şimdiden söyleyeyim de..

Bana, sonrasında “Mızıkçılık yaptın” demeyin..

Ben “91 yaşında”ya da itiraz ediyorum..

Siz, başörtü yasağını bu ülkede yıllarca  acımasızca uyguladı iseniz..

Halkın parası ile yapılan imam hatip okullarının kapısına kilit vurdu iseniz..

Cumhuriyetten nasıl bahsedersiniz?

Milletin tepesine oturtulan Anayasa Mahkemesi, “Başörtü kullanmak, cumhuriyet düşmanlığıdır” diye kararlar verdi ise..

Asker tehdidi altında, imam hatip ortaokullarını kapatmak için 8 yıl kesintisiz eğitime geçmiş iseniz..

“Bu işin 5+3 olması mümkün. Derdiniz gerçekten çocukların 8 yıl eğitim görmesinin zorunluluğu ise..” denildiği halde..

“Siz çocukların okumasına karşı mısınız” diye söylem geliştirip, çaktırmadan, kesintisiz eğitim adı altında, imam hatiplerin orta kısımlarını kapatırsanız..

Bunu yapmak için, meşru hükümeti devirip, yerine zoraki kurulmuş bir hükümete sopa gösterirseniz..

Bunun adı, nasıl cumhuriyet olabilir ki?

Dolayısı ile.

Sadece şekli açıdan darbe yıllarına değil..

Mana itibariyle darbecilerin hükümlerinin geçtiği yılları da, cumhuriyetin yaşından çıkarmamız lazım..

Şimdi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, vermiş başörtülü bir kızın eline Nutuk’u..

“İstediğim eğitimi alıyor, özgürce okuyorum: Bizim adımız cumhuriyet” dedirtmiş..

Oysa daha 6 yıl önce, o kız, o örtüsü ile üniversitenin kapısından kovuluyordu.

Hem de, Mansur Yavaş’ın şimdi aday olduğu CHP’lilerin baskıları ile.

CHP’li milletvekillerinin tehditleri ile.

Cumhuriyet, evet..

Ama düne kadar uygulanan despot cumhuriyet değil..

Halkı “maraba” yerine koyan cumhuriyet değil..

“Değiştirilmez, değiştirilmesi teklif dahi olunamaz” kuralları ile halka dayatılan cumhuriyet değil..

Halkın, gerçekten söz sahibi olduğu bir Cumhuriyet!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hasan Doğan

Ali abi farkında mısın, Günlük siyasetten bahsetmediginde daha güzel tesbitler yapıyorsun. Bu güzel yazı için tebrik ederim. Ben yazıda sadece 5 + 3 kısmına takıldım. Hatırlarsan MGK'nin 8 yıllık kesintisiz eğitim kararını bir Müslüman lider imzalamıştı. 4+4+4 modeli de bir başka Müslüman lider zamanında kabul edildi. İstanbul sözleşmesi de öyle.. gavurların , dinsiz ve zorba laikcilerin dayattığı şeyler Müslüman liderler tarafından imzalandı ve uygulamaya kondu. Zorbaların baskısı ancak imanını arttırır , sabredersin ve daha çok çalışırsın. 28 Şubat'ta başörtüsünü açmamak için direnen kizlarla bu günün başörtüsü serbest ortamındaki imamhatipli kızları aynı kefeye koyabilir misin? Solcu laikcilerin , dinsizlerin ve sapıkların temenni ettiği düzenlemeler müslüman adamların iktidarında tıkır tıkır hayata geçiriliyor. Ve Evet sen artık sakallı olarak askeriye ziyaretine gidebilirsin, bu da bir kazanım. Bir zamanlar Müslümanlara zulm edenleri hiç korkmadan manşete taşıyordunuz. Benzer Bir suçu işleyen sizden biri olduğunda onu neden açıkça yazmıyorsunuz?
  • Yanıtla

Yasin

Şu an demokrasi var mı sanki. Seçilenler eyt, 3600 vb konuları Red ederken halka mı soruyor. Vekil adaylarının sırasını parti başkanları yapmıyor mu. Hele başkanlık sisteminde vekilin nüfuzu mu var. Geçmişle kıyaslama huyunuz yanlış Ali Bey. 30 larda dünyada tek partili ülkeler yaygın olarak var ve kimse tek parti dönemine demokratik demiyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23