• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Teknolojiye karşı sevgi ve samîmiyet

16 Mayıs 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Çocuklarımıza dînî, millî âidiyet duygusu vererek onları “bizim çocuklarımız” yapmanın en zor olduğu devirde yaşıyoruz. Bizim neslin yaşadığı derecede bir değişim bizden önceki hiçbir neslin başına gelmedi. Son yüz yıl içindeki teknolojik gelişme insanlık târîhindekinden fazla deniliyor. Çocuklarımız, bizim şaşkınlık içinde seyrettiğimiz, bir türlü künhüne vâkıf olamadığımız, kullanmayı dahi pek beceremediğimiz teknolojik patlamanın içine doğuyor. İki yaşındaki bebekler bile şifre kullanarak bilgisayarı, telefonu açıyor, geziniyor, oyunlar oynuyor, işi bitince kapatıyor. Büyükleri hesâp ediniz. 

Böyle bir dünyâda ve böyle bir devirde yaşıyoruz. Çocuklarımız artık anne-babadan ziyâde internet vasatında yetişiyor. Orada her aradığını bulduğunu zannediyor çocuk. Evet, her aradığına dâir bir şeyler buluyor ama bunların ne kadarı doğru, düzgün ve “biz”e uygun? İnternet ve onun eli-kolu olan sosyal medya “bizim” eserimiz değil. Biz onu sâdece kullanıyoruz. Ama kullanırken kulu olmaktan kaçamıyoruz maalesef. Bir imkân ve güç, kime âitse netîcede ona hizmet edecektir. Bizim işimize de çok yarıyor gibi olsa da bu güç ve imkânın en sonunda sâhibine yarayacağını unutmayalım. Hiç kimse bizim kara kaşımız kara gözümüz için bunları hizmetimize sunmaz. İnternet ve sosyal medya denilen âlem, şeytânî bir aklın kendi gâye ve projeleri için kurduğu bir şeytan imparatorluğudur. Bu akıl, eskiden de vardı ama gâyesini doğrudan silâhlı saldırılarla gerçekleştirmeye kalktığından insanlar onu kolayca teşhîs eder ve karşı durur, direnirdi. Şeytânî aklın bu yeni devresinde insanlar güle oynaya onun kucağına düşüyor, onsuz yapamıyor, bu mekanizmadan bir an ayrılsa nefessiz kalmış gibi debelenmeye başlıyor. Rusya Ukrayna’ya saldırınca Ukraynalı bir genç kız instagrama giremeyeceğim diye hüngür hüngür ağlıyordu. Ülkesine saldırılmasına değil de saldırı sebebiyle instagrama giremeyeceğine ağlıyor. İşte günümüz insanı şeytânî akıl ve onun kurduğu dijital imparatorluğun bu kadar avuçlarında. Düşman hiç bu kadar sevimli gelmemişti. 

Çocuklarımız işte bu şartlar içinde “biz”den uzaklaşıp seve seve şeytânî aklın kulu kölesi hâline geliyor. Bu kulluk ve köleliği özgürlük olarak görüyor hem de… Kendisini îkâz etmek istediğinizde özgürlüğünün engellendiğini düşünerek aşırı tepkiler veriyor. Biz yüzme bilmeyen anne-babalar gibi çocuklarımızın bu azgın dalgalı denizde boğuluşunu seyrediyoruz. Elinden tutacak olsak başta çocuk isyân ediyor. Bizim yüzme bilmeyişimizi boğulmayı da bilmediğimize hamlediyor. Çocuklarımız özgür bir şekilde boğuluyor. Esâretin en koyusu köleliği sever hâle gelmektir. 

Yaşı 70’ler civarında bir profesör, “Bizim nesilden artık bir hacker çıkmaz” demişti. Bu basît söz beni ürpertmişti. Bir neslin teknolojik gelişmeler karşısında devre dışı kalışını bu kadar keskin anlatan bir söz duymadım. Ama şurası var: Bilgisayar, internet ve hackerlık bir âlet… Bunların hepsi bir şeylere hizmet ediyor. Onların hizmet ettiği değerler değişmiyor. O değerler insanlık târîhi kadar eski. Bizim nesilden hacker çıkmaz ama hackerlerin hedef ve gâyesini bizim nesil belirler yine. “Bizim” gençlerin fark etmediği gerçek bu olsa gerek: Onlar ellerindeki oyuncaklarla oynamayı hayâtın gayesi zannediyor ama o oyuncakları yapanlar, oyuncaklar üzerinden başka bir hedefe ulaşmayı istiyor. Bunu fark etmek büyük uyanışın ilk adımı olacaktır.

Bu karamsar tablo karşısında çâresiz miyiz? Evet, işimiz bütün çağlardan daha zor ama çâresiz de değiliz. Elimizde atom bombalarından daha tesîrli bir silâh var: Sevgi ve samîmiyet… Teknoloji bütün hayâtımızı kaplıyor, gözümüzden kulağımızdan giriyor ama insanlığın fıtrî arayış ve ihtiyâçları aslında değişmiyor. İnsanlık, bugün de sevgi, samîmiyet, ilgi, iyilik, ahlâk, ruh temizliği arıyor. Gençlerin sosyal medyada aradıkları biraz da bu değil mi? Etrâfında göremediği sevgi, ilgi ve anlayışı arıyor en çok. Biz, başta kendi çocuklarımız olmak üzere bütün çocuklara, bir çocuğa, ölen kuşu için tâziyeye giden Hz. Peygamber gibi sevgiyle, samîmiyetle, ilgiyle yaklaşabilsek bu sosyal medya denilen gulyabânî elinden çocuklarımızı büyük ölçüde kurtarabiliriz. Muallimliğimden biliyorum. İşte bütün dehşetiyle bu sosyal medyaya mârûz talebelere küçük bir sevgi ve ilgi gösterdiğinizde çocuk bütün benliği ile size yöneliyor, sizi sevgi ve ilgiyle dinliyor, nasîhatlerinizi ciddiye alıyor. Şimdi emekliyim hâlâ talebelerimle irtibâtımız devâm eder. Eğitim, bu büyük saldırı karşısında iç kalemiz olmalıydı ama o kale yabancılar tarafından ele geçirildiği ve bir türlü de onlardan, o zihniyetten kurtarılamadığı için o kapıdan henüz bir ümit yok. Tek tek idealist eğitimciler bir şey yaparsa yapar. Biz kendi işimizi kendimiz görmek zorundayız. Bilelim ki elimizden kayıp giden gençler karşısında asık bir surat, çatık bir kaş, sert ve yaralayıcı bir dille yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur. 

Bugün “Garbın âfâkını saran çelik zırhlı duvar” internet ve sosyal medyadır. Bizim de bunun karşısında eskimez silâhımız “îmân dolu göğüslerimiz”dir. Göğsümüz îmân doluysa, kalbimiz de sevgi, samîmiyet dolu olacaktır. 

Sevgi, samîmiyet ve ilgi karşısında direnebilecek bir kalp yoktur.

Aslolan îmândır ve hiçbir zaman âlet, gâyeye gâlip gelemeyecektir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

A.A.Aktaş

Yeni bebek sahibi olmuş anneler imkan dahilinde çalışmamalı. Bebeğini kendi büyütüp,bellli bir yaşa getirmeli.  

İ Tuncer

Çok haklısın Ahmet hocam. Ancak sonuç hiç değişmeyecek.Herkes yaptığının karşılığını görecek.Herkes ölümü tadacak. Elbette sevgi her şeyin ilacı.Rabbim kimseyi sevgiden mahrum etmesin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23