• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
TÜM YAZILARI
13 Kasım 2020

Yeni Bretton Wood’s

Ve yarın ABD seçimlerinin sonucu belli olacak!? Bana kalırsa hemen bir sonuç alınmayacak. Sonuca ilişkin tartışmalar ve bu tartışmaların sebeb olacağı sosyal olaylar ülke gündemini uzun süre meşgul edecek.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın geçenlerde, Dünya Bankası ile ortak düzenledikleri yıllık toplantıda “Yeni bir Bretton Woods anındayız” çıkışı ile dikkat çekmişti. Biliyorsunuz Bretton Woods, 2. Dünya Savaşı’nın sonrası ABD ve dolar merkezli yeni uluslararası para sistemi ve IMF’nin doğduğu yerdi.  Bu açıklama, beraberinde FED ve LIBOR’un da yeniden yapılandırılması anlamına gelmektedir. Dahası, para değişecekse, bankacılık düzeni de değişecek. Merkez Bankaları da yeniden yapılandırılacak. Bu sürecin başında “metal ve kağıt para” da kademeli olarak piyasadan çekilecek.

Kripto para döneminin başındayız. Kağıt paranın kripto paraya dönüştürülmesi  sırasında, göreceksiniz, ABD birçok banka, şirketin ve kişilerin elindeki dolar stoklarının birçoğunun kayıtdışı para, kara para: uyuşturucu ve silah parası olduğu iddiası ile karşılığının ödenmesinin reddedilmesi ile bu paralar sahiplerinin elinde çöpe dönüşecek. Ve ayrıca, ABD mesela Çin’e Covid sebebi ile ABD’deki ölümleri bahane ederek yüz milyarlarca dolarlık tazminat cezası yazabilir. Ve bu cezaları kaynağından kesebilir. Tabii yargı yoluna başvurabilirsiniz, ama sonuç, paradan vazgeçmenizden daha vahim sonuçlar doğurabilir..

Bakın, bu IMF ve Dünya Bankası, BW’ta şekillenen para sisteminin diğer ülkelere dayatılması için bir regülasyon, oryantasyon sistemi olarak kurgulanmıştı. Yani bunlar finans sisteminin içindeki sureti haktan görünen Truva atları idi. O gün, savaş sonrası, o para sistemini dünyaya anlatırken  barış ve refah vaad ediyorlardı. Barış ve refah, oltaya takılan yem, ya da zehiri gizlemek için üstüne dökülen bal’dı.

1944 yılında BW / Bretton Woods’da yapılan BM Para ve Finans Konferansı ardından ilk itiraz 1968’de Fransa’dan gelse de BW lobisi, ABD, 1971’de dolarda altın standardını bırakmasının ardından Charles de Gaulle’e karşı  “68 olayları” ile ciddi bir zafer kazandı. 

2. Dünya savaşının ardından 1 Kasım 1955’de Kuzey Vietnam, Güney Vietnam, Kamboçya, Laos’da “Vietnam Savaşı olarak bilinen savaş başladı. 1944 BW anlaşmasından 10 yıl sonra gelen 2. Çinhindi savaşı 30 Nisan 1975’de sona erse de ABD  savaş devam ederken doların altın standardını kaldırmıştı.

Bugün ise ABD 1 milyondan fazla insanın ölümüne sebeb olduğu iddia edilerek üretilen korku pandemisinin, dünya ekonomisinde ciddi bir krize sebeb oldu. Dünya gelirinin Covid sebebi ile 12 trilyon dolar civarında değer kaybettiği söyleniyor. Ve daha önce BW sürecinde söyledikleri gibi, uluslararası bir krize karşı, refah ve güvenliğin korunabilmesi için uluslararası dayanışma ile yeni bir uluslararası düzenin ve ortak  finans politikalarının benimsenmesinden söz ediyorlar. 

 1 Temmuz 1944-22 Temuz 1944 arasında BW’da düzenlenen BM Para ve Finans Konferansının ardından 2 yıl sonra 19-22 Temmuz 1946 tarihlerinde New York’ta düzenlenen BM Uluslararası Sağlık Konferansı’nda “Gıda ve Tarım Örgütü” (FAO), “Uluslararası Çalışma Örgütü” (ILO), “BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü” (UNESCO), OIHP (Paris merkezli) “Uluslararası Halk Sağlığı Bürosu”, PAHO, Kızılhaç, Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu kurulması kararlaştırıldı. Paris’te başlayan 1968 olayları, Kapitalist sistemin, sadece sermaye grublarını değil, sermaye, bürokrasi ve mediayı, STK’ları da sağ ve sol olarak etkin şekilde kontrol ettiklerini gösterdi. 

Bu arada “Rockefeller Vakfı” temsilcileri “Dünya Sağlık Örgütü anayasası”nı oluşturuyordu. Biliyor olmalısınız doların sahibi FED de bu ailenin kontrolündedir. Dolar da dahil, tüm dünya paralarının değeri ve faizi de LIBOR kriterlerine göre (+-) olarak belirlenir. LIBOR ise Rothschild ailesine bağlıdır. DSÖ Anayasası 22 Temmuz 1946 tarihinde imzalanmıştır. Bugün de DSÖ’ye en fazla mali yardımda bulunan vakıf Bill Gates Vakfıdır. Bu uluslararası sözleşmeleri hazırlayan kuruluşlar ve lobiler aynı zamanda “norm koyucu” örgütlerdir. Bu sözleşmelere dayalı örgütler ise “Norm denetleyici” örgütlerdir. Bu sistemin adı, kökleri Vestfalya anlaşmasına dayanan “Uluslararası düzen”dir.

Şimdi, yeni yeni dillendirilmeye başlayan “Yeni Normal” ve “Great Reset”i, bu çerçevede düşünmek gerekiyor.

2. Dünya Savaşı’ndaki sonrası yaşanan kaosu kullanarak biri emrivakilerle, haydutluk diyebileceğimiz  yeni bir düzen kurdular. Ve soğuk savaş başladı.  Aynı ülkenin çocuklarını birbirine kırdırdılar. Bretton Woods bu ortamda hayat buldu. Yeni Ekonominin modeli Keynes modeli idi. Bugün Malthus’dan yola çıkıp, sağlık bahanesi ile HES Kodları ile başlayıp, bileklik ve Chiple dijital köleliğinin yollarını açıyor birileri. LGBT ve İstanbul sözleşmesi gibi senaryolarla insanlık tehdit altına alınmaya çalışılıyor. Aileyi, din, ahlak ve geleneği yok etmek, kökünü kazımak istiyorlar. Sonuçta ölümü gösterip, kısırlaştırmaya razı etmek istiyorlar.

Yakında sanal paraya geçecekler. Bankacılık sistemi ve borsa yeniden dizayn edilecek. “Yeni Normal”den önce Great reset dönemi var. Sanal paranın altyapısı hazır gibi. Sanal cüzdanlar da hazır. Blockchain de. Kayıtdışı para da izlenebilir kripto para da hazır. 

Şeytan fazla mesai yapıyor. Selâm ve dua ile.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mete

Garp cephesinde yeni bir şey yok ....New Bretton Woods...Old Lale devri ...LALE DEVRİ VE sonu .... İstanbul’da ve özellikle Saray çevresinde dönemin meşhur şairi Nedim’in “yiyelim içelim kâm alalım dünyadan” mısraında ifade ettiği anlayışla hafızalarda yer edinmiş bir dönem... Boğaziçi ve Haliç kıyıları Saray mensupları, devlet adamları ve zenginlerin köşkleriyle donatıldı. Diğer taraftan yeni yalı ve köşklerin yanına YENİ CAMİİLER inşa etmek de ihmal edilmedi. Dönemin sembolü ise Kâğıthane’de Damat İbrahim Paşa’nın takibiyle iki ayda tamamlanan Sadabat Kasrı oldu. Bu kasrın inşasından sonra Kâğıthane deresinin iki tarafı Versailles’ı örnek alan beyaz köşklerle dolduruldu. İbrahim Paşa, kayınpederi III. Ahmet’e neşeli bir ortam hazırlamaya çalışmakta ve kışın helva sohbetleri, yazın da çeşitli eğlenceler düzenlenmekteydi. Bu eğlencelerin en önemli sembolü “lale” idi.... Bu dönemde lalenin 839 çeşidinden söz edilmektedir..... Eğlenceler çok şaşaalı oluyor, lalelerin altında kandiller ve KAPLUMBAĞALARIN ÜZERİNDE MUMLAR YAKILIYORDU.... Kış mevsimiyle birlikte de helva sohbetleri öne çıkıyordu...... HÜZÜNLÜ BİR SON Lale devri bir taraftan yeniliklerin yapıldığı ama diğer taraftan lüks ve israfın öne çıktığı bir dönemdi....Bir tarafta zengin taife gününü gün ediyor, diğer tarafta halkın sefaleti gittikçe artıyordu.... Bu dönemde gereksiz harcamalara ve kadınların aşırı süslenmelerine karşı ferman çıkarılması bunu doğrulamaktadır..... Sarayın gereksiz israfı, Avrupa’yı taklit eden hayat tarzının yaygınlaşması ve ortaya çıkan aşırı vergiler, halkın tepkisine yol açtı..... İbrahim Paşa’nın önemli makamlara kendi akrabalarını getirmesi de memnuniyetsizliği artıran diğer bir nedendi..... Bardağı taşıran son damla ise İran meselesi oldu. .... Tebriz’in kaybedilmesine rağmen bunun gizlendiği iddiası ve Üsküdar’da toplanan ordunun sefere çıkmaması gibi nedenlerle 1730’da Patrona Halil isyanı çıktı.... Padişah III. Ahmet asileri yatıştırmak için ilk olarak damadını feda etti.... Padişahın emriyle Damat İbrahim Paşa ve Paşa’nın damatları sarayda boğdurularak cesetleri isyancılara teslim edildi..... Paşa’nın cesedi günlerce dolaştırıldıktan sonra III. Ahmet Çeşmesi civarına defnedildi..... İsyancılar; dönemin köşkleri, bahçeleri ve diğer eğlence yerlerini tahrip ettiler...... Padişah III. Ahmet ise damadı İbrahim Paşa’yı feda etmesine rağmen tahtını koruyamadı ve yerine yeğeni I. Mahmut geçti...... Yeni inşa edilen köşklerin yanına cami yaptırılması ve halka bol bol ihsanda bulunulması da halkın memnuniyetsizliğine çare olmamıştı. .....Böylece “damat paşa ve kayınpeder padişahın birlikteliği” iktidarlarını korumaya yetmiyor ve on iki yıl süren “Lale devri” sona eriyordu.......
  • Yanıtla

Malkoç

YAHUDİ ESPERANZA ESTER HANDALİ KİRA KETHUDA KADIN ( FATMA HATUN ).... Önce HÜRREM , sonra NURBANU sultanın gözdesiydi ... Anamdan kaldı , demisti....Osmanlı tarihlerinin hakkında çok şeyler anlattığı Ester Kira, 16. asır İstanbul'unda yaşadı. Kanuni Süleyman zamanında saraya kapılandı ve zamanla imparatorluğun en güçlü ismi haline geldi. Gücünün zirvesine çıktığı devir Üçüncü Mehmed'in iktidar seneleriydi. Hükümdarın annesi Safiye Sultan'ı elde etmiş, önce İstanbul gümrüklerini kendisine bağlatmış, zamanla bütün tayinlerde sadece onun sözü geçer olmuştu. Rüşveti devletin bütün müesseselerine o sokmuştu ve artık hiçbir iş Ester Kira'yla iki oğluna rüşvet vermeden yapılamıyordu. Gümrüklerden ve rüşvetten kazandığı parayla sarayı da, askerleri de, iktidarı da besliyordu ve seneler böyle geçti. Sadece tayinleri değil, aylıkların miktarını ve hesabını da yapıyordu Kira... Garip bir de âdeti vardı: Altın paraların âyarı tam olanlarını kendisine saklayıp maaş ödemelerini düşük âyarlı parayla ödemeye meraklıydı. Ama günün birinde askerlerin aylıklarını da âyarı düşük paralarla vermeye kalkışınca talihi tersine döndü. Sipahiler ayaklandılar, padişahı ve sarayı tehdit ettiler, Üçüncü Mehmed de artık yetmişine merdiven dayamış olan Ester'i gözden çıkarıp isyancılara teslim etti. Hemen ayaküstü de olsa resmen hesap sorma faslı başladı. O zamanlar CMUK falan yoktu, kanun zanlıların işkenceye konulmasını emrederdi. Emre uyuldu, Ester'e ve oğullarına işkencenin bin türlüsü yapıldı, altınları nereye sakladıklarını söylemeler.i istendi. Çocuklar ‘‘Servet bize değil, anamıza aittir. Ona sorun!’’ dediler. Kira ise ‘‘Devletin tek kuruşunu bile yemediğini’’ söyledi, ‘‘Ben aileden zenginim. Birkaç altınım varsa annemden, babamdan kalmıştır’’ diye dil döktü ama canı biraz fazla yanınca dili çözüldü. Bulunan iki milyon altına devlet el koydu. Sipahiler, 1600 senesinin 1 Nisan'ında Ester Kira'yla büyük oğlu İlya'yı parça parça ettiler. Yaşlı kadının cesedi küçük parçalara ayrıldı, bazı organları Kira'ya verdikleri rüşvetler sayesinde makam sahibi olanların kapılarına çivilendi, etleri köpeklere yedirildi. Neticede devlet Kira'dan kurtulmuş ama imparatorluğa Kira sayesinde musallat olan rüşvet, çok güçlü bir kurum halini almıştı. Ester Kira'nın hikâyesi, işte böyle... Rüşvet ve yolsuzluklar kraliçesinin hikayesi , acı son... Hamiş : VATİKAN VE FRANSIZ SARAYININ DA gözdesiydi ESTER HANDALİ , nam ı diğer FATMA HATUN , yalnız Osmanlı saraylarının değil ...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23