Balonu patlayan ‘ahbap’ı izlerken, engelli bireyler ve Filistin gerçeğini unutmamalı
Balonu patlayan ‘ahbap’ı izlerken, engelli bireyler ve Filistin gerçeğini unutmamalı
Ahmet Gülümseyen
Günlük hayatımızın her alanı ve aşamasında ‘problem’ duymaktan, ‘çözüm’ üretemez, olduk.
Böylelikle iletişim olgusunu (sosyal medyanın sanal alem dışında), iyiden iyiye kaybetmeye başladık. Teknolojinin bize sunduğu imkânlardan olan telefonun çalmasında, işiteceğimiz ‘sese’ bile, tarafımızdan bir şey isteyebilir mi, endişesine kapılmadan edemiyoruz.
Bu kaygı yoğunlaşması para da olabilir, bir araya gelmede olabilir, bir derdini paylaşmada olabilir! Konu ne olursa olsun, günümüzde ‘tedirgin’ aracı olarak ileri çıkmakta, böylelikle bizi biz yapan değerlerden uzaklaşmış, otomatikman ‘sanallaşmış’ oluyoruz…
Paylaşılmaların arasında bilginin ne manaya geldiği ve önemini, öğrenmeye ihtiyacı olan insandan daha başkası bilemez. Tıpkı, oldukça takdir ettiğim ‘Aç insanı doyurmak güçtür’ sözünün bize hatırlattığı gibi. Toplumun önemli bir kesimi kapsayan engelli bireyler gibi. İşte o kesimde önemli bir dilime sahip özel çocuklarda dikkat çekiyor.
‘Hangi birine ne kadar yakınlaşabiliriz?’, ‘Kaç özel gereksinimli (engelli) bireyi, hareket eğitimiyle sağlıklı ve zinde tutabilir, sosyal hayatın içine katabilmenin çabasını sarf ettik?’ anlayışı, düşüncemizin bir parçası oluyor…
Sorular soru içinde olabilir ama cevaplar ve çözümler çıkmazda değil. Yapanlar, icraatın içinde olanlar yok değil. Örnek olması için, onları bu satırlarda paylaşmak üzerimize bir borç-sorumluluğumuz var.
Hareket ve egzersiz vasıtasıyla evinden çocuk-genç-erişkini evinden çıkarıp iletişim, sosyal hayatın içerisine taşımak kadar anlamlı daha ne olabilir ki. Peki, bunları kim yapacak? Merkezi yönetim, yerel yönetim, özel sektör ve özveri ve gerektiren bireysel çabalar. Bir kıvılcım çakıldığı vakit, o ışığın bin bir umuda nasıl dönüştüğünü bizzat gördüğüm-yaşadığım için, rahat bir şekilde söyleyebiliyoruz…
‘Çocuk gülerse dünya güler.’ sözü, hayatımızın akışında yerini aldığında ilgiye ihtiyacı olan insanların yanında olmanın kişiye kazandıracağı hazzı hissedecek, dünyaya varoluş gayemize bir anlam kazandırmış olacağız. İçinde yer aldığımız zaman tünelinde bir ışık tutabilmek, bir ışık görme gayreti içindeyken, gerçeklerle yüzleşme ve içinde yer aldığımız gaflet uykusundan uyanmak gibi sorumluluğumuz var.
Çalışma alanımız olan özel gereksinimli (engelli) bireylerin yaşam kalitesini artırmak gibi çaba içinde olurken, kafamızı kaldırıp Filistin’de yaşananlara baktığımızda, ‘Bildiğimizden sorumluyuz’ şiarıyla, bölgede yaşananları asla ve asla görmemezlikten gelmek gibi gaflete düşmememiz gerekmektedir…
İSRAİL FİLİSTİN’DE KAN AKITMAYA DEVAM EDİYOR
Bildiğimizden sorumlu olduğumuz şu dünya hayatında, aldığımız her nefes ve yaşadığımız her anın bir imtihan olduğunun ne kadar farkındayız, acaba? Haksızlığa karşı tepki, haklılığa destek sesini yükseltenler, vicdanların ‘nasır’ bağlamasının da önüne geçme başarısı/erdemliliğini gösteriyor. Yaptığımız işin ve yaşadığımız şartların mahiyetine bakmaksızın, adaletin kaybedilmeye çalışıldığı süreçte sesini yükseltip, eyleme geçenler, kazanan kesim olarak gönüllere ve tarihe yazılıyor.
Bizleri yoktan var eden ve dünyaya imtihan için gönderilen, Kur’an ve Sünnet ışığında hareketle, imtihanı kazandığının bilincine ulaşıyorlar…
Böyle bir düşünce seline kapılmamızın nedeni ABD’nin gücünü arkasına alan İsrail’in Filistin’de devam ettirdiği işkence ve zulmün devam ediyor olması. Siyonist anlayışın Filistin’de hız verdiği işkence ve ölümlerin üzerinden tam 3 yıla yaklaşan bir süre oldu. Bölgedeki acı her geçen gün katlanarak devam ediyor. Yahudi anlayışın Müslüman coğrafyasında büyük bir acımasızlık yaşatırken, bugün kendi içimizdeki dolandırıcı, sahtekârlık, yolsuzluk, kumar ve ihanetleri konuşuyoruz…
73 BİN ŞEHİT, 173 BİN YARALI
Dünyaya geliş gayemiz bir imtihan ise, tüm bu yaşananlara karşı sesiz kalmak gibi lüksümüz olamaz, olmamalı. Katil sürüsü İsrail’in, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ne saldırıları sürüyor. O ateşkes, bugüne kadar 3 bin 750 kez ihlal edilmiş. 2023’ten bu yana düzenlenen saldırılarda 73 binden fazla Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti, 173 binden fazla kişi yaralandı.
Suçsuz insanların ölümüyle yüreklere düşen acı, sağlık hizmetlerinin yok denecek kadar yetersizliğinden dolayı hain saldırılarda yaralananlardan yaşadıkları dramın tarifi mümkün değil. Anadolu ajansına (aa) yansıyan ‘İsrail’in Gazze’de cenaze için toplanan Filistinlilere saldırısında 8 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yaralandı.’ başlıklı haber, aslında daha fazla söze gerek bırakmıyor.
Evlere, pazar yerlerine, okullara, kamplara, göç eden, daha birçok toplu ve savunmasız alanlara saldıran katil sürüsü siyonistler cenaze için toplanan Filistinlilere saldırması, bölgede yaşananların dram-soykırım-katliamı gözler önüne seriyor...
TOPRAKLARI GASP VE İŞGAL EDİYORLAR
Katil sürüsü İsrail, sadece ölüm ve işkence yapmıyor, Filistinlilere ait Batı Şeria’daki toprakları işgal ediyor. Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrail’in bu şeytanca planı haber ajanslarına (Anadolu Ajansı) şöyle yansıyor; “İsrail’in 1967’de işgal ettiği Batı Şeria’da 4 milyondan fazla Filistinli, İsrail işgali altında askeri yönetimde yaşıyor.
Buna karşın İsrail’in uluslararası hukuka aykırı olarak işgal ettiği topraklarda Filistinlilerden gasbettiği alanlara inşa ettiği 250’den fazla Yahudi yerleşiminde, 600 bin kadar İsrailli yerleşimci İsrail kanunlarına göre yaşıyor. Filistinliler, topraklarının ve tarım arazilerinin, İsrail ve Yahudi yerleşimciler tarafından gasbedildiği, İsrail ordusu ve ordu tarafından korunan yerleşimcilerin saldırılarının giderek arttığı şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışıyor…
ANNESİNİN ACISIYLA DÜNYAYA SİTEM ETTİ
Gazze Şeridinde bir buçuk yıl kanser tedavisi gören, gerekli tedavisi yapılamayan annesinin ölümü 3 yaşındaki Cumane’yi yasa boğdu. Gazze’de çektiği videolarla annesi için yardım isteyen küçük kız, üzüntüsünden şimdi sessizliğe gömüldü. Annesiyle birlikte Gazze’den çıkıp denize gitmeyi hayal ettiğini söyleyen minik Cumane, “Ben herkese küstüm. Kimse beni duymadı.
Annem iyileşsin diye o kadar yardım istedim ama bana cevap vermediler. Sonra da annem beni bırakıp cennete gitti.” sözleriyle yardım çağrılarına sessiz kalan insanlığa sitem etti ve çağrılarına sessiz kalan insanlığa kırgın olduğunu söyledi. Anadolu Ajansı’na yansıyan bu haber, hayatını kaybeden yirmi binin üzerinde çocuğun, hayatta kalanların ise öksüz ve yetim kalmasının düşündürücü durumunu gözler önüne seriyor…