• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

İstiklâl Marşı’mızdaki öğretmen profili-4

28 Aralık 2020
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Bastığı yerlere toprak diyerek geçmeyen, bu toprağın, altında yatan şehitler sâyesinde vatan olduğunun şuûrunda bir kişi olmalı benim muallimim. 

Bunun da olmazsa olmazı şehâdete inanmaktır. Şehâdete inanmak için Allah’a inanmak, Hakk’a tapmak gerekir. Hakk’a inanmayan bir kişinin âhiret inancı da olmaz. Âhirete inanmayanın da şehâdet inancı… Şehâdete inanmayan kişi bizim mekteplerimizde hoca olmamalıdır. 

Bu toprakların şehit kanlarıyla vatan olduğuna yürekten inanan insan, şehitlerin uğruna can verdikleri bütün değerleri rûhunda yaşamalıdır. Şehitlerin bize emâneti olan bu toprakların ebediyyen vatan kalmasının şartı budur. Bir gün bu şuûr yok olursa -Allah korusun- bu topraklar gelecek nesillerimiz için vatan sayılmayacaktır. Şehitlerimizin Allah’tan istedikleri her şeyi muallim olacak kişi de istemelidir. Şehitler “Ya ilahi! Sen’den mabedimizin göğsüne namahrem eli değdirmemeni, içinde dînimizin temeli olan kelime-i şehâdeti taşıyan ezânlarımızı sonsuza kadar yurdumda okunur kılmanı diliyoruz” diyorlar. Muallim olacak kişi de aynı şeyi şehitler kadar istemelidir. Ezândan rahatsız olan bir kalbin sâhibi mekteplerimizde muallim/hoca yapılmamalıdır. 

Bu istekleri gerçekleşen şehitler o kadar mutlu olurlar ki -eğer bir mezar taşları kaldıysa- o taşlar bile kendilerinden geçerek bin kere secdeye kapanırlar. O kadar çok şehidimiz var ki, birçoğuna bir mezar taşı bile nasîp olmamıştır. “Varsa”… Kendisi değil mezar taşı bin kere secdeye kapanacaktır saâdetten. Saâdetin kaynağı mâbedimizin göğsüne düşman eli değmemesi ve ezânın ebediyyen semâlarımızda çınlamasıdır. Aslında denilmek istenen İslâm’ın bu topraklarda ebediyyen var olmasıdır. İslâm’ın bu topraklardaki varlığına düşman veya bundan rahatsız olan yahut İslâm’ın bu millet ve vatan için ehemmiyetinden habersiz ve lâkayt kişiler muallimlikten uzak tutulmalıdır. 

Vatanın düşman işgâlinden kurtulduğunu, mâbetlerimizden nâmahrem elinin çekildiğini, ezânımızın ebediyyen yurdumuzun üstünde inlediğini gören şehitlerin bütün yaralarından kanlı yaşlar boşanır ve sevinçten başları adeta arşa değer. Şehitler sorgusuz suâlsiz cennete gideceklerdir ve ruhları arşa yükselecektir. Muallimimiz aynı duyguları aynı îmân ve coşku ile yaşayanlardan seçilmelidir. Kafasını ve gönlünü Batı’ya kaptırmış, bu topraklarda bir yabancı gibi yaşayanlardan bu milletin mekteplerine muallim olamaz. 

Artık bayrağımız düşman ayakları altında ezilmekten kurtulmuş bir milletin bayrağı olarak şafaklarda dalgalanacaktır. Şehitler bu vatan için döktükleri kanları gönül rahatlığı ve sevinç içinde helâl edeceklerdir. Mâbetleri kurtulmuş, semâlarında ezânlar çınlayan bu vatanda bayrağımıza ve milletimize izmihlâl (sönüş, yok oluş) yoktur. Târîhler boyunca hür yaşamış bayrağımızın hakkıdır hürriyet. Bu hislerle dopdolu kişiler mekteplerimizi muallim olarak doldurursa gerçekten gelecek nesiller mâbedimize nâmahrem eli değdirmeyecek, ezânımızı sonsuza kadar çınlatacak ve toprağımızın altındaki şehitlerimizi mutlu edecek, âdetâ onların başlarını arşa yükselteceklerdir. Böyle nesiller ebediyete aktıkça varlığımız ve hürriyetimize izmihlâl yoktur. Aksi takdirde… Bu topraklarda Müslüman Türk olarak varlığımız tehlikeye girer. 

Şunu kabul etmek mecbûriyetindeyiz: Maârif dâvâmız, muallim dâvâmızdır. “Medeniyet tasavvurumuz”a dayanan bir maârif inkılâbı, “medeniyet tasavvurumuz”a uygun bir muallim kadrosu olmadan gerçekleşemez. Daha önceki denemeler gibi akâmete uğratılır. “İyi de nasıl seçeceğiz?” suâlinin cevabını yukarıda verdik. İstiklâl Marşı gibi milletin kâhir ekseriyetinin katıldığı bir metinden pek âlâ bir muallim/öğretmen profili çıkarılabiliyor. Muallim seçimi için “İstiklâl Marşı Kriterleri” adıyla bir ölçüler manzûmesi çıkarılır,  muallim adayları bu kriterler çerçevesinde güvenlik soruşturmasından geçirilir. (Kimileri için “güvenlik soruşturması” ürkütücü gelebilir, gelmemeli. Askeriye ve emniyete eleman alınırken problem olmayan güvenlik soruşturması muallim seçilirken niye problem olsun? Muallimin millet hayâtında ehemmiyeti asker ve polisten aşağı değildir.)  Son olarak bu kriterleri bizzat taşıyan ve yaşayan bir seçiciler heyeti mârifetiyle muallim namzetleri daha muallim mektebine girişte belirlenir. Bu şekilde seçilmiş ve çok iyi yetişmiş muallim kadrosu mekteplerimize dağılır ve çok kısa bir müddet içinde maârifimizi ayağa kaldırırlar. Bunu yaparken kat’iyyen “Kim ne der?” korkaklığı ile hareket etmemelidir. Ayasofya’yı açtığımız gibi, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’na giriştiğimiz gibi, Azeri kardeşlerimizle Karabağ zaferine yürüdüğümüz gibi bir cesâret ve gözü karalıkla işi bitirmeliyiz. Aksi takdîrde birileri büyük bir infiâl tertibiyle başladığımız noktadan daha gerilere püskürtebilir bizi. Öncekiler gibi… Yine “Aslında bir şey değişmedi” zavallılığına düşeriz. “Eğitimde ve kültürde başarılı olamadık” sızlanmaları da devâm eder gider. 

“Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” mısrâını tam olarak hisseden ve yaşayan muallimler gelsin artık… “Eğitim ve kültürde de başarılı olduk” diyebilmek için bu şarttır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

S aleyküm yazınızı dikkatle okudum okuyorum tebrik eder iyi gün ve hayırlı çalışmalar dilerim

İ Tuncer

Allah razı olsun. Hakkı söyleyebilmekte bir meziyet artık. Biz hakkı haykırmaya devam edelim. Elbet bir gün menzile ulaşacaktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23