• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Mali’de olanları okumak: Terör mü darbe mi devrim mi?

30 Nisan 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Mali’de olanları okumak: Terör mü darbe mi devrim mi?

AHMET VAROL

Mali’de 25 Nisan’da şiddetlenen çatışmalar bugün ülkenin büyük bir bölümünü etkisi altına aldı. Muhalif hareket başkentte kontrolü tamamen ele geçirmek için yoğun bir kuşatma gerçekleştirdiğini söylüyor.

Gelişmeleri bazıları meşru yönetime karşı bir terör faaliyeti olarak tanımlarken bazı kesimler de askeri cuntanın hakimiyetine son verme amaçlı bir devrim olduğunu düşünüyor. İkisinin arasında duran yorumculara göre ise bu, darbe ile yönetimi ele geçiren kadroya karşı bir darbe niteliği taşımaktadır.

Mali’de bugün yaşanan olaylar biri birden ortaya çıkmadı. Epey uzun bir geçmişi var. Ancak bütün ayrıntılarıyla verme imkanımız yok. Bununla birlikte bugünkü gelişmelere ışık tutulabilmesi için hadiseleri biraz arka planıyla ve tarihsel süreciyle okumak gerektiğini düşünerek özellikle son dönemle ilgili bazı özet bilgiler vermek istiyoruz.

Mali, Batı Afrika’da yer alan ve nüfusunun yüzde 90’ından fazlası Müslüman olan bir ülkedir. Sömürgecilik döneminde Afrika genelinde yürütülen misyonerlik faaliyetleri Mali’de de etkili olmaya çalıştıysa da başarılı olamadı.

Avrupalı sömürgeciler ve özellikle Fransa, 19. yüzyıldan itibaren Mali üzerinde siyasi kontrol kurmuş, 1890’da bölgeyi ele geçirerek “Fransız Sudanı” adıyla yönetmiştir. Mali halkı bu işgali hiçbir zaman kabul etmemiş ve bağımsızlık mücadelesini sürdürmüştür. II. Dünya Savaşı sonrası güçlenen bu mücadele sonucunda, 1960’ta önce Senegal ile federasyon kurularak bağımsızlık ilan edilmiş, kısa süre sonra da Mali Cumhuriyeti tek başına bağımsız olmuştur.



Ancak bağımsızlığa rağmen Fransa, Mali üzerindeki etkisini dolaylı yollarla sürdürmüş, ülkenin siyasi ve ekonomik yapısını yönlendirmeye devam etmiştir. Batılı güçler, etkileri altındaki ülkelerde bağımlılığı artırmak ve kontrolü korumak amacıyla iç sorunları derinleştiren politikalar izlemiştir. Bu çerçevede etnik ayrışmaları körükleyen yaklaşımlar öne çıkmış, Mali’de de bunun en belirgin sonucu Tuareg sorunu olmuştur.

Tuaregler, geniş bir coğrafyaya yayılmış, ancak ulusal devlete sahip olmayan bir etnik gruptur. Mali ve Nijer başta olmak üzere farklı ülkelerde yaşayan Tuaregler arasında bağımsızlık talepleri doğmuş, bu da ayrılıkçı hareketlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunlardan Azavad Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLA), Mali’de uzun süre ülkenin siyasi istikrarını zorlayan bir unsur oldu.


Siyasi istikrarsızlık ve ekonomik zorluklar nedeniyle Mali, sık sık darbeler ve çatışmalar yaşadı. 2012’de General Amadu Haya Sanogo’nun gerçekleştirdiği darbe, ülkede büyük bir otorite boşluğu oluşturdu. Bu durumdan yararlanan Tuareg grupları ve silahlı İslamcı örgütler ülkenin geniş bölgelerinde kontrolü ele geçirdi. Bunun üzerine Fransa, 2013’te askeri müdahalede bulundu ve uluslararası destekle bu gruplara karşı operasyon başlattı. Müdahale sonucunda merkezi yönetim güçlendiyse de çatışmalar sona ermedi.

Fransa’nın etkisiyle İbrahim Ebu Bekir Keita’nın cumhurbaşkanı olması, ülkedeki siyasi sorunları sonlandırmadı. 2018 seçimleri tartışmalı geçti, muhalefet hile iddialarıyla sonuçları reddetti. 2020’de ise geniş halk protestoları başladı. Sivil yönetime halk desteğinin azalması sonucu 18 Ağustos 2020’de ordu yönetime el koydu ve Keita istifa etmek zorunda kaldı.



O zaman iktidarı ele geçiren Assimi Goita Fransa’dan uzaklaşarak Rusya’ya yanaştı ve askeri alanda onunla işbirliği yaptı. Yönetimi sivillere devretme sözünü yerine getirmediği gibi 24 Mayıs 2021’de geçici cumhurbaşkanını görevden alarak tam diktatörlük kurmaya çalıştı.

Muhalifler onun bu tutumuna karşı çıktı ve bazı silahlı milis güçler askeri faaliyetlerini artırdı. Bu kez muhalif harekette Tuareg ulusal hareketini temsil eden örgütler büyük ölçüde güç kaybederken silahlı İslamcı örgütler etkili oldu. Bunların başında da El-Kaide’ye yakın duran ve kısa adı CNIM olan Cemaatu Nusreti’l-İslam ve’l-Müslimin (İslam’a ve Müslümanlara Destek Cemaati) yer alıyordu. Son hadiselerde en çok öne çıkan örgüt de budur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

bu yazı bir alıntıdır...sadece parantez içi ve sonu eklemedir

Bugün yaşananlar sekiz yıl önce yaşananları çağrıştırıyor. 22 Mart 2012 tarihinde benzeri bir darbe gerçekleşmişti. Bir grup düşük rütbeli subay, ikinci görev süresinin bitimine bir ay kala Cumhurbaşkanı Amadou (Ahmadou Teomani Toure= bu Toure de Türk çıkarsa hiç şaşırmayın ) Toumani Toure’ye karşı bir darbe gerçekleştirmişti... Biz bu darbenin arkasında Amerika’nın olduğunu açıklamıştık. 24 Mart 2012 tarihinde yayınlanan soru cevapta demiştik ki: “Tüm bu bahsettiklerimiz, Amerika’nın, bu İslam ülkesine nüfuz etmek, buradaki nüfuzunu genişletmek ve hala burada geniş bir nüfuzu sahip olan eski sömürgeci Fransa’nın yerine geçmek için Mali’de meydana gelen darbenin arkasında olduğuna işaret etmektedir. Zira Amerika, Mali’deki eski seçim süreçlerini bozmak istemektedir. Çünkü siyasi ortam, Fransa’yı takip etmekte olup bu darbe yoluyla Fransa siyasetine göre oyun oynama zihniyetine sahip Fransız ajanlarından oluşan oyuncuların tablosunu alt üst etmektedir. Hakeza Mali, “askerî” harekete tutunmasından dolayı Amerika’ya bağlıdır.” Bugünse en üst rütbesi albay olan düşük rütbeli subayların, ilkinde 15 Ağustos 2013’te, ikincisinde 12 Ağustos 2018’de Cumhurbaşkanı seçilen Ebubekir Keita’ya karşı bir darbe gerçekleştirdikleri görülüyor. Askerler, 2012’de darbecilerin hareket noktası olan başkentten 15 km. uzaklıktaki Kati Askeri Kampından hareket ettiler. Fransa Mart 2012 darbesinden sonra Mali’nin kuzeyine müdahale etmek için BM Güvenlik Konseyi’nden 23 Eylül 2012’de 2071 sayılı bir karar çıkarttı. Sömürgesini korumak için de El Kaide ve aşırılık yanlısı gruplar ile mücadele bahanesiyle 20 Aralık 2012’de 2085 sayılı başka bir karar çıkarttı. Avrupa’dan Fransa ağırlıklı 15 bin kişilik uluslararası bir askeri güç kuruldu. Afrika Gücü de kuruldu. Fransa, söz konusu Afrika Gücü’nden bir Ortak Afrika Gücü kurdu. Buna G5 Sahel Gücü de deniyor. Bunlar, Moritanya, Mali, Nijer, Burkina Faso ve Çad’dır. Fransa’nın bu ülkelerdeki etkisi güçlüdür. Fransa 2012 darbesinden bir buçuk yıl gibi kısa bir süre sonra Ebubekir Keita’nın 15 Ağustos 2013’de ve 12 Ağustos 2018’de iki kez Cumhurbaşkanı seçilmesi ile Mali’de yeniden nüfuz kazandı! Amerika ise Fransa gibi halk çevrelerinde güçlü değil. Ancak ABD bu darbenin, 2012’deki ilk darbeden daha güçlü olmasına olanak tanıyan bir şey yaptı, askeriye içerisine sızmalar gerçekleştirdi! Amerika, gerçekleştirdiği ilk darbenin başarısız olmasının üzerinden geçen 1,5 yıl gibi kısa bir süre sonra şu anki darbeyi desteklemek için bir halk çevresi oluşturmanın çabası olarak, sadece orduda değil, siyasi çevreler ve sivil toplum örgütlerinde de ajanlar devşirmeye koyuldu....yani olaylar Afrika'da ABD ve Fransa arasında savaş...musluman memleketlerini paylaşmıyorlar...

gavurun aç gözlüğü

bu terör değil bağımsızlık savaşı
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23