• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Eğitimde İstiklâl Marşı kriterleri

03 Ekim 2022
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Mektepler açıldı. Penceremizden içeriye cıvıl cıvıl çocuk sesleri doluyor. Bizim de içimiz kıpır kıpır oluyor. Hele de henüz iki yıllık emekli bir muallimseniz bu sesler sizi daha da mes’ût ediyor. Allah çocuklarımıza dünyâ ve âhiret iyiliği versin. 

“Dünyâ ve âhiret iyiliği versin” diye duâ ediyoruz ve bütün gönlümüzle “Âmiin!” diyoruz ama geçmişten bugüne bir göz attığımızda olmayacak duâya âmin diyoruz duygusuna kapılmamak mümkün değil. Çünkü eğitim sistemimizin âhiret hedefi yok maalesef. Eğitim sistemimiz tamâmen dünyâya, dolayısıyla maddeye odaklanmış, âhiret diye bir şey yokmuş gibi yürüyor. Son zamanlardaki seçmeli Kur’ân dersleri, Hz. Peygamber’in hayâtı/siyer dersleri konulsa da sistem bunları bir şekilde boşa çıkarıyor. Şöyle ki:

-Sistem laik, seküler, materyalist, dünyâ temelli olunca bu umûmi hava içinde bu dersleri seçen talebe/âile pek olmuyor. En çok tercîh edilen seçmeli dersler matematik, fen bilgisi ve yabancı dil dersleri. 

-Kur’ân ve siyer derslerini seçecek az sayıda âile de laik, seküler, dünyâcı, materyalist… idâreci ve öğretmenler tarafından başka derslere yönlendiriliyor. (Bunu açıktan yapmıyorlar elbette; sol kulak sağ taraftan dolaşılarak gösteriliyor. “Ya, Kur’ân ve siyer derslerini yazın câmide de aldırabilirsiniz; sınavlarda en mühim dersler matematik ve fen bilgisi; İngilizce de çocuğun geleceği için çok mühim…” gibi fısıldayışlar meselâ.) Eğitim sistemi tamâmen sınav hedefli olduğu için âileler de iknâ olmaya dünden teşne. Derhâl istenen istikâmete giriveriyorlar. 

-İnatla bu dersleri seçen âileler olsa da dersler lâyığı veçh ile işlenmiyor, çocuklar bu derslerde bir dîn, îmân, Peygamber sevgisi, âhiret düşüncesi kazanamıyor maalesef. Çok az sayıda gayretli öğretmenin çabaları da sistemin umûmî mantalitesi içinde berhavâ oluyor. Burada en büyük pay da materyalist, dünyâcı, âhiretsiz eğitimcilere âittir. 

Bu vaziyette yeni nesiller için dünyâda âhiret endîşesi taşıyan iyi bir Müslüman olmaya -kısmen- yarayacak mezkûr dersler göstermelik gibi duruyor maalesef. 

Yeni nesilleri güzel ahlâk sâhibi yapamayan bir eğitimin bomboş bir faaliyet olduğunu düşünürüm. Eğitim gerçekten millî olmazsa milletin varlığı tehlikeye girer. Millî olmanın temeli de millî ahlâktır. Millî ahlâkını yaşayan ve yaşatan bir millet her şart altında varlığını korur. Aksi hâlde buharlaşmaya adaydır. Bunu çok iyi bilen düşmanların da en çok darbe vurduğu unsûr millî ahlâktır. Millî ahlâk deyince dîn, vatan, millet ve ümmet akla gelir. Eğitim sistemi bunları capcanlı yaşanır ve yaşatılır kılmak mecbûriyetindedir. Bunu yapmayan bir eğitim sistemi istediği kadar test başarısı göstersin, millî addedilemez. Millîlik vasfını taşımayan bir eğitim sistemiyle de millet varlığı devâm edemez. 

Eğitimde bazı iyi niyetli çabaları da yok hükmüne düşüren unsûr sistem içindeki fârelerdir. Mevlânâ, “Ambarda fâre yoksa ibâdet buğdayı nerede?” der. Zaman zaman gördüğümüz iyi niyetli çabaları da kemirerek sıfırlayan fâreler ateist, materyalist, gayr-i millî ve gayr-i İslâmî ideolojilere kafayı kaptırmış öğretmenlerdir. Sistem içinde hâlâ en etkili kesim bunlardır. En iyi niyetli çabalar bile bunların elinde tersine dönebilir. Siz dindâr nesil yetiştireceğiz dersiniz ama sistem bunlar sâyesinde durmadan deist, ateist, kemalist, laik, seküler, materyalist, âhiretsiz; millî ve vatanî âidiyet duygularını yitirmiş nesiller yetiştirir. Bu yüzden eğitimin gerçekten millî olması isteniyorsa sistem içindeki gayr-i millî zihniyet temizlenmelidir. Dünyâda hiçbir ülke, hiçbir akıllı millet kendine düşman bir zihniyeti eğitim sisteminin içine sokmaz. Bu belki de sâdece bizde görülen bir garâbettir. 

Peki, nasıl yapalım da bu gayr-i millî zihniyeti eğitim sistemine bulaştırmayalım? Ben daha önceki yazılarımda şöyle bir görüş ortaya atmıştım: Eğitim sistemine alınacak herkese İstiklâl Marşı kriterleri uygulansın. İstiklal Marşı’na fikren, hissen, amelen uymayan kişileri sisteme almayınız. Öncelikle İstiklâl Marşı’nın diline, kelime hazînesine düşman olmamalıdır eğitimci adayı. “Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” mısraına ters, “Hakk’a inanmayan ve tapmayan” bir kişinin eğitim sistemimizde yeri olmamalıdır. “Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;/Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” diyemeyenlerin, yani Batı’ya karşı îmân dolu göğsünü siper edemeyenlerin çocuklarımıza millîlik adına hiçbir şey veremeyeceğini bilelim. Benim eğitimcim Batı medeniyetine “Tek dişi kalmış canavar” gözüyle bakabilmelidir. Yurdumuza saldıranlara “alçak” diyebilmeli, şehitliğe inanmalı, mâbetlerimize nâmahrem eli değmesine tahammül edememelidir. Ezânı en mukaddes değerlerimizden bilmeli, ebediyete kadar bu memlekette aslî şekliyle okunmasını gönülden istemelidir. Bu ülkenin bir kısmını bölerek kukla devletler kurmayı aklının ve kalbinin kıyısından bile geçirmemelidir bir eğitimci. Ay yıldızlı al bayrağımızdan başka bayrakların rüyâsını görmemeli, ebediyyen bu vatanda millet olarak hür ve müstakil yaşamayı mefkûre edinmelidir. 

Eğitim ordumuzu baştan sona İstiklâl Marşı kriterlerini taşıyan kişilerden teşekkül ettirmezsek varlığımız tehlikede demektir. Bu, önümüzdeki en büyük ve âcil vazîfedir ve var oluş şartıdır. 

Yine bazı kulaklar işitmeyecektir ama biz sözümüzü söylemeye devâm edelim. 

Yeni eğitim yılının bu dert ve sancıların idrâk edildiği ve tedbîrlerin cesâretle alındığı bir yıl olmasını dilerim. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ali

Eskiden orta okulda istiklal marsinin ilk iki dortlugu lise 1 de tamami yer alirdi simdi tamamen cikarildi.Hic yer almiyor.

Harputi

Hay ağzına, zihnine sağlık sistemi ne güzel anlamış çözümü göstermiş siniz, eğitim kadrosunun büyük kısmının zihniyeti sorunlu,idari kadro sorumsuz,herkes sanki köhne bizans temsilcisi olarak çalışıyor okullarda,yazık Osmanlı torunlaraina,heba oluyorlar okullarda
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23