• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Yolun sonuna gelinmiş değildir

09 Nisan 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Yolun sonuna gelinmiş değildir

AHMET VAROL

ABD Başkanı Trump’ın esip savurması yine boş çıktı. Aslında, sonrasında bir balon olacağını kendisinin de tahmin edebileceği türden tehditler savurmak stratejik açıdan karşı tarafı korkutup teslim olmaya zorlama gibi bir amaç taşıyormuş görünse de sahibine zararı daha çok olmaktadır. Çünkü inandırıcılığını ve tutarlılığını daha çok kaybetmektedir. Benim tıp alanında herhangi bir birikim ve tecrübem olmasa da, Trump’ın bu türden esip savurmalarının demans belirtisi olarak değerlendirilmesinin çok da yanlış olmayacağı kanaatindeyim.

Aslında Trump’ın söz konusu tehditleri aynı zamanda bir köşeye sıkışmışlık, bitkinlik ve bir an önce çözüm üretilmesi konusunda acelecilik işaretleri de taşıyordu. Onu sıkıştıran sadece İran değildi. Muhtemelen ABD’nin zorlandığını gören bazı yerel unsurlar, küresel ekonominin kötüye gitmesinden dolayı telaşlanan Avrupa ve muhtelif uluslararası güçler de zorlamaya başlamıştı. Onlar da tabii İran’a ve Lübnan’a acımaları değil kendi çıkar hesapları ve sorunun büyümesinin kendilerine olumsuz yansımasının büyük olacağının farkına varmaları sebebiyle zorluyorlardı.


Bazı Avrupa ülkelerinin hava sahalarını ABD’nin askeri uçaklarına açmamaları İran’ın tarafında durmaları değil krizin büyümesinin doğuracağı sonuçlarla ilgili endişeleri sebebiyleydi.

Ateşkesin siyonist işgal rejimine rağmen ve ona danışılmadan sağlandığı iddialarının inandırıcı olmadığını, bu konudaki iddiaların Netanyahu’nun en azından siyonist toplum nezdindeki itibarının iyice sıfırlanmasının önüne geçme amaçlı bir yanıltma olduğunu düşünüyorum.


Trump’ın İran’a verdiği mühletin son saatlerine yaklaşılırken, Netanyahu’nun internette yayınlanan bir videosunu izlemiştim. Kahramanlık hikayeleri okuyor, İran’a ne gibi zararlar verdiklerine dair liste veriyor ve İran’ın tarihindeki en zayıf, kendilerinin ise en güçlü durumlarında olduklarını; bunu da inanç ve güç sayesinde elde ettiklerini ileri sürüyordu.



Oysa siyonist toplum ciddi gerginlikler ve sıkıntılar yaşamaya başlamıştı. Savaşın başladığı tarihten bu yana sürekli siren sesleriyle sağa sola kaçışıyorlar. Son günlerde işgal rejiminin savunma sisteminin füzeleri havada imha etme konusunda daha başarısız olduğu da biliniyor. Füzenin nereye düşeceği tahmin edilemediğinden sirenin çalması, kendilerini arkalarından füze kovalıyormuş gibi hissetmeleri anlamına geliyor. O yüzden işgal rejimi de artık bitkin ve yılgın duruma düşmüş, dolayısıyla en azından geçici de olsa bir ateşkes sağlanmasını arzulamaya başlamıştı. Ama bunu belli etmek istemiyordu. Hem siyonist işgalin tehdit gücünün çok fazla yıpranmaması, hem de mevcut işgal hükümetinin kendi siyonist toplumu nezdindeki itibarının iyice sarsılmaması için.


Her ne sebeple olursa olsun bu olayda Amerikalı ve siyonist katillerin ittifakının geri adım atmaya zorlanması önemli bir gelişme ve kazanımdır. Çünkü bu katillerin, planladıklarını gerçekleştirmeleri çok daha büyük tehlikeleri içinde barındırıyor olacaktı.

Ama sorunun bittiği ve yolun sonuna gelindiği düşünülmemelidir. Filistin topraklarında siyonist işgalin varlığını sürdürmesi tehdit ve tehlikenin devam ediyor olması anlamına gelir.


Siyonist katiller, şartların zorlaması sebebiyle İran’a yönelik saldırıları durdurma konusunda ateşkese riayet etmek zorunda kalsalar da Lübnan’a yönelik saldırgan tutumlarında çok fazla bir değişiklik olmayabilir. Lübnan konusunda bir ateşkes sağlansa bile anlaşmaya gereği gibi riayet etmeleri beklenemez.


Gazze’deki saldırgan tutumlarını ise değiştirmediler. Ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye, gündelik olarak saldırmaya ve cinayetler işlemeye ya da sivil hedefleri vurmaya devam ediyorlar.


Bu durum karşısında İslam âleminin siyonist işgal ve saldırganlık karşısında bir ortak hedefinin olması, bu tehdidin kaldırılması için güçlerin birleştirilmesi gerekir.

Aynı zamanda İslam dünyasındaki muhtelif fitne sorunlarının kaynağı olan bu tehdidin ortadan kaldırılması bölgesel meselelerin çözümünün de önünü açacaktır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23