• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Emine Işınsu ve Sancı’sı

24 Mayıs 2021
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Emine Işınsu (Öksüz) dünyâ defterini kapadı ve ötelere yürüdü. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. 

Ardından başta eşi İskender Öksüz olmak üzere birçok dostu güzel yazılar yazdılar. Hepsini dikkatle okumaya gayret ettim. 

Onu dünyâ gözüyle görmemek, sohbetini dinlememek, Töre dergisi toplantılarında bulunmamak… onu ablamız saymaya mâni değildir. Çünkü o kavruk bir neslin damarına tâze kan yürütmüş ablasıdır. 1970’lerin kavga vasatında roman en tesîrli mücâdele vâsıtalarından biriydi ve bizim kütüphânemiz bu bakımdan fakîr sayılırdı. Birkaç güzel târihî romanımız olsa da doğrudan gençlik hareketlerini işleyen romanımız hemen hemen yoktu. Emine Abla işte o yokluk zamânında dilinin ve üslûbunun güzelliğine teknik sağlamlığını da katarak solcular karşısında yüzümüzü ağartan, belimizi doğrultan, göğsümüzü kabartan romanlara imzâ attı. Sancı, bu serinin zirvesiydi diyebiliriz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Solcuların, sırtını dünyânın her yerindeki sosyalist yazarlara dayamış edebiyat ve sanat gücü karşısında kendisini sol ideolojiden koruyabilmiş ve millî cephede saf tutmuş insanların birçoğu bunu Sancı romanı sâyesinde başarabilmiştir. Sancı’nın bu ülkedeki büyük rolünün tam anlaşılabildiği kanâatinde değilim. O, “70’lerde gençler arasındaki sağ-sol kavgalarını anlatan bir roman” olmanın çok çok ötesinde bir misyon yüklenmiştir. Sancı’nın yüklendiği misyonu belki merhûme Emine Abla’mız bile baştan hesaplamamış olabilir. Bâzı kitaplar böyle olur; yazarın hayâlinin ötesinde bir tesîr gücüne ulaşır. Daha derine gitmeye gerek yok, tamâmen solcuların hâkimiyetinde olan ilçemde solcu olmasına ramak kalmış, hattâ olmuş nice arkadaşımı Sancı romanı okutarak kurtardığımı kendim biliyorum. O günlerde solcuların sanat-edebiyat-reklam-propaganda gücü karşısında en güçlü dayanağımız, belki de tek tutamağımız Sancı idi desek abartı olmaz. Emine Abla, kimyâsını tam da çözemediğimiz büyülü bir lisân ve kurguyla ilk şehitlerimizden Dursun Önkuzu’yu öyle bir sevdiriyordu ki bunu başarmak her romana nasîp olmamıştır. Romanı her okuyan, Dursun Önkuzu’nun o derin, sessiz, mahzûn, mazlûm, fakîr ama haysiyetli, idealist, millî değerlerine tam bağlı Anadolu çocuğu kişiliğine vuruluyor, onun şahsında kendini buluyor, onun ciğerleri pompa ile patlatılarak öldürülmesi karşısında öfke ile doluyor, intikâm hislerine kapılıyordu. Roman kahramanının hayâlî bir kişi olmaması, aramızda yaşayan ve şehit düşen gerçek birisi olması romanın tesîr gücünü katlıyordu elbette. 

Bir hâtıramı anlatmak isterim. Lise ikideyim. Okulumuzun nüfûsu 1500 civârında. Bu kadar talebe arasında solcu olmadığını açıkça gösterebilen 10, bilemedin 15 kişi var-yoğuz. Gümüşhaneli bir arkadaşla aynı sıraya düştük. Ben istikâmetimi bulmuş durumdayım. İdeolojik bir arayışım yok. Konuşmalarımızdan anladım ki arkadaş bir hayli solcu roman okumuş ve okumaya devâm ediyor. Gitti gidiyor. Sancı romanını verdim buna. Aradan üç-beş gün geçti. Sınıfımıza bir solcu tim geldi, tehdît edici bakışlar, lâf-söz atmalar… Okulu hâkimiyetleri altında tutmak için bunu sıkça yapıyorlar. Başlarında ilçemizin namlı militanlarından birisi var. Bizim Gümüşhaneli arkadaş ayağa fırladı. “N’oluyor lan, siz kimsiniz bizi tehdit ediyorsunuz?” diye bağırdı. Okuldaki solcu hâkimiyetinin farkında değildi gâlibâ. Namlı militan böyle bir çıkışa üzülmedi, sevindi. Çünkü o kadar ezici bir baskı altında güçlerini ispatlayacak kadar olsun baş kaldırabilen rakîp sıkıntısı çekiyorlar. Filmlerdeki belâlı tipler gibi omuzlarını ensesine doğru çekerek ve gülerek arkadaşa yaklaştı. “Vay vay vay, ne diyorsun len sen?” Arkasındaki avenesi ve bütün sınıf olacakları tâkîp ediyor. Yaklaştı yaklaştı ve bir yumruk savurdu. Bizimki bunu savuşturdu ve suratının ortasına tam isâbet bir tâne çaktı. Namlı militan savrularak arkadaşlarının kucağına yuvarlandı. Hepsinin gözleri pertlemişti, şaşkınlık içindeydiler. Enteresan bir şey oldu, saldırmak yerine sınıfı terk edip gittiler. Peki ne olmuştu da Gümüşhaneli arkadaş solcu grup karşısında delicesine ayağa fırlayabilmişti? O günlerde Emine Abla’nın Sancı’sını bitirmişti; olan biten bundan ibâretti. Evet, arkadaşımla o günden sonra daha bir yakınlaştık, dâvâ arkadaşı olduk ama öyle bir ilçede ve öyle bir okulda rahat ve huzûru da kaçmıştı. Ne var ki bunları hiç dert etmedi. Çünkü damarlarına “Sancı” yürümüştü bir kere… Bir emekli muallim olarak o “sancı” hâlâ devâm ediyor yüreğinde. Buradan kendisine sıhhatli ve mes’ût bir ömür diliyorum. 

“Evet, Sancı iyi bir roman olabilir. Ama bir devrenin ve belli şartların romanıdır, çok okunmuştur, etkilenen etkilenmiş ve devrini kapatmıştır. Günümüz gençliğine verecek bir şeyi kalmamıştır” şeklinde düşünenler olabilir. Onlara oğlumun lise ikinci sınıfta Sancı’yı okuduğunda “İlk defa bir romanı bitirirken ağladım” dediğini söylesem yeter zannederim. Bakınız Sancı, sâdece bir devrin belli bir ideoloji çevresinde kümelenmiş bir gençliğinin romanı değildir. Emine Işınsu Abla’mız öyle kuru ideoloji adamı değildi. Romanı iyi bilirdi. Öyle inanıyor ve görüyorum ki bu romanında da kuru ideoloji kalıplarını yarmış ve insânî özü bir yerinden yakalamıştır. 40-50 yıl sonra bile o günleri yaşamamış bir gence “İlk defa bir romanı bitirirken ağladım” dedirtebilen bir roman artık ideolojik kalıpların ötesinde klâsik olmayı hak etmiş bir romandır. Emine Abla’nın tâkîpçileri Sancı romanını bu hak ettiği mevkîye oturtmalıdırlar. 

Kendisini görmedim ama ben de Sancı’yı okuduğum günden beri içimde bir Emine Abla yaşatırım ve onu hep hürmetle hatırlarım. Onun son zamanlarında samîmî olarak tasavvufa yönelişi ve bu yolda eserler vermesi de duyduğum hürmeti derinleştirmiştir. 

Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nuray Tekçe

Bir yıldız daha kaydı. Bizlere tarihimizi, vatanımızı, milletimizi sevdiren Emine Işınsu Ablamıza Allah rahmet eylesn. Bıraktığı o güzel eserlerin gençliğimize de ışık tutması temenni ve duasıyla.

tuhaf tutkular

şule yükselci beyleri tanırım da, bir emine ışınsucuyu ilk görüyom...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23