• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI
18 Ocak 2021

İnsanlık kimi özlediğini bir bilse…

 

Seyyid Ahmet Arvasî Hoca, Müslüman Türk milletinin yetiştirdiği büyük mütefekkirlerden biridir. Büyük fikir adamları bakımından bir kaht-ı ricâl devrinde yetişmesi onun ehemmiyetini daha da artırmaktadır. O, Hz. Peygamber’den bugüne kadar İslâm’ın ana caddesi olan ehl-i sünnet vel-cemaat yolunu tâkîp ve şahsında temsîl ederdi. Kuru kâideci bir âlim değil şerîat çerçevesinde bir tasavvufun mânevî huşû ve ürpertilerine de sâhip bir aşk adamı idi. Onun gerek millî gerek insanlık çapında günümüz dert ve buhranlarına çâre ararken kaynağı İslam’dan başka bir şey değildi. Türk milletine sevgisinin sebebi de bu milletin İslâm’a bağlılığı ve hizmetleridir.

Onun yapmak istediği Türk milletinin büyük enerjisini yeniden harekete geçirip İslâm’ın hizmetine sunmaktı. Çünkü ona göre târîh boyunca Türk güçlü ise İslâm dünyâsı da güçlüdür. Bundan sonra da böyle olacaktır. 

“İnsanlık Kimi Özlediğini Bir Bilse” başlıklı eskimez yazısıyla bugün sözü büyük mütefekkirimize bırakmak istiyorum. Merhûm Mustafa Necâti Özfatura “Arvasî’yi en iyi anlatan yazısı” diyerek bir televizyon programında bu yazıyı okumuştu. 

İNSANLIK KİMİ ÖZLEDİĞİNİ BİR BİLSE…

İnsanlığın içinde bulunduğu “ahvâl”i düşündüm de Şanlı Peygamberimi ve O’nun aziz kadrosunu özledim. Şu anda hepimiz O’na ne kadar muhtâcız!

“Kara” ve “kızıl” zulüm idâreleri altında inleyen, sömürülen, “sahte tanrılar” karşısında boyun eğen, “putlaştırılan” kanlı diktatörlerin hayâlleri ile ürperen milyonlarca, hatta milyarlarca insanın hâlini düşündüm. Bütün bu zulüm idârelerini, bu “sahte tanrıları” yıkmak, asrımızda yontulan bütün putları kırmak ve insanlığı, bunların kanlı pençesinden kurtarmak gerektiğini gördüm. Fakat güçsüzlüğüme esef ettim. Bütün bu işleri, muhteşem bir kadro kurarak başaran Sevgili Peygamberimi düşündüm.

Ve şimdi, nurlu Medine topraklarında “örtüler altında” yatan o şanlı kurtarıcıyı özledim.

“Mazlumları zâlim”, “mağdurları gaddar” ilân ederek mahkûm eden mahkemeleri, devletin makam ve mevkîlerini “yandaşlarına” birer arpalık tarzında dağıtan politikacıları, kendi tahakkümüne ve zümrevî menfaatlerine kapı açan “yazılı bir ihtiras belgesi” olmaktan öte bir değeri bulunmayan “ilkeleri”, birer anayasa ve kanun biçiminde, tertip ve hilelerle “halka kabul ettiren” ve sonra mikrofonlara çıkarak “millî irâdeden” söz eden madrabazları ve bütün bunlara seyirci kalan “kuvvet ve kudret sâhiplerini” gördüm…

Ve “Emânetleri ehline vermezseniz kıyameti bekleyiniz.”, “Bir saat adâlet bin rekat nâfile namazdan daha üstündür” diyen ve bunu yaşatan Sevgili Peygamberimi özledim.

Ezilen, kahredilen, sömürülen milyonlarca dindaşımın ve kandaşımın dertleri ile dertlendiğim için beni kınayan, suçlu ilân eden ve tarihin gelmiş ve  geçmiş en kanlı diktatörlerini birer “kurtarıcı” olarak ortaya koyan, mazlumların kan ve gözyaşlarını gizleyerek zâlimlere alkış tutan “basın ve yayın” organlarını ve bu durum karşısında susan “örgütleri” ve “bilim adamlarını” gördüm.

Ve “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.”, “Hak yolda akıtılan bir damla mürekkep, şehid kanından daha mübarektir” diye buyuran Sevgili Peygamberimi özledim.

“Kâinâtın efendisini” sevmeyi, Allah’ın Kitabını yüceltmeyi, tarihin kaydettiği, bütün zaman ve mekânların en büyük kurtarıcısı şanlı Peygamberi rehber edinmeyi “gericilik” sayan;  ne idüğü belirsiz “küçük kahramanlar” yontan “çağdaş putperestleri” hüzünle gördüm.

Ve bütün “sahte mabutları” yıkarak Allah’tan başka ilâh olmadığını ilân eden ve insanlığın şerefini kurtaran şanlı Peygamberimi özledim.

“Kara” ve “kızıl” filozofların pençesinde inleyen, aklını yitiren, şaşkına dönen; kapitalizmin, komünizmin, faşizmin, rasizmin, hedonizmin, nihilizmin ve anarşizmin bataklığına saplanan, çıldıran, tepinen, boğuşan milyonlarca insanın yürekler acısı hâlini gördüm de…

“Siz -bütün insanlar- Allah’a muhtaçsınız” Âyetini tebliğ eden ve şaşkın akla, “vahiy” ile yol gösteren şanlı Peygamberimi özledim.

Onun yüce kadrosunu, muhteşem ve mübârek Sahabîler ordusunu özledim.

Asırlarca O’nun nurlu izini takip eden “Ecdâd-ı İzâm”ı özledim.

Yani, Hz. Ebûbekir’leri, Hz. Ömer’leri, Hz. Osman’ları, Hz. Ali’leri ve diğerlerini özledim.

Yani, Selçukları, Alparslanları, Osmanları, Orhanları, Muradları ve Yavuzları ve daha nice gerçek kahramanları özledim.

(Diyalektiğimiz, Estetiğimiz’den)

BİRKAÇ KELİME 

ahvâl: Durumlar
kara zulüm idaresi:
Kapitalizm
kızıl zulüm idares
i: Komünizm
madrabaz
: Hileci, oyuncu.
esef:
Üzülme, yazıklanma.
mabut:
Tapılan varlık.
Ecdâd-ı İzam:
Büyük atalar.
rasizm: Irkçılık.
hedonizm: Zevkçilik.
nihilizm: Hiççilik.
anarşizm: Hiçbir dine, kaideye inanmama; uymamaya dayanan felsefe ve hayat tarzı.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

osmanlı selçuklu ne peygamberdir ne de ashabtır....osmanlı selçuklu insanlıkla peygamber arasına çekilmiş perde inşaa edilmiş engeldir....osmanlı osmanlıdır....peygamber de peygamberdir....ashab da ashabtır....dünyayaı bugün yaşanmaz hale getiren peygambere çekilen perdelerdir...osmanlı selçuklu da sadece o süreçten bir andır.....bugün ise osmanlı bütünüyle şeytan şarabıdır....içen artık hakikati görmez bilmez olur.....hasbinallahi ve nimel vekiliiii
  • Yanıtla

A.A.Aktaş

Sağolun hocam. Sonsuz teşekkürler.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23