Eğitimde müsilaj
Eğitimde müsilaj
AHMET TALİB ÇELEN
Toplum ahlâkında çürüme, eğitim işlerimizin iyi gitmediğini gözlere sokuyor. Son olarak 14 yaşında bir çocuğun babasının silahlarını kuşanarak kendi okulunu basması ve bir öğretmen ve 9 talebeyi öldürmesi felâketin artık saklanamaz hâle geldiğini gösteriyor.
Bu ahlâkî bozgun üç günde gerçekleşmez. Bir îman, bir kültür ve ahlâkî yapı yüz yıllarda yerleşir ve ortadan kaldırılması da zaman alır. Birilerinin şu andaki Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifâya çağırması bu yüzden yersiz ve mânâsızdır. Evet, Ak Parti hükûmetinin 25 yıllık iktidarında da ihmâller ve yanlışların payı vardır ama bütün kabâhati bu hükûmete yüklemek haksızlık olur. Cumhurbaşkanımızın ve Ak Parti iktidârının eğitimde iyi işler yapmayı istediğinden emînim. Ama bu alanda bir türlü dişe değer bir başarının gösterilememesinin bir sebebi tam olarak adamının bulunamaması, adamını ararken de kemalistleri de ürkütmemek kaygısı ise asıl sebebi bütün iyileştirme çabalarında kemalist şirretliğinden çekinilmesidir. Hülâsa ettiğimiz bu manzara içinde neler olmuştur?
Osmanlı yıkılmış ve Osmanlı’nın temsîl ettiği bütün değerler de devrimlerle tek tek ortadan kaldırılmak istenmiştir. Devrimlerin bir listesini yapınız, her devrimin karşısına Osmanlı’nın temsîl ettiği bir değeri yazabilirsiniz. Yok edilmek üzere tabiî. Burada lâfı uzatıp gereksiz tartışmalara girmeyelim. Maksadı anlayan anladı.
Osmanlı’sız ve İslâm’sız bir hayat ve düzenin tam olarak yerleştirilebileceği alan da elbette eğitim alanıdır. Bütün devrimlerin en açık ve sert yansımalarını eğitim hayâtında gördük. Müfredâtından ders kitaplarına ve hocalarına kadar müthiş bir süpürme harekâtı oldu eğitim. Millet hayâtından İslâm’ın ve Osmanlı’nın tamâmen süpürülmesi harekâtı… Hedef dili, dîni, kültürü, târihi, geleneği ile köklerinden tamâmen kopmuş, Batı’yı ve materyalızmi baş tâcı etmiş bir nesil yetiştirmek… Amaç İslâm’sız yeni bir millet “yaratmak”tır.
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Mesele budur.
Çocuklarımız yüz yıldır böyle bir zihniyetin elinde yetişmektedir. Milletimiz çok partili hayâta geçtikten sonra CHP zihniyetine hiçbir zaman iktidar vermemiştir ama eğitimde iktidar hep CHP zihniyetinde kalmıştır. Sözde CHP muhâlifi birçok parti iktidâra gelmiş ama eğitimdeki CHP ve kemalist iktidârı yok edememişlerdir. Kimi zâten kendisi de bu zihniyette olduğundan, kimi de iktidar olduğu hâlde muktedir olamadığından. Eğitimde kemalist zihniyet bir dip akıntısı olarak dâimâ devâm etmiş ve eğitim sisteminin ana istikâmeti buna göre belirlenmiştir. Yusuf Tekin bir miktar ciddî olarak millîleşme mücâdelesine başlamıştır. CHP’lilerin ona en gıcık, en yobaz bakan diye diş gıcırdatmalarının sebebi budur. Ama eğitimdeki bozgun öyle üç-beş senede düzelecek gibi değildir. Yüz yılın biriktirdiği bir mâneviyâtsızlık ve ahlâkî çöküş birkaç yılda düzelemez.
Yeni nesillerde kahrolarak gördüğümüz ahlâkî ve mânevî çürüyüşü “müsilaj”a benzetiyorum. Müsilaj, denizleri yıllarca pislikle, yabancı atıkla doldurduktan sonra denizin âdetâ kusması. Bakınız müsilaj neymiş?
Müsilaj (deniz salyası), denizlerdeki sıcaklık artışı, durgunluk ve kirlilik (azot/fosfor) nedeniyle fitoplankton adı verilen mikroorganizmaların aşırı çoğalarak salgıladığı, yapışkan, jelimsi ve organik bir maddedir.
Oluşum Nedeni: Temel tetikleyiciler arasında sanayi/evsel atıkların denize deşarjı, deniz suyunun ısınması ve durağan hava koşulları yer alır.
Etkileri: Deniz yüzeyini kaplayarak ışık ve oksijen geçişini engeller, dip canlılarını boğar, kötü kokuya sebep olur ve balıkçılık gibi faaliyetleri olumsuz etkiler. (Google’a bakılabilir)
“Kirlilik sebebiyle mikroorganizmaların aşırı çoğalması ile salgıladığı ‘yapışkan’ bir madde…” Daha ne olsun? Eğitim hayatımızın aynısı. Eğitim hayâtımız da milletimize ters bir gâye ile kirli bilgilerin yüz yıldır doldurulması netîcesi mikropların aşırı çoğalması felâketini yaşamıyor mu? Bir de “yapışkan”, silip atamıyorsun. Denizi bozan sanâyî ve ev atıklarının denizi doldurmasına tabîatın, fıtratın verdiği bir tepki… Tıpkı bunun gibi Müslüman milletimizin diline, dînine, millî-mânevî, ahlâkî değerlerine yabancı bilgi ve malzemelerin çocuklarımıza her türlü vâsıta ile boca edilmesi. İnsan fıtratı bir gün bu pislik birikimini kusacaktı elbette; kustu. Sen yıllarca okullarda materyalist, âhiretsiz, inançsız bir eğitim ver. Televizyon dizileri ve gündüz kuşağı programlarıyla ahlâkı ayaklar altına al. Üstüne dünyâ şeytan imparatorluğunun dijital saldırılarına karşı gençliği müdâfaasız bırak. Sonunda uyuşturucu kullanma yaşı 12’lere insin, bir ortaokul talebesi okulunu basıp 10 kişiyi hayattan koparsın. Kaçınılmaz netîce…
Müsilajın etkilerine bakınız: Deniz yüzeyini kaplayarak ışık ve oksijen geçişini engeller, dip canlılarını boğar… Eğitimde de kemalist-pozitivist zihniyet eğitim hayâtını kaplayarak “ışık ve oksijen geçişini engellemiş, millet hayatının canlılığını boğmuştur. Millet olarak varlığımız can çekişecek derekeye inmiştir.
Çâre, derhâl başta eğitim olmak üzere millet hayâtımızda mâneviyât ve ahlâkın hâkimiyetini gerçekleştirerek eğitime ve millet hayâtına “ışık ve oksijen geçişini” sağlamaktır. Boğulmak üzereyiz, zaman daralmaktadır.