• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Pişmanlık büyük lütuftur

23 Mayıs 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Biz beşeriz ve şaşma ihtimâliyle birlikte yaşarız. İçimizdeki daha mühim ve kuvvetli olmak kaydıyla çevremiz de aldatıcı parıltılar ve varlıklarla dolu. Nefsimize kapılmadan bütün bu aldatıcılardan kurtularak ve korunarak yola devâm edebilmek zorların zoru. Bunun tek yolu da Allah’ın insanlığa gönderdiği peygamberlerin (ve elbette Efendimizin) dosdoğru çizgisinden yürümektir. İşte buna “istikâmet” diyoruz. 

Beşer olduğumuz için zaman zaman istikâmetten küçük-büyük sapmalar yapabiliriz. İşte o zaman bizi kurtaracak olan içten duyacağımız bir pişmanlıktır. Affımız pişmanlığımızın şiddeti ve samîmiyetine bağlıdır. Kalbimizde bir sarsıntı meydâna getirerek yüzümüzü yeniden hak ve hakîkate döndürecek olan derin ve içten bir pişmanlıktır. Tövbenin kurtarıcılığı istikâmetten sapma demek olan günah karşısında duyulan pişmanlığa bağlıdır. Pişmanlıktan mahrûm bir tövbe, Allah’ı bile aldatma hamâkatine kadar gidebilir ki bu sâdece kendini aldatmak olacaktır. Şu hâlde kurtuluşumuz içten ve sarsıcı bir pişmanlıkla başlıyor. Böylesi bir pişmanlık Allah’ın en büyük lütuflarından biridir. Ancak kalbi ölmemiş, hak ve hakîkat duygusunu, îmânını kaybetmemiş kişiler gerçekten pişman olabilir. Çocuklarımıza da bu büyük lütfun kıymetini hissettirebilmek için elimizden geleni yapmalıyız. 

Nurettin Topçu’nun çarpıcı bir yazısıyla idrâkimize bir ışık düşürelim:

KENDİM YAPTIM

“Âlemin bana yaptığı ne kadar müthiş olursa olsun, benim bana yaptığım daha müthiştir!” (Oscar Wilde)

“Ben düştüm! Ben aldatıldım! Ben mahvoldum!..”

Düşmüş ve kurtuluş ümitlerini de kaybetmiş bir nesil böyle haykırıyor. 

Feryat sözlü ve şuurlu değil. Lâkin ondan daha trajik, daha çok mânalı; zira hayatın mahşeri andıran korkunç sahnesinden fışkırıyor. Bütün değer hükümlerini, bütün hareket kaidelerini çiğneyip hürmet ve hayâ duygularını ezerek, iman ve ümit aydınlıklarını boğarak, ruhları önüne katıp sürükleyen ve hepsinin boğulduğu bir yokluk girdâbında çığlıklar çıkartan baş döndürücü bir kasırga etrafımızı sarmış; sanki devrilen varlıkların hepsinden aynı boğuk ses duyuluyor: Ben bittim! Yıkılan hayatı hangi kuvvet kurtaracak?

Devrimiz kurtarıcılara, havârilere muhtaçtır. Düşen düştüğünü, devrilen devrildiğini bilmiyor. Aydınlık görmemiş gözler güneşi ne bilsinler! Hele içgüdülerinin dilenciliğine terk edilen kimsesiz, âvâre çocuklar! Onların, içerisinde boğuldukları karanlıktan yükselen sesini duyan, asrın Mesihi sayılacaktır. 

Bizi boğan karanlığın tasvirini yapan bir büyük kurtarıcı şöyle diyordu:

Yürekler merhametsiz, duygular süflî, emeller hâr!

İlk mürşidimiz, ilk uyarıcımız, büyük, pek büyük utanç duygusu olacak. Hayâ ile hicabın getireceği, lâkin ümitler yüklü pişmanlığın kurtarıcı azabına sarılmalıyız. Pişman olamayan bedbaht, bu karanlık dehlizden hiçbir zaman çıkmayacaktır. Nasibi kurtulmuş olanlar, hiç değilse şimdi yaşadığı hüsran hayatından pişman olabilenlerdir. Pişmanlığımız ölüm ânına kalmasın veyahut da çocuklarımız bizim şaşkınlığımıza, bizim zulmümüze, bizim içimizde yaşattığımız şu cehenneme vâris olduktan sonra bizim pişmanlığımızı yaşamasınlar. Kendimize acımasını bilmedik; onlara olsun acıyalım. Pişman olup ümitle kalkınma demek olan tövbeye sığınalım. Bilelim ki bütün yeisleri, hüsranları eriterek yok eden bir büyük kurtarıcı vardır. Ve O bizde yaşandığı zaman ümittir, imandır, merhamettir. Her şeyi kaybedenin yine her şeyi elde etmesi, ümidin çocuğu, imanın meyvesi, merhamet güneşinin mahsulüdür. İnsanın kendi sefaletlerinden utandığı bir büyük ân içinde kurtuluş başlıyor. Utanç halinden, kendimize çevrilen bu merhametten iman ile ümide geçebilmek için, şüphe yok ki sefaletimizi tekmeleyen, af ve sabr ile elimizden tutup kaldıracak olan mürşidlere, uyarıcılara ve kurtarıcılara muhtacız. Neslimiz bir hidâyete binlerce hidâyet eline muhtaçtır. Kendini, sabrın verdiği vecd ile uçurumlarından çıkaracak kurtarıcı eller bekliyor. (Nurettin Topçu, Var olmak, Dergâh Yayınları, 1999,  s. 99-100)

NOT: Yazının imlâsı kitaptaki şekilde muhâfaza edilmiştir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İ Tuncer

Allah razı olsun Hocam.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23