• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Sınav için kitap okumak (1)

28 Haziran 2021
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Artık Türkiye kitap okuyor. Okullar, öğretmenler, velîler çocuklara kitap okutma yarışında. Buna sevinelim mi?

Kendisi okumayanların okutma yarışı bu. Öğretmen okumuyor, velîler okumuyor ama hep birlikte çocuklara kitap okutmaya çalışıyoruz. (Ekseriyet böyle, okuyan öğretmen ve velîleri tenzîh ederim). Görünüşte mutluluk verici bir tablo. Ama... Aması var. Hazret-i Peygamber’in, “İşler niyetlere göre değerlenir” buyurduğu üzere bir işin mâhiyetini hangi niyetle yapıldığı belirler. Aynı işi yapan iki kişiden -niyetleri sebebiyle- birinin işi makbûl diğerininki merdût olabilir. Okuyoruz ama hangi niyetle? 2011’de yazdığım bir yazıyı -kısmen elden geçirerek- paylaşmak istiyorum bugün. 

Sınav için kitap okunur mu?

“Çok kitap okursanız okumanız hızlanır. E, sınavlarda zamanla yarıştığımıza göre hızlı okumanın önemi ortadadır. Çok okumanın bir başka faydası da okuduğumuzu hızlı ve doğru anlamaktır; sınavlarda bu da çok önemlidir. Dolayısıyla sınavlarda başarılı olmak için çok kitap okumak gerekir.”

Bu sözler günümüz eğitiminin serlevha sözleri oldu şimdilerde. Kim demiş Türk çocukları kitap okumuyor diye? Artık eğitim câmiasında herkes “okuma”nın ehemmiyetini anladı. İl ve ilçe eğitim müdürlükleri, devlet okulundan özeline bütün okullarda davullu zurnalı okuma plân ve programları yapılıyor. “Filân ilin vâlisi ve millî eğitim müdürü, bölgesindeki bütün okulların ilk dersini “okuma” dersi yapmış. Ertesi yıl SBS sınavlarında Türkiye’de …ıncı gelmiş. Üç yıl sonra SBS’de birinci, ÖSS’de ikinci olmuşlar…” Bunlar gazetelerin görünür haberlerinden. Sizin anlayacağınız, kitap okumamasıyla ünlü Türk toplumunda tepeden tırnağa bir okuma aşkıdır gidiyor. Artık bu gidişle Amerika’yı bile geçeriz değil mi? Zâten “Bir Türk dünyâya bedel”di. Meğer bu günleri görerek söylemiş söyleyen; artık dünyâ bizden korksun… mu? Bayram mı edelim şimdi?

Keşke öyle olsaydı… Ama yine kazın ayağı öyle değil.

Şahsen, yukarıdaki sözleri ve benzerlerini duydukça tüylerim diken diken oluyor.

Okumak, severek yapılmadıkça sürekli olmaz ve böyle okumak insana pek fazla bir şey katmaz. Severek… Peki, nasıl olacak bu? “Sınavda başarılı olmak” için okuyan bir çocuktan bir gün kitap okumayı sevmesini bekleyebilir miyiz? “Okuma”ya böyle bir beklentiyle bakan çocuk için diğer derslerle kitap okuma arasında bir fark olmayacaktır. Derslerin sıkıcılığını bilmeyen var mı? Dünyânın en tatlı faâliyetinin adını “ders” koyun, birden bütün lezzetini kaybedecek ve bir angarya hâline gelecektir. Şu hâlde sınavda başarılı olmak hedefini göstererek kitabı “sevdirmek” mümkün gözükmemektedir. Sevdirmedikçe de devâmlı kılmak muhâl olacaktır. “Sınavda başarı” gâyesiyle kitap okutulan çocuk, hedefine ulaşır ulaşmaz okumayı bırakacaktır. Çünkü bunun için okuyordu, hedef gerçekleştiğine göre artık okumak lüzûmsuz… Peki, okumaktan bütün beklediğimiz bu muydu?

Necip Fazıl’ın “Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı” dediği rivâyet edilir. Aynı o hesap: Okumanın ehemmiyetini sonunda anladık; ama yanlış anladık. “Sınavda başarılı olursunuz, öyleyse okuyun.” Ne düşük bir teklîf! Dünyânın bütün yazarlarının ve kitaplarının yüzünü kızartacak bir okumaya yönlendirme hîlesi. “Biz bu kitapları geceler boyu mum ışığında dünyânın bir zamanında gelecek çocuklar ‘sınavlarda başarılı olsun’ diye mi yazdık?” “Biz çocuklara sınav kazandırmak için mi yazıldık?” Öyleyse yazık olmuş emeklere… Bütün insanlığa ışık tutmuş binlerce kitabın büyüsünü bir anda bozacak, onları bakkaldan çikolata almak derekesine indirecek şekilde “oku-başar”, yani “ver ve al” menfaatçiliğinde bir anlayış… Sonunda buraya mı gelecektik? Çok da şaşırmayalım. Hayâta menfaatle gözlerini açan ve menfaatle kapayan bir cemiyetten, daha ulvî bir sebeple okuma beklemek şeytandan meleklik beklemek gibi bir şey… O saf dimağları da böylece zehirliyor, Nurettin Topçu’nun ifâdesiyle “Arkalarından kahpe bir el gibi sinsice takip ederek hançerliyoruz”, ondan sonra da onlardan büyük ve mükemmel insan olmalarını bekliyoruz; ne ham hayâl…

Okuma sevgisi, başarı havucu gösterilerek de başarısızlık sopası dayatılarak da aşılanamaz. Onun en netîce alıcı yolu: Hakîkat sevgisi aşılamak… Her mevzûda hakîkati öğrenmek sevgisini-aşkını aşıladığınız insanın tabiî olarak, suların yatağını bulması gibi okumaya yöneleceği muhakkaktır. “Ben neyim, kimim; nerden geldim, nereye gidiyorum; kendime, âileme, milletime ve insanlığa karşı mes’ûliyetim nedir; ahlâk nedir?” sorularıyla cedelleşmeye başlayan, “Allah-kâinât-insan; varlık-yokluk; irâde-i cüz’iyye- irâde-i külliyye; kader; bu dünyâ-öte dünyâ; mâverâ-mâsivâ…vb” meselelerle yüzleşmiş bir insanın elinden ekmeğini alabilirsiniz; ama kitaplarını alamazsınız.

Hakîkati de yüce bir mefkûre (ideal) uğruna öğrenmek sevdâsını kaptıysa çocuk, onu artık kimse tutamaz. Onun için kitap okumak artık basît ve pespâye bir “başarı” hedefine varmak için değil, kendini, târîhini, dînini, milletini; Batı’yı, Doğu’yu, Kuzey ve Güney’i; bütün dünyâyı genişliğine ve derinliğine öğrenmek aşkıyla olacaktır. Bu çocuğun elinden kitap düşmez; “Okuma!” deseniz de okur. Böylesine bir merâkın sonu olmadığından tam da hadîs-i şerîfte tavsiye edildiği üzere “Beşikten mezâra” okur. Asıl okuma da bundan başkası değildir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yolcu

Çok güzel bir yazı. Okunması, anlaşılması dileğiyle...

Hasan Hüseyin

Emeğinize sağlık, durum maalesef böyle, okullar olark değerlendirirsek sadece okuma değil, okula gitmenin bile amacı sınava hazırlık olarak bilinmeye başlandı.Eğitim, ideal, mefkure geri hedeflerde kaldı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23