• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Mehmet Âkif’ten al Türkçeyi!

05 Nisan 2021
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Türkler, “Altay’dan kopan bir çığı andırarak” İslâm dünyâsına dalınca karşılarında iki işlenmiş dil buldular: Arapça ve Farsça… Yüzyıllarca bir arada yaşanan bir hayâtın netîcesi ve mahsûlü olarak fiil bakımından zengin kendi dil varlıkları üzerine bu dillerden bilhâssa mefhûmlar alarak Türkçeyi kelime hazînesi bakımından kifâyetli bir dil hâline getirdiler. Hayır hayır, bunu bir aşağılık hâlet-i rûhiyesi ile yapmadılar. Bir heyet mârifetiyle bu kelimeleri bir anda Türkçe içine boca da etmediler. Hâdise gâyet tabiî olarak cereyân etti. Kelime alış-verişinde temel sâik “ihtiyâç idi. Kendinde olmayan kelime ve mefhûmu almak… (Arap ve Farsların kendilerinde olmayan kelimeleri de bizden aldıklarını unutmayalım) Bu kelime alış-verişini ortak bir inanç ve bu inanç çerçevesinde teşekkül etmiş bir ortak kültürün kolaylaştırdığını ve hızlandırdığını düşünebiliriz. Elbette medrese çevrelerinde kullanılan bütün Arapça ve Farsça kelimelerin pat diye halk dilinde de kullanılmaya başlandığını söylemiyoruz. Bahsini ettiğimiz bu terkîp yüz yılların eseridir. Netîce Türkçenin zaferidir. Bu kelime alış-verişinde varlığını kaybetmemiş ve imparatorluklar kurmuş bir milletin dili olarak hâkimiyeti altındakilerin dillerinden bünyesine kattıklarıyla ifâde gücünü zirveye çıkarmıştır. Türkçe, Nihat Sami Banarlı’nın ifâdesiyle bir “imparatorluk dili” olmuştur. 

Hemen belirtelim ki bu hüküm daha çok şiir sâhasına âittir. Türkçenin kifâyetli bir nesir dili hâline gelmesi Tanzîmât sonrasındadır. Batı edebiyatının artık iyice hissedilen tesîrleri, halka hitâp endîşeleri, millî edebiyât ve sâdeleşme cereyânları sonunda Türkçe nesir dili olarak da oturmuş bir dil hâline gelmiştir. Ama Türkçenin en büyük felâketi de bu zirveleri yokladığı anda tepesine inmiştir: 1932’de başlayan sert bir “özleştirme-tasfiye” darbesi Türkçeyi dağıtmış ve hâfızasını kaybettirmiştir. Bilhassa bin yılın İslâm’la hemhâl olmuş zengin ve güçlü Türkçesi bu bin yıllık mâzîsinden koparılmış -maksat bilhâssa budur zâten- mâzîsiz, kimliksiz, hâtırasız, heybetsiz, mûsikîsiz, mâneviyâtsız, seküler ve kifâyetsiz bir kabîle dili hâline getirilmiştir. Bugünün iki yüz kelimeyle hayâtını idâme ettirmeye çalışan üniversite gençliği bu sam yelinin eseridir. 

Bundan önceki yazımızda Türkçenin asıl derdinin ne olduğu üzerinde durmuş ve bu felâketten çıkış teklîfimizi sunacağımızı söylemiştik. Hemen belirteyim ki bu teklîfin ilhâmını Necmettin Türinay hocamızın bir yazısından aldım.

Teklîfim İstiklâl Marşı Yılı ile tam mutâbakât hâlindedir:

1-Dilimizde düzelme netîce olarak bir eğitim meselesidir. Bu yüzden asıl faâliyet merkezlerimiz ilkokuldan üniversiteye kadar mekteplerimiz olmalıdır. (Elbette kitle haberleşme vâsıtaları ile halka yönelik çalışmalar da ihmâl edilmemelidir)

2-Unutulmuş kelimelerimizi en çok barındıran çok az sayıda kitap belirlenip onlar üzerinden yeni nesillere zengin dilimizi öğretme yoluna gitmeliyiz. “Az sayıda kitap” dememin sebebi kitap sayısı çoğaldıkça işler sulanıyor ve ortaya elle tutulur hiçbir netîce çıkmıyor. 

Teklîfim -üzerinde gereksiz tartışmalar olmayacağını da ümît ettiğim için- İstiklâl Marşı şâirimiz Mehmet Âkif’in Safahât kitabıdır. Safahât’ın dili ve kelime hazînesi tam olarak kendi zamânının zengin Türkçesidir. İddiâlı bir şey söyleyeyim: Üniversiteden mezûn ettiğimiz her gencimizi Safahât’ın Türkçesini (kelime hazînesi de demek istiyorum elbette) konuşur-yazar hâle getirebilsek Türkçe meselemiz hallolur. Fakat biz dil meselemizi aslâ üniversite çağlarına kadar uzatmamalıyız. Bu iş lise biterken bitmeli. 

Nasıl yapacağız? Safahât’ta ilkokul çocuklarının bile anlamakta zorlanmayacağı hikâyeli şiirler de var, ortaokul-lise talebelerinin anlayabileceği parçalar da var, biraz gayretle anlaşılacak ağırca şiirler de… Hemen belirtelim ki bu ağırlık, yediğimiz dil vurgunu sebebiyle çocuklarımızın kelime hazînesinin daralmasındandır. Her şâir ve yazar kendi zamânının diliyle yazar, kendi devrinin insanının anlayışına hitâp eder. Mehmet Âkif de öyle yapmıştır. Âkif’in Türkçesi kendi devri için kat’iyyen anlaşılmaz, ulaşılmaz bir Türkçe değildir. Kopukluğun sebebi bizim bir devrim Türkçesine mârûz bırakılmamızdır. 

Devâm edelim: Safahât’ta ilkokuldan liseye kadar günümüz nesillerinin anlamama ihtimâli olan kelimelerin listesi çıkarılmalı. Bunlardan günümüzde en çok kullanılanlardan ilkokul, kısmen az kullanılanlardan ortaokul, daha az kullanılanlar ve uzaklaşmış olduklarımızdan lise için kelime listeleri… Türkçe ve edebiyât derslerinde bu kelimeler, geçtiği şiirler içinde öğretilmeli ve cümle içinde nasıl kullanıldığı örneklerle anlatılmalı. Her imtihânda suâllerden birkaçı bu kelimelerden hazırlanmalı. Çünkü talebe sorulmayacak mevzûa ehemmiyet vermez. Suâller kelimenin mânâsını bilme ve cümle içinde kullanma şeklinde sorulmalı. Cümle içinde kullanılamayan kelime tam olarak öğrenilmiş olmaz. “Ölmüş kelimeleri ezberletsen ne faydası olacak?” diyenler olabilir. Hayır, öyle değil; bilinen kelime canlanır ve kullanılır. Bu iş başarılabilirse ölü sandığımız kelimelerin nasıl hayâta katıldığı hayretle görülecektir.

Bu işler büyük bir heyecân ve seferberlik şuûru ile yapılmalıdır. Kılcal damarlarda tıkanıklık yapacak gözle görünmez parazitlere karşı millî eğitim bakanlığı ve maârif müfettişlerimiz çok uyanık olmalı, meselenin üzerine titremelidirler. Aksi takdîrde yine büyük bir hayâl kırıklığı ile karşılaşmak işten bile değildir. 

Liseyi bitiren her gencimiz Safahât’ı hiç takılmadan okuyup anlayabilecek hâle gelirse inanın can çekişen Türkçe bir dev uyanışıyla dirilecektir. Emîn olunuz, asıl inkılâp da bu olacaktır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Turhan Erdoğan

Allah Allah Türkçe diye bir meseleniz mi varmış sizin? Sabah şerifleriniz hayrolsun. Atı alan Üsküdar'ı geçeli yıllar oluyor.

Yolcu

Zengin Türkçe ye inşaallah...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23