• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Rasim Özdenören’den bize kalan

25 Temmuz 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Rasim Özdenören de gitti. 6 can dostunu çok özlemiş belli ki… 

Vefâtıyla “7 Güzel Adam” cümlesinin noktası oldu. 

Müslüman gençliğe “düşünme”yi öğreten ve sevdiren tefekkür adamlarından biriydi. Hukuk tahsilliydi ama onun eserlerinde katı hukuk kâidelerini anlatan kitaplarda bulamadığımız bir tefekkür açılımı bulurduk. Yine kalın, çok ciltli ve ciltlenmiş kitaplarda bulamadığımız bir dînî tefekkür aydınlığı da kitaplarında ve konuşmalarında ışıldardı. Elbette tefekküründe mezkûr ihtisâsın ve klâsik külliyâtın izleri bulunurdu. Onlardan haberdâr olduğu derhâl anlaşılırdı. Ama onları yumuşatan, hayâta taşıyan, daha ötelere pencereler açan bir kaabiliyet ve cehdi vardı. Bunu bir su içme rahatlığı ile başarırdı. Okuyucusunu yormaz, sıkıştırmaz, ona hükmetmez, âdetâ birlikte düşünmeye çekerdi. Onun ideallerine yabancı veya karşı birisi bile bu çekime direnemezdi. Bir anda onunla birlikte yürümeye, dünyâya, insanlara ve hâdiselere onun gibi bakmaya başlar ve bu hâlini belki sonradan fark ederdi. Bunu nasıl başarırdı? Benim kanâatim şu: Doğuyu da Batıyı da iyi okumuştu. Bu ona çok geniş düşünme imkânı bahşediyordu. Bir de edebiyatla haşır neşir olması, Türk edebiyatında iz bırakmış bir hikayeci olması. Hikâyecilik, yâni insanı iyi tanıma imkânı ve dili kuyumcu terâzisinde tartarak kullanma becerisi. Muhâtabını rahatça iknâ edebilmesinin kimyâsı budur diye düşünüyorum. 

Türk edebiyâtının en mühim hikâyecilerinden biri olduğunu, daha çok “Gül Yetiştiren Adam” eseriyle tanındığını biliyorum. Ama beni etkiyen yönü mütefekkir yönüdür. Onun Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler kitabını okuduktan sonra tefekkür dünyâmda büyük bir genişleme ve zenginleşme hissetmiştim. Bilgiler nasıl yeni zamanlara bakan tefekküre dönüşür, müthiş bir tecrübe olmuştu benim için. “Çapraz İlişkiler” isimli incecik kitabı büyük ve karanlık güçlerin dünyâyı nasıl yönettiklerini herkesin anlayabileceği basitlikte nasıl da anlatıverir. Gençlerimize ikisi de mutlakâ okutulmalı. 

Bir hizmet grubunun talebelerinin eğitim işleri için bir grup “dertli” arkadaşımızla vazîfe yapmıştık. Hepimiz talebelerin mutlakâ kitap okuması gerektiği husûsunda hemfikirdik. Ortaokul ve lise talebeleri için 10’ar kitap belirledik. Bunları okumak mecbûr edilecekti. Öyle ümit ediyorduk ki bu 20 kitap talebelere kitap okumayı da sevdirecekti ve kendi başlarına kaldıklarında da ömür boyu kitap okuyacaklardı. Öyle olmasa dahi, sırf bu 20 kitabı okusalar bile hayâta Müslümanca bakış sâhibi olmada hepsine belli bir kıvâm kazandıracaktı. Ortaokul kitapları tabiî olarak kendi seviyelerinde hikâye ve romanlardan teşekkül ediyordu. Lise kitapları ise biraz daha ciddî romanlar ve fikir kitaplarına giriş yaptıracak bir-iki kitaptan müteşekkildi. Ben fikir kitaplarına giriş olarak Rasim Özdenören merhûmun “Yaşadığımız Günler” kitabını teklîf etmiştim, kabûl görmüştü. Kitabın şöyle bir metodu vardı: Yazı, hepimizin gözünün önünde cereyân eden bir hâdiseden yola çıkıyordu. Görünüşte basit bir hâdise… Ama Özdenören, o basit, herkesin kolayca anlayabileceği hâdiseden öyle enteresan netîcelere ulaşır ki şaşırır kalırsınız. Ben geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerde nüfus kontrolü ve âile plânlamasının nasıl bir gavur oyunu olduğunu ilk olarak Yaşadığımız Günler’den öğrendim, anladım diyebilirim. Pop ve caz konserlerinin gençleri nasıl bir puta tapındırma ayinleri olduğunu da… Kadın meselesinin nasıl derin şeytânî güçlerin elinde bir aparat olduğunu da… Günlük bir hâdiseye bağlayarak mevzûa girdiği için gençlerin de ilgisini çekecek ve anlamakta zorlanacağı mevzûları kolayca anlatabilecek bir kitap… Düşünün, böyle bir kitapla fikir dünyâsına giren bir genç, arkadaşları arasında nasıl seçkinleşir, onu mutlu eden bir farklı bakış açısına ve tefekkür gücüne ulaşır. Bu mutluluğu yaşayınca da bu tür kitaplara iştiyâkı artar ve üniversitede bu istikâmet üzere okumaya devâm eder. Üniversite bitince kendi îmân dünyasına, kültür değerlerine bağlı, Batı ve bütün dünyâ karşısında duruşunu belirlemiş, yere sağlamca basan zıpkın gibi genç olur. Liseliler için seçtiğimiz ikinci fikir kitabı ise Sezâî Karakoç merhûma âitti. 

Hayâllerimiz büyüktü. Netîce? Talebelerin başındaki kadronun inanmadığı, kafasının almadığı bir teşebbüsün başarı şansı yok maalesef. Kitaplar okutulmadı ve biz güzel hayâllerimizi gerçekleştiremedik. Arada tek tük ufku açık arkadaş birkaç çocuğumuzun yolunu açtıysa açtı, o kadar. 

Gençlerimiz Rasim Özdenören’in kitapları ile mutlaka buluşturulmalı, o ufuk genişliğinin, o sağlam duruşun, o tefekkür gücünün, o dil kuyumculuğunun gölgesi üzerlerine düşürülmelidir. Millî Eğitim Bakanlığımız da kim ne der demeden gereğini yapsın artık. 

Rasim Özdenören’e Allah’tan rahmet diliyorum. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23