Darbeye Övgü ve Erdoğan’a 66. yıl sonra bile parmak sallayanlar
Darbeye Övgü ve Erdoğan’a, 66. yıl sonra bile parmak sallayanlar
Boşverin Cumhuriyet Halk Partisi delegelerinin satın alınması sebebiyle, kurultayların mutlak butlanla mahkemece geçersiz sayılmasını.
Ne olmuş ki.
Mahkeme kararıyla neye hükümet edilmiş ki?
Partinin eski genel başkanları, tekrar genel başkanlık koltuğuna oturtulmuş.
Delege satın alınması sebebiyle, kanunun zorunlu emri olarak yapılan bu uygulamayı, demokrasiye darbe olarak tanıtmaya kalkışan ahlaksız solcular.
Hem de buna yönelik manşeti attıkları günün ertesinde, 27 Mayıs 1960 darbesinin 66. yıldönümünde, bakın ne başlığını kullandılar:
“İnönü Menderes’i uyarmıştı.”
Nasıl utanmazlar, nasıl ahlaksızlar görüyor musunuz.
66 yıl öncesinden bugüne mesaj veriyorlar.
Diyorlar ki, “Bugün de Erdoğan’ı uyarıyoruz.”
Eeee?
66 yıl önce yaptığınızı mı yapacaksınız?
Açık konuşun, darbe mi yapacaksınız?
“Uyarı” dediğiniz şey nedir?
66 yıl önce bu ülkenin başbakanının idam sehpasına gönderilmesinin, bir tekrarını mı yapmayı düşünüyorsunuz?
Yapabileceğinizi mi zannediyorsunuz?
15 Temmuz 2016’da bunu denemediniz mi?
Boyunuzun ölçüsünü almadınız mı?
İki gün önce yargı kararıyla siyasetin dizayn edilemeyeceğini söyleyenler siz değil miydiniz?
Yargı kararını itibarsızlaştırmaya kalkışmanızı bıraktık, kanunun emri gereği verilen butlan kararını, darbe gibi göstermenizi bıraktık.
Vatan savunması için eline silah verilen askerin kararıyla, siyasetin dizayn edilebileceğini söylemeniz, nasıl bir ahlaksızlıktır.
“Siyasetçi şunu yaparsa, asker de yönetime el koyar” anlamına gelecek şekilde, bir gazeteye başlık attırmak nasıl bir sahtekarlıktır?
Seksen yaşının devirmiş Alev Coşkun, neye güveniyor da “ İnönü, Menderes’i uyarmıştı” ahlaksız başlığını atabiliyor?
Bu başlığı atan ahlaksız darbeciler, nasıl oluyor da bağımsız mahkemelerin verdiği mutlak butlan kararları için, “darbe” tanımlaması yapmaya kalkışabiliyorlar.
Seksenlik ihtiyar, darbe güzellemesi yaptığı yazısının son bölümünde, şu ara başlığı kullanmış: “oysa dinleseydi”
Nasıl ahlaksızsınız siz, nasıl sahtekarsınız?
Sandıktan çıkmış, seçim kazanmış olan ve milletin oylarıyla başbakanlık koltuğuna oturmuş olan Adnan Menderes, kimi dinleyecekti?
Seçimi kazanamayan İnönü’yü mü?
Bu nasıl bir ahlaksızlıktır ki; seçimi kazanamamış olan İsmet İnönü, seçimi kazanan Adnan Menderes’i uyarıyor.
“Uyarıyor” ifadesi nezaketen söylenen bir ifade.
Resmen şunu demiş oluyorlar: “İnönü, Menderes’i tehdit etti. Ama Menderes tehdide kulak asmadı.”
Bu noktada, Menderes yerine, idam sehpasına kimin gitmesi gerekirdi?
Tabii ki İnönü’nün gitmesi gerekirdi.
Haydi o tarihte, seçilmiş başbakanının tehdit eden İsmet İnönü, idam sehpasında sallandırılmadı, sallandırılmadı.
Peki 66 yıl sonra bugün hala, İsmet İnönü’nün tehdidinin; “dinlenmiş olsaydı, onun tehdidine kulak verilmiş olsaydı, darbe olmazdı” demek, resmen darbeyi meşru görmek değil midir?
Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs eden darbecileri meşrulaştırmak değil midir?
Bu ahlaksızlar değil mi, Osman Kavala’nın, Can Atalay’ın aslında darbe suçunu işlemediğini iddia edenler.
İşte bunlar, 27 Mayıs darbesinde de, başbakanı yönetimden indirip, asan ahlaksız darbecileri, yönetime el koyma haklarını kullandıkları ve herhangi bir suç işledikleri övgüsüyle takdir edenlerdir.
Savcıyı şehit eden teröristlere, “mecbur bırakıldığımız eylem şekliydi” başlığı atarak destek çıkan terörist yardakçıları, darbecilere de aynı yaltaklanmayı, 66 yıl sonra bugün dahi devam ettirebiliyorlar.
Bülent Arınç’a soruyorum, bölge adliye mahkemesinin CHP’nin kurultayını iptal etme yetkisi olmadığını söylerken, eğer minnacık dürüstlüğün kaldıysa, yağcılık yaptığın CHP’nin yayın organı Cumhuriyet‘te yayınlanan 27 mayıs darbesi güzellemesi içeren şu cümlelere niye itiraz etmedin, söyler misin:
“Oysa Menderes, 23-24 Mayıs günleri kendisine Sıtkı Yırcalı ve Profesör Dr. Rıfkı Salim, bu uçak tarafından önerilen istifayı kabul Edip yeni bir hükümet kursaydı seçimlerin yapılacağını açıklasaydı bu olanağı kullansaydı 27 Mayıs askeri hareketi olmayacak, demokratik yaşam kendi kuralları içinde yürüyecekti. Demokrasi çok hassas bir rejimdir.”
Söyleyin sahtekarlar, “demokrasi çok hassas bir rejimdir ve bizim istediğimiz yapılmazsa darbe haktır” iddiası ile karşımıza çıkmaktan hiç mi utanmıyorsunuz?
Darbeyi savunan, bir başbakan ve iki bakanın asılmasını, “istifa etselerdi asılmazlardı” diye alçakça, sahtekarca meşrulaştırmaya çalışanlar, bugün bize nasıl olur da demokrasi dersi vermeye kalkarlar.
Sadece dünün olaylarını tanımlamak için bu cümleleri kurmuş olsalar, “zırto” der geçerim.
Ama, sadece dünkü darbeleri sahtekarca meşrulaştırmaya kalkmıyorlar.
Sandıktan çıkan siyasi iktidarları, darbe ile tehdit etmeye kalkıyorlar.
Sandıktan çıkan başbakan, şu veya bu kişinin isteğiyle niye istifa edecekmiş?
O yazının sahibi Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi Alev Coşkun açıklayamıyorsa, ona şirinlik yapan Bülent Arınç buyursun cevaplasın.
Bu ülkede, yolsuzlukları, hırsızlıkları cezalandırmakla görevli mahkemelerin verdiği kararlar, CHP’lilerin işlerine gelmediği zaman darbe olarak değerlendirilecek.
Ama vatan savunması için eline silah verilen asker, o silahı seçilmiş başbakanı indirmek için kullandığında, “siz de uyarılmıştınız, niye istifa etmediniz ki” diye nanik yapılacak.
Batsın sizin demokrasi anlayışınız.
Batsın sizin hukuk anlayışınız.