Necip Fâzıl’ın Gözünde Ülkücüler-3
Necip Fâzıl’ın Gözünde Ülkücüler 1 ve 2 yazılarından sonra ihmâl edemeyeceğim bir yazı ile daha karşılaştım. Bu da Necip Fâzıl’ın ülkücüler hakkındaki fikirlerini gösteren mühim bir yazı. Eskilerin hatırlaması, yenilerin de haberdâr olarak bir kıyâs imkânına kavuşması için arz ediyorum:
MHP’LİYE HİTAP
MHP Büyük Kurultayında verdiğim hitabe:
• Sen leke sabunu tarifecisi partiler geleneğinden basit bir halka olamazsın! Malûm, dışarıdan ithal malı (bonmarşe) eşyası modeller yerine, kendi aslına talip, içten bir kaynayışın billûrlaşması olmak borcundasın! Bu bir!
• Sana Türkçü ve kafatasçı göziyle bakıyorlar. Onlara, sen, İslâma girdikten ve onda eridikten sonraki Türkün Türkçüsü ve kafacısı olduğunu göstermek borcundasın! Bu iki!
• Sana fikirsiz ve çilesiz, bini bir paraya, pis zamklı pulları daha pis ağızlarıyla ıslatıp (faşist) damgasını vuranlar var!.. Böylelerine ruh ve fikir şerrâresiyle patlayan gücün ne olduğunu bildirmek ve şöyle haykırmak borcundasın: “Eğer sevgilisine kavuşmak için dağı delen Ferhad faşist ise ben ondan daha faşistim!”… Bu üç!
• Herbirinin kellesi tek tek giden ve tek tek avlanan 1650 kurbanın sahibi sen, zalim misin, mazlum musun? O türlü mazlumsun ki, hükûmetin Arenadaki Roma imparatorları gibi, zevkle, şehvetle seyirci kaldığı millî katliâm karşısında onun yapamadığını, yapmadığını üstlenmek zoruna düşerken, bir de yine onun hışmına ve takibine uğramak gibi destanlık bir baht temsil etmektesin! Bu şuuru gönlünde sımsıkı tutmak borcundasın! Bu dört!
• Göğsü demokrasi rozetli ve alnı halkçılık damgalı, ama yüreği kelepçeli ve ağzı afyon tıkaçlı, dininden diline kadar prangalı, üstelik prangasında “Egemenlik Ulusundur!” yazılı bir Türk milleti var!... Sen bu milletin ta kendisi ve öz dâvacısı olduğunu kafalara dank ettirmek borcundasın! Hürriyetin bir yalanı, bir de doğrusu olduğunu, birinin eşek, öbürünün de insan hürriyeti olduğunu âbideleştirmek… Bu beş!
• Tanzimattan beri gelen bütün yakıştırma ve yapıştırma oluşların ve Masonluk, yahudilik, dönmelik kuklaları düzmece kahramanların karşısında olduğunu ve yepyeni bir zaman ve tarih ölçüsiyle yola çıktığını mahyalaştırmak borcundasın! Bu altı!
• Devirmenin değil, dikmenin, dikeceğin şey için devirmenin gerçek devrimcisi olmak borcundasın! Bu yedi!
• Allah ve Resulüne mutlak teslimiyet bayrağı altında yeni Türkün topyekûn insanlığa nasıl bir model hazırladığını heykelleştirmek borcundasın! Bu sekiz!
• Saflarındaki sıkılığı, tıkızlığı, tüm ve som ifadeyi, her türlü itiş ve kakıştan uzak aşk ve iman nizamını, yüzüğün ana taşından etrafındaki pırlantacıklar halkasına kadar her ferde yerini gösterici disiplin mimarîsini, ve, ve… Ve hâkimiyeti bir mevhum olan halkta göstermek dolandırıcılığı yerine mutlak olan hakta göstermek sahiciliğini, yarın, zafer tâklarında ışıldatmak borcundasın! Bu da dokuz!
Sevgili Gönüldaş!
Bu 9 maddeli ağacın, 99 uncu, 999 uncu, 9999 uncu daha nice dalları var…
“Hiçbir nefse gücünden fazlasını yüklemem!” buyuran Allah, Azze ve Celle, senin omuzlarına bindirdiği yükün gücünü de verendir. Almaya istekli ol ki, versin!
Allah’ın selâmı, Türkün istikbâlini kurtaracaklar üzerine olsun!
(Necip Fazıl, Rapor 4/6, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1993, s.181-183)
NOT: Yazının imlâ ve noktalaması olduğu gibi muhâfaza edilmiştir.