Raftan inen kitap ve çıplaklar-spor bayramı
Kitaplar... Varlık gayemize ışık, gittiğimiz yolda rehber, yeri gelir sığınılacak önemli birer liman oluyor. Okuduğumuz o kitaplarda edindiğimiz bilgiyi, siz değerli okuyucularımız ve kamuoyuyla paylaşmayı, adeta bilgimizin sadakası olarak görüyoruz. Merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin fikirlerine-kitaplarına geç ulaştık. O da bizim eksikliğimiz olsa gerek. Serdengeçti’nin, cumhuriyetin kuruluşunun ilk yılları ve sonrasındaki dönemleri anlatan ve ‘Bir nesli nasıl mahvettiler’ isimli kitabında, diğer konularda olduğu gibi, bizim de çalışma-uzmanlık alanımıza giren beden eğitimi ve spor ile ilgili bölümler dikkatimizi çekti…
Türk Edebiyat Vakfı yayınlarından çıkan kitaptan bir bölümünü, önemine binaen paylaşmak istiyoruz. ‘Çıplaklar Bayramı’ ara başlıklı yazı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramından şöyle bahsediyor Serdengeçti; “Hemen her gün mektebin önündeki sahada provalar yapılıyordu. Kız erkek bir arada… Bu, çocuklar için bulunmaz bir fırsat, doyulmaz bir seyirdi. Mektebin ileri gelen başarılı kızlarını kendi aralarında paylaşmışlar, kızların asıl isimleri âdeta unutulmuş, ‘benimki’ ‘seninki’ ‘onunki’ oluvermişti. 19 Mayıs günü. İçleri bayıltan bir sıcaklık vardı. Bahar, gençlik. Çırılçıplak soyunmuş, açık tarafları kapalı taraflarından fazla yeni gençlik! Yeşil çimenler üzerine serilmişti. Jimnastik gösterileri yapacaklardı. Başta vali olmak üzere hükümet adamlarının hepsi vardı. Gençler bir arkaya, bir öne, bir sağa, bir sola, defalarca eğildiler, büküldüler, gerilediler. Herkes tarafından görüldüler, alkışlandılar. Bugün kim bilir kaç yüz genç içini çekti…
“Kenarda durmak, bu şeylerden iğrenmekle beraber bu hava az çok seni de içine almış, çocukluğun o pembe masum havasını ifsat etmişti. Kaymak tabakları, şehvet sahneleri, arkadaşlarının sululukları, anlatanlar, anlatılanlar!.. Hepsi feci şeylerdi… İradelerin gevşediği, sevkıtabiîlerin işlediği yerler, sinemalar, tiyatrolar, stadyumlar, meyhaneler açtılar. Gençliğimizin galeyanını, heyecanını bu bataklıklara akıttılar. Ruhumuzu, ateşimizi söndürdüler; bizi ölmeden evvel öldürdüler…
“Eski Yunan’ı, Roma’yı, Bizans’ı yalnız eserleriyle değil, âdet ve an’aneleriyle yaşatmaya çalışıyoruz… Kültür emperyalizmi, siyasî askerî emperyalizmden daha tehlikelidir. Çünkü milletler topla, tüfekle, zorla yok edilemezler. Fakat yabancı ideolojilerin, yabancı zevklerin propagandası içinde kendilerini kaybeder, erir giderler…”
Nereden, nereye? Dünün rezaletini görenler ve Üstad Serdengeçti’nin bahsini ettiği, sözde 19 Mayıs kutlamaları olarak isimlendirilen, beden eğitimi hareketleri adı altındaki yapılan o toplu (kızlı-erkekli) fiziksel hareket-rezaletlere ‘dur’ diyen anlayışı ayakta alkışlıyoruz. Dileriz, günümüzde spor adı altında kültür yozlaşmasına neden olan kılık-kıyafet, cinsiyet eşitliği, kumar gibi rezaletlere de dur denilsin!..
NECİP FAZIL’IN FUTBOL VURGUSU
Sporun hiçbir alanı, boş bırakılmaya gelmez. Bakın 2017 Eylül ayında, ‘Futbolun kabullenir tarafı var mı?’ başlıklı yazımızda neleri paylaşmışız; “Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in de dikkatini çeker futbol konusu. Bu husustaki düşünceleri usta kalemiyle eserlerine neşreder; ‘MEŞİN TOP-Meşin top etrafındaki büyük aksiyonu düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum. Meşin top önünde bütün ruhi kıymetler artık birer leblebi tanesi kadar küçülmüştür. İnsanoğlunun başı artık bir meşin toptur; ve her fert kendi ayağıyla başını yuvarlamaktadır.’ İspanyol diktatör Franco’nun 3 F’ye sığdırdığı (Fado, Futbol, Fiesta) politikasını hatırlatmaya gerek yoktur, sanırım. Şairimiz Fuzuli ne diyor; ‘Mey biter saki kalır. Her renk solar haki kalır.’”
Bu vesileyle Cuma günümüz Bayram ve Bereketli olsun inşallah…