• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Sınav için kitap okumak (2)

05 Temmuz 2021
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Hep az okuduğundan, hattâ hiç okumadığından yakındığımız milletimizin de artık okumanın ehemmiyetini anlamış göründüğünü ve hemen hemen herkesin, çocuklarına kitap okutmaya çalıştığını anlatmıştık. Bu yeni yönelişin arka plânına bakmaya çalışmış; gerçek, köklü ve çaplı bir okuma niyet ve faâliyeti ile mi muhatabız diye sormuştuk. Bu soruya gönül rahatlığı ile “Evet!” diyemeyeceğimizi de ortaya koymaya çalışmıştık. Çünkü bu son okuma modasının bütün ufkunun bir sınav kumkuması olan ülkemizde “sınavlarda başarı” olduğunu üzülerek belirtmiştik. Oysa gerçek okuma sevdâsının bu gibi basît kaygıların ötesinde kendimizden başlayarak bütün bir insanlığı, kâinâtı ve Allah’ı anlama hedef ve çabası olması gerekir. Sınavda başarı hedefli bir okumadan da elimizde birkaç gerçek okuyucu kalır mı? Netîcenin yüz güldürücü olduğunu söylemek bir hayli zor. 

Sınav için kitap okumak, okumayı talebenin gözünde derslerden bir ders hâline getirir. Derslerin sıkıcılığını da bilmeyen yoktur. Böylece kitap okumak da derslerle münâsebeti sebebiyle talebe nazarında bir angarya hâline gelecektir. İnsan sıkıldığı bir işi devâmlı olarak yapmak istemez. Mecbûr olduğu kadar devâm eder ve mecbûriyet bitince derhâl bırakır. Sınav için kitap okuma da sınav bitince sona erecektir. Oysa bizim derdimiz “Beşikten mezâra kadar” okuyan bir nesildir. Böyle bir okuma ancak sevgi ile olur. Okumayı sevdirmenin bir yolunu bulmalıyız. En emîn ve köklü yol da hakîkat sevgisidir. Kendinden başlayarak insanı, kâinâtı ve yaratıcısını bilmek sevdâsını aşıladığınız insan “beşikten mezâra” severek okur. 

Buradan devam edelim: 

Kitap okumayı sevdirmenin bir yolu da “yazma”yı sevdirmektir. Ahmet Selim Bey’in şu sözleri bu meseleyi îzâha kâfîdir: “Düşünce eğitimi yazma eğitiminden ayrılmaz. Yazma eğitimi almamış ve yazar olmasa bile yazmaya aşinalık kazanmamış bir insan; okumayı da sevmez. Ciddi okuyucunun mutlaka bir yazarlık aşinalığı vardır. (…)Okumak bir filmde bir oyunda rol almak gibidir, bakıp seyretmek değildir. Yarı yazmaktır okumak; yazma eğitimi vermezseniz düşünme ve okuma eğitimi de veremezsiniz.

Biraz yazar olmadan doğru dürüst okuyucu olunamaz ve yazmak için de neşretme imkânının ve niyetinin varlığı şart değil.”

Cemil Meriç, okuma çılgını bir yazar… 39 yaşında -biraz da çok okumaktan- gözlerini kaybediyor. “Allah’ım, gözlerimi geri ver; ömür boyu günde yedi zeytin tanesi yiyeyim; okuyayım, okuyayım, okuyayım; râzıyım” diyor. Okumak budur, gerçek okuyucu budur. Bakınız hasret ve sevdâları içinde “sınav kaygısı”nın kırıntısı bile var mı? Gözlerini kaybettikten sonra da okumayı bırakmamış; karısı, kızı, talebeleri ona kitap okumuşlar; Türk fikir hayâtına gözleri sağlam yazarlara bile parmak ısırtan yüz akı eserler armağan etmiştir.

Meselenin bir başka hicrânlı tarafı da şu: “Kitap oku!” deniyor da çocukların ne okuyacağı üzerinde hiç durulmuyor. Oysa her kitap bir insan tarafından yazılıyor ve insanların kötüsü iyisi olduğu gibi -yazarlarına bağlı olarak- kitabın da iyisi kötüsü oluyor. Öyle kitaplar var ki, sırf çocuğun ahlâkını bozmak için yazılmış gibi. Çocuk kendi hâline bırakılırsa kaliteli kitapları değil en rezillerini buluyor. Uyuşturucuya arkadaş vâsıtasıyla alışıldığı gibi âdî ve ahlâksız kitaplar da “arkadaş” tavsiyesi ile elden ele dolaşıyor. İşin bu tarafı umûmiyetle ihmâl ediliyor ve çocuğumuzun elinde kitap görmek bizi mutlu etmeye yetiyor. Oysa belki de elindeki kitabı okumaktansa ömründe hiç kitap okumaması daha iyidir. Çocuk yaşlarda iyi bir rehberlik şarttır. Yeni dikilen bir fidanın rüzgârdan kırılmaması, hayvan veya insanlar tarafından çiğnenmemesi için yanına bir direk dikilir ve fidan ona bağlanır. Fidan büyüyünce bu direk çekilir, atılır. Aynı bunun gibi, belli bir dînî, ahlâkî, millî birikime ve olgunluğa erişinceye kadar çocuklarımızın kitap tercîhinde rehbere ihtiyâcı mutlaktır. Yanlış bir ilâcı kullandırmamakta ne kadar titizleniyorsak bu işte de o kadar, hattâ daha fazla titizlenmeliyiz. En kıymetli varlığımız çocuklarımızı ite çakala yem yapamayız. Nasıl “Çocuğumun arkadaşı olsun da kim olursa olsun” diyemiyorsak “Çocuğum okusun da ne okursa okusun” diyemeyiz. Kitap da bir arkadaştır ve onun da iyisinin kötüsünün olması tabiîdir. 

“Peki, çocuklarımızın sınavları ne olacak?” diyenleri duyar gibiyim. Endîşeye mahal yok… Biz çocuklarımıza hakîkat sevgisini aşılayalım, bu sevgiyle kitap okuma merâkı uyandıralım, emîn olun, onlar sınav için yapacakları okumayla düşündükleri hedeflere ulaştıktan başka “sınav aşkı”yla ulaşacakları başarıdan çok daha yükseklerine erişecekler ve hayâtın en çetin imtihânlarını geçeceklerdir. Bir sebeple istediğimiz okulları kazanamasalar bile elimizde hakîkat sevgisi ile kitap okumaya devâm eden taş gibi sağlam ve ağır, şahsiyetli evlâtlar kalacaktır. Daha ne isteriz?... 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Murat KOCA

Millet tvit yazdı diye anında göz altına alınabiliyor. Yav he he yazdı diye gazeteciye dava açılabiliyor. Bu ortamda değil yazmak düşünmez bile insanlar.

Fazilet

Üniversite hayatımdan itibaren okumanın anlam ve önemini kavratan Ahmet Hoca’mın önünde saygı ve minnetle eğiliyorum.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23