Engelli veya engelsiz, hareket eğitimi ve sporu ayet ve hadislere uygun yapmak-yaptırmak
Engelli veya engelsiz, hareket eğitimi ve sporu ayet ve hadislere uygun yapmak-yaptırmak
Ahmet Gülümseyen
İnsanoğlunun hayatı inişli-çıkışlı bir süreçten geçer. Yaşamın basamakları akla-hayale sığmayacak boyutta-şekilde değişkenlik gösterip, acısıyla-tatlısıyla, zorluğuyla-kolaylığıyla bir süreç oluşturur. Buda insanın bir imtihanı olarak değerlendirilir. Yüce Rabbimiz; “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele” (Bakara Süresi, 155) buyurmaktadır.
Peygamber Efendimiz “Kim, kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir.” Hayatın içinde zorlukla mücadele eden Allah’ın özel kulları olarak isimlendirilen engelli bireyler, toplumumuzda önemli bir yere sahip. Engelli kardeşlerimizin farkında olmamız ve sosyal hayatın içinde olmaları önem taşımakta. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), engelli sahabeleri hayatın dışında bırakmamış, onlara becerilerine-yeteneklerini uygun görevler vermiştir. Ortopedik engelli Muâz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak tayin etmiştir.
Görme engelli Abdullah b. Ümmü Mektûm’u Mescid-i Nebevî’nin müezzinliği ile şereflendirmiş, Medine dışına çıktığında yerine yönetici olarak bırakması, bur örneklerde sadece birkaçı. Bizlerin çalışma alanı olan spor-hareket eğitimi de, amacına yönelik gerçekleştiğinde, toplumda engelli olarak tanımlanan özel gereksinimli bireyler için oldukça önem taşıyor. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in şu hadis-i şerifinde buyuruyor ki; “Görme engelli bir insana yol göstermen sadakadır. Güçsüz birine yardım etmen sadakadır. Konuşmakta güçlük çekenin meramını ifade etmen sadakadır.”
Dinimizde önemli bir yere sahip bu yaklaşım-davranışlardan uzak kalmamak, dilimiz-elimiz-kalbimizle yapmamız gerekenleri yerine getirmemiz gerekiyor. Peygamber Efendimizin şu sözü geldi hatırımıza; “Allah, sizin görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz, O ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” İslam, insanoğlunu ‘eşref-i mahlukat” (yaratılmışların en şereflisi olarak nitelendiriyor-tanımlıyor.)
Allah (cc) buyuruyor ki; “İnsanoğlunu şerefli kıldık ve yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.” (İsrâ Suresi, 70) Bu da insanoğluna akıl ve iradesiyle sorumluluk yüklüyor. Öncelik Allah’ın rızasını kazanmak, dünya imtihanını kazanıp, ebedi ahiret hayatına hazırlık ise, yapılacak her işin İslam’a, bize yol gösterici olan rehber Kur’an ve Sünnette (Ayet ve Hadis-i Şerif’e) uygun olması önem taşımaktadır. Aksi bir durum, çıkmazın içerisine sürüklenmek olur ki, Allah muhafaza…
Çalışma hayatımızın önemli bir yere sahip hareket eğitimi ve spor aracılığıyla gerçekleştireceğimiz her bir çalışma-eylemi, beşeri ve ebedi hayatta güzelliklerden geçeceği, Allah’ın rızasını kazanma adına önem taşımayacağının bilincindeyiz. Hareket eğitimi ve sporla bunların neler olabileceği, bir insanın hayatının nasıl değişime uğrayıp, kaliteli hayat sürdürebileceğini, daha önce bu satırlarda paylaşmış, gün geçmiyor ki yeni bir değişimle karşılaşmayalım. Aktivitenin içinde olan veya olmaya sebep olanın da öncelikli hedefi, Allah’ın rızasını kazanmak olmalı.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Âl-i İmrân Süresi, 104) Allah katında karşılıksız kalmayacak iyiliklerin insanoğluna fayda sağlıyorsa, bu duruma kayıtsız kalınmamalı. Müslümanlığımızın gerekliliği, Allah’ın emirlerine itaat ve Peygamberimizin örnek yaşantısıyla mümkün olacaktır. Madem Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler, insanların dünya hayatına geliş gayesi ve ebedi hayatı kazanma amacı taşımakta, bu istikametten ayrılmamamız gerekmektedir.
“Gerçekten bu Kur’an en doğru yola götürür. İyi davranışta bulunan Mü’minlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” (İsra Süresi, 9). Mesaj bu kadar açık ve netken, hareket eğitimi ve spor yaparken-yaptırırken, giyimden kuşamına, mekânından sürecine kadar hareket eğitimi ve sporun yapma-yaptırma şekline dikkat etmemiz önemli. Bedenin güçlü olması maneviyatın güçlü olması anlamına gelmiyor.
İslam geleneğindeki sporun korunma ve sağlıklı kalma amacı taşıdığı gerçeği asla ve asla göz ardı edilmemeli. Bugün hareket eğitimi ve spor yapıp kalbimizi güçlendirelim, sağlıklı kalalım derken, yaşantı olarak iman ve takvayı ihmal etmeden, Kur’an’ın “Doğru yolda olanlar, iman edip Allah’ı zikrederek kalplerini huzura erdirenlerdir. Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur” (Ra’d Süresi, 28) mesajına dikkat kesilerek hareket etmemiz, dünya ve ahiret saadetinin teminatı…