• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Müslümanca acıkmak

25 Ekim 2021


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Eğitim baş meselemiz…

Teknoloji ilerlerken bir meseleyi çözüp on mesele hediye ediyor. Ekseriyetle de ortaya çıkardığı yeni meseleler, bulduğu çârenin dalı budağı şeklinde zuhûr ediyor. Bu hâl en çok da teknolojiyi üreten olamayıp tüketici olmak zorunda kalan milletlerin başında belâ. Teknolojiyi üreten daha baştan tedbîrini alıp kendi kültür ve medeniyetine uygun ürünlerle sahne alıyor. Bununla da kalmıyor, içine kültür ve medeniyetinin larvalarını koyduğu ürünleri, tüketici milletlere ihrâç da ediyor. Hem ekonomik olarak kazanıyor hem kültür olarak. Üretenin kılıcı çift ağızlı işliyor. Tüketici milletlerin yapabilecekleri fazla bir şey de yok.

Çok değil, bundan 20-30 yıl evvelkilerin tahmîn bile etmedikleri problemlerle boğuşuyoruz. Sayısını bilemediğimiz kadar çok televizyon kanalı, ucu bucağı bulunmayan ve bilinmeyen internet dünyâsı, zihinleri ve gönülleri istîlâ etmiş sosyal medya… Müslümanların da ufak tefek kıpırdanışları olsa da bu âleme “İslâm dışılık”ın hâkim olduğunu görmemek için kör olmak bile yetmez. Neden? Çünkü üreten onlar… İslâm dışı unsûrların en büyük yardımcıları Müslümanların içinde geziniyor: Nefs ve şeytan! Üstümüze saldıkları oltaların ucunda hep nefs ve şeytanın bizi üzerine ittiği yemler sallanıyor. İki şeyden birisini yapmaktan başka çâre yok: Ya bu oltaları uzatan elleri bükeceğiz ve onun yerine kendi ellerimizle insanlığa kurtuluş iksirleri sunacağız; ya da insanımıza nefs ve şeytanla baş etmenin, onların iğvâlarına kapılmamanın yollarını öğretip olta sahiplerini çıldırtacağız. İkisi de zorların zoru… Fakat hemen belirtelim ki birincisi ümmetin yeni karşılaştığı bir müşkildir ve o sâhada tecrübesi henüz yoktur. Hâlbuki ikincisi ümmetin en iyi bildiği ve tecrübeli olduğu bir mücâdele sâhasıdır. İnsanlık târîhinin nefs ve şeytanla mücâdelede gördüğü en muvaffak ümmet, İslâm ümmetidir. Kütüphâneler bu mücâdelenin stratejisini veren kitaplarla dolu. Başta Hz. Peygamber’in ve sahâbenin hayâtı olmak üzere onların yolunca yürümüş ahlâk kahramanlarının hayâtları ve eserleri ışıl ışıl bir yol çiziyor önümüzde. Öyleyse bize yakın olan reçete buradadır; çâreyi buradan çıkaracağız.

İnsanın içinde sâdece nefs yok; iyilikleri isteyen “ruh” da var. Allah, içimize kötülüğün kaynağı nefsi koyup bizi ona karşı müdâfaasız bırakmamış; iyilikleri isteyen “ruh”la iyi yanımızı takviye etmiştir. İnsan bu ikisi arasındaki tercîhinde hür. Demek ki hayır isteyenlerin de insanın içinde bir yardımcısı var: Ruh… Öyleyse nasıl şer kuvvetler her türlü imkânı kullanıp nefisleri tahrîk ederek bizi kötülüğe sürüklüyorsa hayır cephesi de aynı âletlerle insanın rûhuna ulaşmalı, oradan iyilik ve güzellikleri yaymanın ve hâkim kılmanın yollarını bulmalıdır. Bu, Müslümanın üzerinde bir vecîbedir. Fakat çok uyanık olunmalı; âletleri (teknolojiyi) îmâl edenlerin bizzat o âletlere koydukları tuzaklarla “kendi”nden uzaklara savrulmamalıdır. Teknolojiyi “kul”lanmalı, ona “kul” olmamalı. Bunu yapmak, söylemek kadar kolay değil elbette…

Teknoloji ve onunla hayâtımızı bürüyen “münker”e boyun eğmemek için de -yukarıda belirttiğimiz gibi- nefs ve şeytana karşı içten ve dıştan kendimizi kavîleştirmeliyiz. Bu husûstaki tecrübe ve birikimimiz bizim en muhkem ve emîn dayanağımız. Bu nokta bizim iç kale’mizdir.

Herkes çocuk ve gençlerimize İslâmî heyecân ve şuûru iletememekten şikâyetçi. “Sanki ayrı dünyâların insanlarıyız.” Nesiller  arasındaki uçurumun buna sebep olduğunu söyleyenler var. “Eski nesil teknolojinin t’sinden bile uzak; oysa yeni nesil teknolojiyle yatıp kalkıyor. Bilgisayarı açıp kapamaktan âciz büyüklerini ister istemez küçük görüyorlar; onları rol model olarak almıyorlar” diyenler çok. Bir tarafa kaydedilmesi gereken bir tespit…

Bir yakın dostum yeni nesille aramızdaki ilk duvarı yıkabilmek için bilgisayarı mutlaka iyi kullanmak gerektiğini söylüyor. Bir noktaya kadar katlanılabilecek oyun ve filmlere belli bir müddet müsaade ettiğini, böylece gençlerle iyi kötü bir irtibat kurabildiğini anlatıyor. Böylesi çabalara hürmet etmeli. Bir çöldeyiz; bir damla suyun bile kıymeti büyük.

Benim tezim ise şikâyetlerimizin temel sebebi “sevdirememek”. İslâm ve İslâmî ilimler bir Müslüman evlâdı nazarında niçin “sıkıcı” bir şeydir? 1400 yıldan beridir milyonlarca insanın aşk ve heyecân kaynağı İslâm, yeni nesillere aynı şeyleri niçin vermiyor? Cevap: Sev-di-re-mi-yo-ruz! Maalesef böyle…

Bilgimiz, kültürümüz, çalışkanlığımız, dürüstlüğümüz, adâletimiz, tevâzuumuz, ilgimiz, güleryüzümüz, hoşgörümüz, müsâmahamız, tahammülümüz… ile çocuk ve gençlerimize örnek olmalı, kendimizi sevdirmenin bir yolunu bulmalı ve bu sevgi üzerinden İslâmî değerleri de sevdirmeliyiz. 

Serbest, kendi hâline kalmış gençliğimiz ekseriyet îtibâriyle İslâm’a ilgi duymuyor, İslâm bunlara önceki nesiller gibi bir heyecân vermiyor. Gençlik İslâm’a aç değil yani. Gençlerimizi medya yoluyla kendi zihniyetine göre acıktıran ve kendi gıdâlarıyla doyuran İslâm düşmanı odaklar. Acıktırdıkları zehir, yedirdikleri zehir. Biz ise kendi çocuklarımızı şifâya acıktıramıyoruz. Cemil Meriç ne güzel demiş: “İnsan ne yapsın, şeytan melekten daha inandırıcı!” Bu yüzden gençlerimiz kendi kökleri üzerinde büyümüyor. “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara, 168) âyetini sâdece mîde ile irtibâtlandırmamalı, beyin ve kalp ile birlikte de düşünmeliyiz. Bilginin de “helâlen tayyiben” olanını aramalı, bulmalı ve yeni nesillere güzellikle sunmalıyız.

Gençlerimizi Müslümanca acıktırmadan Müslümanca besleyemeyeceğimizi bilelim. 

Eğitim baş meselemiz…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İsmail Karagözoğlu

Elinize dilinize sağlık Ahmet hocam
  • Yanıtla

Şahika

Allah razı olsun.! Rabbim, ilminizi ve ömrünüzü artırsın. Ayaklarınızı ve ayaklarımızı sırat-ı mustakîmden ayırmasın....
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23