• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Necip Fâzıl’ın gözünde ülkücüler

23 Ocak 2023
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Necip Fâzıl merhûm Büyük Doğu fikriyâtını inşâ eden kişidir ve Türkiye’deki bütün İslâmcı gruplar az veyâ çok, bir şekilde ondan etkilenmişlerdir. Hattâ 1980 öncesi ülkücü hareketi bile büyük ölçüde etkilemiştir merhûm. Kabına sığmayan bir mücâdele adamı olarak diğer gençlik gruplarını arzuladığı nispette cevvâl ve atılgan bulmadığından olsa gerek bu aradığı vasıfları ülkücülerden ümît etmiş ve onları desteklemiştir. Bu destek Alparslan Türkeş’in seçim mitinglerinde konuşma yapmaya kadar varmıştır. Yeni nesil bunları pek bilmez. 

Necip Fâzıl’ın o günlerde yayınladığı Rapor’lardan birinde yazdığı ülkücüler hakkındaki fikirlerini paylaşmak isterim. Herkesin ve bilhassa yeni nesil ülkücülerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. (Her yazının, yazıldığı zamânın şartlarından tesîrler taşıdığını unutmadan okuyalım)

ÜLKÜCÜLER

Bu çocuklar hakkında çok kısa, fakat çok özlü bir kıymet ölçüsü koymak isterim:

Bunlar için “müstesna bir motor kuvveti” tâbirini kullanmıştım; yine o tâbir üstündeyim. Aynı tâbiri, şimşek, yıldırım, bora, çığ, yangın hakkında da kullanabilirsiniz. Elverir ki, bu şuursuz kuvvetler, merkezî bir şuur emrinde, düşünceli bir icra gücü vasfına ersin… Nitekim İslâmiyetten önce, şimşek, yıldırım, bora, çığ, yangın gibi bir şey olan Türk, merkezî şuura İslâm’la erdi ve üç kıtaya bayrağını dikti. 

Ülkücü delikanlıların şu andaki manzarası, İslâmiyet payını muhafaza etmekle beraber, için için ağırlık merkezini Türklükte arar gibidir. 

İslâm ise ne pay verir, ne pay alır; topyekûn “hep”i ister ve onu bulamadığı her yerde “hiç”i görür. 

“Kişi kavmini sevmekle kınanmaz!” hadîsindeki hikmet ölçüsüyle, ana-baba sevgisine eş kavim muhabbeti mübarek, hattâ dinî bir emir mahiyetinde olsa da bu alâkayı sınırlamak ve gaye noktasına hâkim mevkie sıçratmamak lâzımdır. 

Başbuğları Türkeş’in de “Millete Bildiri”sinde pek güzel takdir ettiği ve içinde hayat iksiri bulunan billûr bir kâsede “metbû-tâbi olunan” kıymeti iksire,  tâbi değeri de kâseye verdiği gibi, zarfa düşen şeref, mazrufunu en iyi şekilde parıldatma imtiyazından başka bir şey olamaz. Ve aynı iksîri zarflayan öbür kaplar, ister siyah, ister sarı ırktan olsun, ayrılık ve aykırılık mevzuu teşkil etmez. İşte “Tanrıdağı kadar Türk-Hirâ dağı kadar müslüman” gibi muvazaacı bir tekerlemenin belirttiği madde ve posa Türkçülüğü iyice bilmelidir ki, “Tanrıdağ” bir put ismidir, “Hirâ” ise Kâinatın Efendisine vahyin nâzil olduğu sâdece bir mekân adıdır ve zıt mânalar asla birleşemez. Müslüman hiçbir dağa İlâhî hüviyet biçmez, sadece lâyık olanını mübarek bilir; Allah’ı tevhidden ve bu tevhid potasında her alâkanın eriyip gittiğini takdirden gayrı vazife tanımaz.

İşte Ülkücü gençlik bu takdir ve idrake vardığı gündür ki, Allah’ın kendisine verdiği motor kuvvetini yıldızlara elektrik verici bir dinamoya bağlamış olacak, başlara taç gençliği temsil edecek, kabuk Müslümanlara eksiğini gösterecek ve bizi daima önünden çekici ve ardından itici bulacaktır. 

*

İşte haklarında bir “Çerçeve”miz: 

“Türke, her şeyden önce İslâma, tarihe, an’aneye, maddesi ve mânâsıyla Türkün ruh köküne saldıran, mânâda Moskof veled-i zinâlarının karşılarına aldığı hedef, bugün sâdece Ülkücüler…

Onların böylesine ulvî bir mânâya ehil olup olmadıkları ayrı mesele; fakat kendilerine bu mânânın yakıştırıldığı, bir (laboratuar) gerçeği… Niçin, hâlis bir Türk ve müslüman bildikleri Millî Türk Talebe Birliği başta olmak üzere öbür milliyetçi ve mukaddesatçı topluluklara saldırmazlar da Ülkücülere çullanırlar?.. Çünkü öbürlerini pörsük ve gevşek görüyorlar da onun için… 

Hançeremizde “İslâm, yalnız İslâm!” nidâsının yivlerinden başka ses kaydı olmayan ve 40 yıldır bu sayhayı koparan biz, âvâz âvâz haykırıyoruz ki, Ülkücüleri mahrum bulundukları iddiâ edilemeyecek olan bu gayeye büsbütün perçinlenme şartıyle desteklemeyecek müslüman, müslüman değildir; ve Moskof kâfirinden aşağı ve belki de zararlı bir din tahripçisidir. 

Her gün nice felâketlere uğratılan, işittiğime göre nikâhlı zevcelerine kadar tecâvüz edilip öldürülen, fakat haberleri sızdırılmayan bu elmas gençleri, üzerlerindeki tozu alıp bazı çizgilerini düzeltip, muhtaç olduğumuz dinamik gücün bilmem kaç milyon silindirli motoru hâline getirmek, her müslüman için farz olan cihâdın başlıca farzlarından biridir, ve buna “hayır” diyecek kim varsa, sâde vatan hâini değil, din suikastçısıdır. 

Allah’ın, Ülkücülere lâyık gördüğü fedakârlık nasibine tam lâyık olmaları için elimizden geleni yapalım ve şimdilik, özlediğimiz neslin fideliğini onlardan başka hiç bir zümrenin vâdetmediğini bilelim!...

Yeter artık bu gaflet, hamâkat, rehâvet ve enâniyet!...”

(Necip Fazıl, Rapor 4/6, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1993, s. 77-80)

NOT: Yazının imlâ ve noktalaması olduğu gibi muhâfaza edilmiştir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ibrahim tarsuslu

Nooldu begenemedinizmi bir ış pilansiz ve cirkinse bize yakismiyorsa bir yerde hata varsa onu iyi bir usta taamir edebilir

Ibrahi m tarsusi

Beynimizin jci bosalmış akusü bitik araba gibi  
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23