• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Niçin okumalıyız?

19 Temmuz 2021
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

“Sınav için kitap okunur mu?” suâliyle başladık “Okuma sevgisi hakîkat sevgisidir” noktasında durmuştuk. 

İnsan ve husûsen bir Müslüman niçin okumalıdır?

Bir sınavda başarılı olmak için veya başka bir dünyevî menfaat için okumak çıkmaz sokaktır. Öyle bir okuma olsun ki yolun ucu âhirete kadar uzansın. Allah’ın huzurunda da yüzümüzü ak eden bir iş olsun okumak. Böylesi bir okuma insanı, kâinâtı, Allah’ı ve kendimizi bilme-tanıma hedefli bir okumadır. Okumaya böyle bir niyetle başlayan insan “beşikten mezara kadar” okuyacak demektir. Oysa dünyevî maksatlarla girişilen okuma faaliyeti maksada ulaştığı anda bitecektir. Dünyevî gâyelerle okumak, okumak değil ticârî bir faaliyettir aslında. Okuyorsun ve bir şeyler elde ediyorsun, bitiyor. Bu ticârettir. Okuma faâliyetini daha ötelere yöneltecek olan ulvî maksatlardır. 

Allah’ı, kâinâtı ve kendimizi bilmek için okumak ayağı yere basmaz bir okuma değildir. “Dünyâ âhiretin tarlasıdır.” Ve ucu âhirete ulaşan bir okumanın dünyâ ile de irtibâtı sağlamdır. Dünyâyı iyi bilip iyi idâre edeceğiz ki âhireti kazanabilelim. Ulvî gâyelerle okumak dünyâyı ihmâl eden bir okuma değildir yâni. Sâdece dünyâya sıkışmamış, esîr olmamış bir okumadır. Böylesi bir okuma dünyâyı îmâr için de daha verimli bir okumadır. Çünkü âhireti unutanlar dünyâyı yaşanmaz kılarlar. Müslümanın dünyânın huzûru için de köklü ve sağlam fikirleri olmalıdır. Bunun yolu da elbette okumaktan geçer. 

Bu noktadan sonra sözü Ekrem Sağıroğlu Abi’ye bırakayım: 

Bütün bunlar hesaba katılınca düşünmeyen ve “bir fikri olmayan” insanı, insani/manevi anlamda bir “hiç” saymak gerekir. Yani böyle bir kimse insana mahsus en önemli özelliği taşımıyor demektir. “Düşünüyorum, öyleyse varım” diyen filozof, eğer bu anlamda söylediyse, kendi batılı içinde de olsa doğru söylemiştir. 

İslamiyet’e ait, müsbet manada bir fikre ve dünya görüşüne sahip olmayan insan, aklının ve kalbinin biricik faaliyetini, fonksiyonunu yok etmiş, köreltmiş, dumura uğratmış olmaktadır. Böylece o insanda hayat belirtisi olarak geriye kalan sadece: yemek-içmek, eğlenmek, müzik dinlemek… Ve benzeri şeylerdir. Bunlar da herhangi bir canlıda bulunan içgüdüsel, behimi, nefsani, süfli duygu ve isteklerin tatminine yönelik hayat belirtileridir. Ve bu fonksiyonlar o canlının “gerçek insan” olduğunu ispata yarayan yeterli fonksiyonlar değildir. 

Çünkü insan kafasının yegâne ürünü ilim ve fikirdir. İnsan ancak iman, ilim ve fikir ile yaratılış hikmetine uygun olarak yaşamış olur ve var olduğunu hisseder. Zira fikir, insanda gerçek varlık belirtisidir. 

İnsanlık tarihi boyunca insanlığa yön verenler, peygamberlerden sonra alimler ve mütefekkirlerdir. 

Her Müslüman kendi çapında bir mütefekkir olmalıdır. Onun yegâne emeli, inandığı büyük fikriyatın, İslam gerçeğinin insana ulaştırılması ve aziz kılınması olmalıdır. İslam’ın sosyal-siyasal planda ülke çapında zelil kılınmış olmasını kendine dert edinmelidir. Bu ideal, bu ülkü onun ilminin, fikrinin ve hernevi meşguliyetinin gayesi, odağı, hedefi olmalıdır. 

Zira insan, gerçekten var olduğunu, yaşanmaya değer hayatı bulunduğunu ancak bu aksiyonu ve misyonu ile isbat edebilir. 

Gerisi sadece laf-u güzaf, boş oyalanma ve biraz da hayvan hürriyetiyle hür olmaktır. 

Artık, sorumluluğunu ve konumunu idrak eden insanın niçin çok okuması gerektiği böylece anlaşılmış oldu. 

İyice anlaşıldı ki insan:

*Varlığın, kâinatın, insanın vücud hikmetini anlamak, 

*İlahi teklife, onu yüklenmeye ve hakkını vermeye layık olmak,

*İslam’ı bulmak, buldurmak ve onda derinleşmek, 

*Batılı tanıyıp küfür sistemlerini reddetmek, kalben ve fiilen onlardan soyutlanmak, sonra da bu hak bildiği sistemi tebliğ etmek; yaşanmasına, aziz kılınmasına, zilletten kurtarılmasına çalışmak…

*Manevi körlükten kurtulmak, yaşanmaya değer hayatı bulmak, 

*Hz. Peygamberin yaptığı işi yapabilmeye ve O’nun varisliğine ehil olmak…

*Okuyarak ibadet etmiş olmak ve kulluğa ermek…

*Cahillikten kurtulmak, bilgisizler güruhundan, diplomalı cahillerden olmamak…

*Cahili sistemlerin batıl öğretilerinin yıkıcı tahribatından korunmak, en az zararla çıkmak…

*Ve daha birçok şerden, mazarrattan emin olmak; “ham ervah”lıktan kurtulup pişmek, olgunlaşmak ve hayırlara, yüceliklere nail olmak…

*Halktan biri, avamdan biri, sıradan biri, alelade biri olmamak…

İÇİN… okumalı, öğrenmeli, bilgilenmeli, bilinçlenmeli, bilenmeli, kuvvetlenmeli!...

(Ekrem Sağıroğlu, Bilgi Bilinci, Denge Yayınları, İstanbul, 1995, s. 74-75; 78-79)

NOT: İktibas kısmında kitabın imlâsı muhâfaza edilmiştir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Cemal OKUR

ALLAH RAZI OLSUN

İ Tuncer.

Allah razı olsun Hocam. Allahımızın ilk emrinde Oku değilimdir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23