• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Büyük ve köklü bir öğretmen reformu şart!

09 Kasım 2020
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Bundan evvelki yazımızda Cumhurbaşkanımızın eğitim ve fikrî iktidarla alâkalı teşhîslerinden yola çıkarak dünden bugüne eğitim sâhasında yapılan reformların ortak eksiğini dile getirmeye çalışmıştık. Bir daha ifâde edelim ki Türk eğitim hayâtında yapılan reformların temel zaafı Osmanlı’nın tasfiyesinden sonra milletimize giydirilmek istenen Batıcı, materyalist, pozitivist, seküler ve dolayısıyla dünyâcı, âhirete kör ve sağır zihniyettir. 

Bunca yıl sonra anladık ki Osmanlı’yı yıkanların en derin ve iç kalesi eğitim; eğitim hayâtına hâkim kılınan mezkûr zihniyetmiş. Böyle olması da şarttır. Çünkü Batı’yı ürküten Müslüman Türk tipi bu sistemin çarklarında eritilecek ve Batı’yı seven-Batı’nın sevdiği bir kalabalık hâline getirilecektir. Bu eğitim sistemi Batı’nın bir türlü hâlledemediği Şark Meselesi’ni bir sona erdirme denemesidir aslında. Topla, tüfekle yapılamayanı beyin yıkayarak yapma denemesi… Öyle ya Batı’yı ürküten Müslüman Türk ruh ve şuûru kalmazsa Şark Meselesi de ebediyyen hâlledilmiş olur… Yâni bu topraklar bin yılda teşekkül etmiş şahsiyetini kaybeder. Bu eğitim sistemi topraklarımızda ikinci bir Endülüs rüyâsının eseridir. 

İşte ülkemizde yapılan bütün reformları gerçek bir reform olmaktan düşüren, hiçbirinde bu çekirdek zihniyete dokunulamamasıdır. Temeldeki bu sakat ve özümüze ters zihniyete dokunulamadığı için eğitim sistemimiz bir türlü “medeniyet tasavvurumuz”a uygun hâle gelemiyor. Sistem milletin ruh ve şuûruna ters işlediği için problem üretmeye devâm ediyor. Problemler ayyûka çıkınca yeni reform ihtiyâcı duyuluyor. Yeni reformlarda da problem üreten temel zihniyete dokunulamıyor. Bir müddet ümit içinde bekledikten sonra yine feryatlar yükseliyor ve yine o çekirdek zihniyete dokunamayan reformlar geliyor. Bu fâsit dâireden bir türlü çıkamıyoruz. Oysa kökümüze ve özümüze muvâfık bir tek reform yapabilsek fâsit dâireden çıkacağız. Ondan sonraki bütün reformlar da işe yarayacaktır o zaman. 

Eğitimi bağımsız olmayan bir ülkenin siyâsî, ekonomik ve kültürel bağımsızlığı olamaz. Eğitimde bağımsızlığın yolu da gerçekten köklü bir zihniyet inkılâbından geçer. Eğitim sistemi üzerindeki yabancı vesâyetin kalkması ve kök değerlerimizden yeni bir eğitim sisteminin inşâsı gerekmektedir. Batıcı, materyalist, pozitivist, seküler, âhiretsiz eğitim sistemi ve bu sistemin kurucularının gölgesinden kurtulmadan geleceğimize ümitle bakmamız imkânsız. Bu mesele millî varlığımızın ve bekâmızın en mühim, en âcil meselesi addedilmelidir. Gençliğimizin içinde bulunduğu vaziyet gecikmeye mahâl olmadığını göstermektedir. Yaşı kırkın üzerindekilerle nereye kadar gideceğiz? Gırnata düştüğünde ağlamanın faydası yoktur. Yusuf Kaplan Bey’in dediği gibi “On yılda yüz yılın -özümüze uygun- tohumlarını atamazsak geleceğimiz tehlikededir.”

Nereden başlamalı?

“Medeniyet tasavvurumuz”a düşman zihniyet nereden başladıysa oradan: Öğretmenden... (Bu köksüz ve sevimsiz kelime yerine “muallim/hoca” kelimesini kullanmak istiyorum). Bizim milletimiz mü’min millettir. Mekteplerinden sokaklarına kadar kendi köküne yabancı, hattâ düşman bunca insan pat diye ortaya çıkmadı. Gökten de düşmedi, başka ülkelerden de getirilmedi. Önce mühendisliğini plânladıkları neslin mühendis ve teknisyenlerini, yâni öğretmenleri yetiştirdiler. Yoğun bir beyin yıkama ameliyesinden geçirerek… Sonra bunları ülke sathına yaydılar. Onlar da kendilerine yüklenen vazîfeyi bihakkın yerine getirdiler. Kendi kimliğine yabancı ve düşman kitleler durup dururken yetişmedi. Şimdi bizi kara kara düşündüren netîcenin bidâyeti budur. Beyaz bir sayfa olarak teslîm ettiğimiz yavrularımızı üzerlerine bizim tanımadığımız karalamalar yapılmış olarak geri aldık. Dînimize, vatanımıza, milletimize hayırlı evlât olsun diye mekteplere gönderdiğimiz çocuklarımızı bizden ve bizim kök değerlerimizden iğrenir, hatta bizimle savaşır bulduk. Okuyarak bizim değerlerimizi dünyâya taşımasını beklediğimiz nesiller, kendi varlığını bizim yokluğumuzda bulanların değerlerini bize taşımaya and içmişler. Dünyâda hiçbir ülke yeni nesillerini bu şekilde hebâ etmez. Bu zâviyeden bakınca kendine düşman böyle bir neslin dünyâda benzeri yoktur. Bu netîceyi eğitim sistemimize hâkim kılınan Batıcı, seküler zihniyetin başarısı sayabiliriz. Trajik bir başarı… Kayıplar hânesine yazılabilecek bu yeni nesil yeni muallimlerin eserinden başka bir şey değildir. 

Şu hâlde Cumhurbaşkanımızın ifâde ettiği “medeniyet tasavvurumuz” istikâmetinde büyük ve köklü eğitim reformuna büyük ve köklü bir öğretmen/muallim reformu ile başlamaktan başka çâre yoktur. 

“Yiğit düştüğü yerden kalkar” derler. 

Unutmayalım, mualliminizin/öğretmeninizin içine ne koydunuzsa yeni nesillerde de onu bulacaksınız.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

zeynep

Ne güzel kelime" ÖĞRETMEN".

Mustafa

Öğreten! Reformu şart
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23