İran’ın Dünya Kupası’na katılıp-katılmaması bizi yakından ilgilendiriyor!..
İran’ın Dünya Kupası’na katılıp-katılmaması bizi yakından ilgilendiriyor!..
Ahmet Gülümseyen
2026 FIFA Dünya Kupası, geri sayım devam ediyor. Tarihinde ilk kez üç ülkedeyapılacak olan organizasyonun sportif yanından daha çok siyasi içerik taşıması, bizleri yakından ilgilendiren boyutu. ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğinde 11 Haziran perşembe günü, Mexico City Stadı’nda Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak olan açış maçıyla başlayacak ve 6 hafta sürecek turnuvada, 48 ülke takımının mücadelesine sahne olacak. Turnuvanın en önemli özelliği, İslam coğrafyası Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren İsrail’in yanında olan Amerika’nın, dünyanın en büyük futbol organizasyonuna ev sahibi yapacak olması. İsmi katil sürüsü İsrail’e desteğiyle bilinen Amerika’nın, adı geçen futbol organizasyonluğuna ev sahipliği yapması, oynanan oyunun kirli yüzünü gözler önüne seriyor…
Amerika’nın Dünya Kupası’na ev sahipliği yapıyor olması, akıllara Rusya’ya uygulanan uluslararası yarışmalara katılım yasağını getiriyor. Ukrayna-Rusya savaşı bahane gösterilerek, Rusya uluslararası müsabakalardan ihraç edilmişti. Bugün Amerika’nın Dünya Kupasına ev sahipliğine, spor kuruluşlarının ses çıkarmaması söz konusu. Bunun yanında FIFA, UEFA, FIBA ve IOC gibi sporu sevk ve idare eden kuruluşlarının, isimleri ‘Amerika-İsrail saldırıları’ şeklinde anılan ülkelerin içerisinde yer alan ülke (Amerika) takımlarına yasak getirmesi yerine, spor müsabakalarını istedikleri ülkelerde oynamaları gibi pozitif ayrımcılık yapması, içinde yer alınan süreç çarkının kimler tarafından nasıl yönetildiğinin bariz örnekleri. Bununla ilgili çok sayıda örnekleri var (ki bunların kim olduğunu sürekli bu satırlarda değinmiştik). Bunun son örneği İran’ın Dünya Kupası karşılaşmalarının Amerika yerine, Meksika ve Kanada’da oynama talebinin, FIFA yetkililerince kabul görmemesi…
İsrail’in uluslararası müsabakalardan men edilmesi talebine ise ‘FIFA, jeopolitk olayları çözemez’ cevabını hatırlayın. Yaşananlar, FIFA’nın ABD Başkanı Donald Trump’a verdiği Barış Ödülü’nü akıllara getirdi. UEFA’nın 49. Kongresinde uzun yıllar sonra bir ilk yaşandı ve yapılan kongrede Türkiye’nin İcra Kurunda üyesi kalmadı. Normal olmayan ise, İsrail (UEFA İcra Komitesi), Güney Kıbrıs Rum Kesiminden (FIFA Konseyi), Ermenistan (UEFA İcra Komitesi) temsilcilerin, kurullarda yer almaları ayrıcalığı tanınması. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu da bize adı geçen uluslararası spor teşkilatlarının bağımsız hareket etmedikleri, yönetim kadrolarının siyonist-haçlı anlayışın kıskacında olup, direktifler doğrultusunda hareket ettiklerini gösteriyor…
İran’ın Dünya Kupasına katılıp katılmaması sadece bir sportif faaliyetten daha çok, adı geçen teşkilatlar ve aldıkları kararlar-yaptırımlarda, sporun ne kadar siyasallaştığının bariz örneği. Bu bağlamada, Sumud Kara Konvoyu’ndaki Avrupalı aktivistlerin ‘AB, ABD ve BM, İsrail’in Gazze’deki soykırımına ortak’ açıklaması, duygularımızın tercümanı olmakla birlikte, süreci o kadar net özetliyor ki aslında. Hal böyle olunca da, diyoruz ki ‘Allah (cc) bizleri ders alanlardan eylesin.’ Amin.
ULUSLARARASI TEŞKİLATLARIN KISKACINDA OLAN
KONYA GENÇLİĞİNE DİKKAT!..
Konya ilimiz, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından Konya’nın 2026 İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Başkenti seçiliyor. Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’ın katılımıyla düzenlenen programda, İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) Başkanı Taha Ayhan’ın programdaki şu konuşmasına dikkat kesiliyoruz; “Konya tarihi ve kültürel birikimiyle öne çıkan bir şehrimiz. Konya, İslam dünyasının felsefi, tarihi, bilimsel ve kültürel bir başkenti. Hala bu başkentliği sürüyor, gönlümüzün başkenti olarak. Konyalılarımızın, Konyalı insanlarımızın sıcakkanlılığı, ev sahipliği zaten dünya çapında meşhur ve malum. Tabii ki genç kardeşlerimizin Konya’dan öğrenecekleri çok fazla şey var. Bugün de burada dünyanın her tarafından genç kardeşlerimizle beraberiz.”. Açıklamalara katılmamak mümkün değil. Dikkat kesilip, ders alınması gereken, sözlerin icraat kadar kolay olmaması.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İsrail’in Filistin’deki katliamına, tıpkı Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği gibi teşkilatların izlemekle yetinmesini aklımıza getirdi. Teşkilatların bir özelliği de İslami değerleri olumsuz yansımalara neden olacak çalışmalar gerçekleştirmeleri. Bunu biz, İslami Dayanışma Oyunlarında görmekteyiz. Oyunlar her ne kadar İİT bünyesinde kurulan İslami Dayanışma Oyunları Federasyonu (ISSF) tarafından organize edilse de, kurallarını batıl inançların yansıması olan spor kurallarına göre (en yetkili Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nden alan – Paris 2024 Olimpiyat açılış ‘son akşam yemeği’ rezaletini hatırlayın) icra edilmesi…
Oyunlarda yer alan spor branşlarının Uluslararası Spor Teşkilatlarının tayin ettiği şekilde kurallarına göre uygulanması, İslam İşbirliği Teşkilatının böylesi sürecin bir parçası olan İslami Dayanışma Oyunlarını bizzat kendi bünyesinde gerçekleştirmesinin bir mana ifade etmediği gerçeğini ortaya koyuyor. Bunu biz Konya’dan (2022) sonra Riyad’da (2025) gördük. Birleşmiş Milletlerin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği gibi sözde spor organizasyonları adı altında gerçekleştirdiklerine geçmiş dönemlere şahit olduk, olmaya devam ediyoruz. Aynı teşkilatın (BM), İsrail zulmünün devam ettirdiği Filistin’de, siyonist saldırıları-silahlarıyla uzvunu kaybeden Filistin’de ampute futbol organizasyonu bahanesi, Kızılhaç aracılığıyla misyonerlik yaptığı, tarih sayfasında yerini koruyor. Tüm bu bilgilerin bir neticesi olarak, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Konya’da gerçekleştirecek projelerine, içeriğine, ilgili ve yetkililerin dikkatini çekmek istiyoruz. İçeriği her ne kadar spor organizasyonu olmasa da, toplumların milli ve manevi değerlerini olumsuz etkileyen herhangi bir oyuna gelinmemesine dikkat edilmesi gerekiyor…