Skandal! Devlet kontrolünde uyuşturucu üretimi: Devlet uyuşturucu üretir mi? Türk gençleri böyle zehirledi
İbrahim Melih Gökçek’in sosyal medya hesabından paylaştığı ve kısa sürede büyük yankı uyandıran belgeler, Türkiye tarihinin karanlıkta kalmış bir dönemini gün yüzüne çıkardı. Yayınlanan videoda, bir dönem devlet kontrolünde uyuşturucu üretimi yapıldığına dair resmi belgeler ve dönemin gazete küpürleri paylaşılarak, "Bir ülke kendi neslini zehirlemek için fabrika kurabilir mi?" sorusu soruldu.
Videoda paylaşılan en çarpıcı belgelerden biri, 24 Kanunuevvel (Aralık) 1928 tarihli ve 1074 sayılı Resmi Gazete nüshası. Belgeye göre:
T.C. uyuşturucu maddeler inhisarı: Resmi Gazete belgeleri
- "Afyon, Morfin, Eroin ve Kokain" gibi maddelerin imalatı ve satışı üzerine kanun maddeleri düzenlenmiş.
- İstanbul’da bu maddelerin üretimi için fabrikalar kurulmasına dair resmi kararlar yer alıyor.
Taksim’deki o kemer: "10. Yıl Bira asra Bedel"
Haberde yer alan görüntülerde, İstanbul’un işlek caddelerinden birine asılan devasa bir kemer ve üzerinde yer alan yazı dikkat çekiyor. Kemere asılan panoda, "T.C. Uyuşturucu Maddeler İnhisarı" ibaresi açıkça görülüyor. Bu durum, o yıllarda uyuşturucu üretiminin yasal ve devlet tekelinde yürütüldüğünün kanıtı olarak sunuluyor.
"Eroin iştahı artıyor" başlıkları
Dönemin gazete kupürleri, o günlerde uyuşturucuya bakış açısını da gözler önüne seriyor. Paylaşılan kupürlerde yer alan bazı detaylar ise dehşete düşüren türden:
- "Eroin iştahı artıyor" ve "Kilosu 1200 liraya satılan bu müthiş zehir halk arasında teammüm ediyor" (yaygınlaşıyor) ifadeleriyle tehlikenin boyutu o günün basınında dahi yer bulmuş.
- Mazhar Osman’ın "Keyf Veren Zehirler" isimli kitabı da dönemin tıbbi ve sosyal yaklaşımını gösteren belgeler arasında sayılıyor.
"Belgeleri görünce şok oldum"
Melih Gökçek, paylaşımında belgeleri ilk gördüğünde büyük bir şaşkınlık yaşadığını ifade ederek, geçmişte "kendi neslini zehirleyen bir sistemin" kurulmuş olmasını eleştirdi. Videonun sonunda yer alan belgeler ve tarihi görüntüler, Türkiye’nin bu karanlık dönemiyle yüzleşilmesi gerektiğini savunan bir tonda son buluyor.




