--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Puzzle’ın parçaları

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
60

İslamcılar, Kemalistler, milliyetçiler, LGBT.. Yeni oyun bunlar üzerine kuruluyor.

Habere Dikkat: Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin mezuniyet töreninde, öğrencilere hep bir ağızdan “Onuncu yıl marşı” söyletildi.

Bazı veliler mezuniyet töreninde çalınan marşa tepki gösterdi.

Hablemitoğlu cinayetinin şüphelisi yakalandı. İstedikleri zaman elleri ile koymuş gibi bulurlar. Apo’yu da öyle yapmadılar mı..

 Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastı soruşturması kapsamında aranan Tan Dervişoğlu gözaltına alındı. Gözaltı kararı verilen 9 kişiden 8’i yakalanmıştı. 

Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002’de evinin önünde suikast sonucu öldürülmüştü. O gün birileri bu olayı, diğer olaylarda olduğu gibi başka yöne çekmeye çalıştı.

Mütedeyyin kesimi yıpratmak için her kanlı pusuyu Refah Partisi ve AK Parti iktidarlarına fatura eden laikçi yobazlar; Atatürkçü-Kemalist Necip Hablemitoğlu cinayetinde FETÖ izi çıkması karşısında eşine az rastlanır bir oto-sansür uyguladılar.

Kayseri’de Erciyes Üni’de MHP etkili. Neydi o İzmir marşı öyle. Kayseri Erciyes Üniversitesi’nin düzenlediği Bahar Şenliği’nde, binlerce öğrencinin İzmir Marşı okumasını Twitter hesabından değerlendiren Norveç vatandaşı Helene Fatima Saraylı, “Bir Norveçli gözüyle 2022’de hâlâ böyle tapınmalar görmek, bizim için çok çok acayip” dedi. 

Öte yandan, Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2021-2022 yılı mezunlarını verdi. Üniversitede düzenlenen mezuniyet töreninde, öğrenciler keplerini havaya atarken Onuncu Yıl Marşı çalındı.

Devlet Bahçeli kendinden ibaret biri değil, “Çakıcı” ya da “Ağar” da öyle. Daha birçok kişi var, siyaset, sermaye, bürokrasi, akademi, media, STK dünyasında böyle, bu 6 köşeli yıldızın içinde icrayı faaliyet gösteren. Herkes kendi sazını çalar, kimi ney üfler, kimi bateri çalar, makamları farklı olsa da sözleri hep aynıdır. 

“İşaret aldıkları gün” “Şark’ın yüce mimarı” (Meşrık-ı Azam)ından, onlar yürür, kalabalıklar yürür arkalarından. Yeni “GEZİcikler”e hazır olun, “cıvıldaşmaya” başladılar bile cik, cik, cik! Sahi şimdi durduk yerde, “Topal Osman” nereden çıktı.

Şevki Yılmaz da “Ali Şükrü bey” dosyasını açtı bu arada. O olacaksa bu neden olmasın, madem eski defterler açılacak, buyurun. Ali Şükrü bey asker, gazeteci ve Osmanlı Meclis-i Mebûsan 6. dönem milletvekili bir siyasetçi. TBMM 1. dönem Trabzon milletvekili oldu ve Mustafa Kemal Paşa’ya karşı en sert muhalefeti ortaya koyan milletvekili idi. 1923’te bir suikast sonucu şehid edildi. Doğumu: 1884, BeşikdüzüÖlümü: 27 Mart 1923, Ankara, MezarıTrabzon. Haydi Trabzon, bu ifridden sualin cevabını bulun bakalım. Bu iş Trabzon spor maçına benzemez.

Topal Osman kim derseniz, Kurtuluş Savaşı’nda Doğu Karadeniz’de faaliyet gösteren mahallî milis güçlerinin reisi ve muhafız taburu komutanı. Ama asıl görevi Mustafa Kemal’in Giresunlulardan oluşan muhafız kıtasının komutanı idi. Fikriye olayından tutun da… Doğumu: 1883, GiresunÖlümü: 2 Nisan 1923, AnkaraMezarıGiresun Kalesi, Giresun

Bir de Deli Halit Paşamız var. Resmi adı Halit Karsıalan (1883 - 14 Şubat 1925), Türk asker ve siyasetçidir. 1. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde kahramanlıklar gösteren bir subay; Türk Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarında Doğu Cephesi’nde, Gümrü Antlaşması’nın imzalanmasından sonra ise Batı Cephesi’nde komutanlık yaptı. 2.Büyük Millet Meclisi’ne Ardahan Milletvekili olarak katıldı. Bir tartışma sonrasında Meclis koridorunda vurularak öldürüldü..

 Bu cinayet TBMM’de işlenen ilk cinayetti. Hadi oldu olacak, Çerkes Ethem’i de konuşalım. Hani MEİS’i konuşuyoruz ya, biz Yunan’a karşı savaşı kazandık ya, adalar gitti de, tüfek atımı menzildeki Meis’i nasıl verdik.

Madem Topal Osman’ı konuşuyoruz Çerkes Ethem’i de konuşalım, bunda bir BEİS mi var!

Belki Hablemitoğlu’nu da konuşurken, Alman vakıfları üzerinden başka gerçeklere de ulaşırız!?

Sahi Meis’i konuşurken İzmir’in İşgalinden başlayalım isterseniz, 1. Dünya Savaşı sonrasında Paris’te toplanan barış konferansının kararıyla İzmir 15 Mayıs 1919’da Yunanistan Krallığı tarafından işgal edildi.

İşgal 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun kente girmesine kadar devam etti.

Yunan” deyip geçmeyin, o gün arkasında İngiltere, Fransa, İtalya var. Bugün de arkalarında yine ABD, AB, NATO, İngiltere ve Fransa var. Yunanistan hem NATO, hem AB üyesi. ABD zaten fiilen ülkeyi Ukrayna bahanesi ile adeta işgal etti. Yunanistan bir işgali, ulusal bir kazanca dönüştürmek istiyor.

Yunanistan İzmir’e çıktığında, 20.000 askeri vardı. Osmanlı, son olarak Filistin cephesinde ordularını silahsız ve tayınsız olarak terhis edip teslim olduğunda, Ege’de kuvayı milliye dışında askeri karakollarda 200 askeri inzibat, kolluk gücü görevi yapan bir müfreze asker ya vardı ya yoktu.

Kuvayı milliye deyince işte milis güçleri Topal Osman, Çerkes Ethem adı öne çıkıyor tabii. Nisan 1920’den sonra Yunan ordusu İzmir’den harekete geçerek, BursaEskişehirKütahya ve Afyon’a kadar Batı Anadolu’nun büyük bir bölümünü de işgal altına almıştır. İzmir 11.891, Bursa 10.813, Kütahya 11.634, Eskişehir 13.960, Afyon 14.016 km2. Toplam 60.000 küsur km2. 20.000 asker 60.000 km2.

Bir askere düşen alan 3km kare. İzmir’den Eskişehir 500 km. Yunan askerleri Birerlekol ilerleseler 2 metrelik aralıklarla 40 km yapar. Türkiye’nin nüfusu o zamanlar 10 milyon civarında. O bölgede yaşayan insan sayısı 2.5 milyon küsur gibi. Göçler dolayısı ile kesin nüfus belli değil. Düşünün bu şartlarda Ankara’ya yürümeyi düşündükleri için başkent Ankara’nın Kayseri’ye taşınma hesabı yapılıyorsa, ya da Yunan Sakarya üzerinden İstanbul’u almak istiyorsa, onlar bugün aynı rüyayı neden görmesinler.

Biz Kıbrıs konusu ile başedemiyoruz, ABD, İngiltere, AB, NATO, Yunanistan, İsrail ve Rusya’yı bugün karşımıza alamayız” diyorsanız, yapacak bir şey yok. Meis’i de kurcalarsanız, Ege’de kara suları, Kıbrıs’da başka birtakım emrivakilerle karşı karşıya kalırsınız.

Yoksa Meis teknik olarak 2 saatte alınacak bir yer. Siz NATO ve AB’den vazgeçemiyorsanız, KKTC’liler sizden önce aynı birliğe girmek istiyorsa ne diyeceksiniz. Sahi, Taksim anıtında o Rus generallerin işi neydi!?

Pandemi, 5G, Starlink, Neuralink, Transhumanizm, LGBT bunlar ayrı şeyler değil. LGBT’nin “onur yürüyüşü”, öyle ODTÜ ile sınırlı kalmayacak. “Her yerdeyiz” diyorlar.

Bu arada bir biz birden MEİS’i hatırladık, Yunanistan boğaz köprülerini vuruyor(!).

Arkası gelecek, ellerinden gelse Sultanahmet, Topkapı ve Emanet-i mukaddeseyi de vuracaklar! Tam da böyle bir zamanda, KKTC’nin ısıtılması ilginç. İsrail, Rusya, Oligarklar, Mafia, kumar, fuhuş, kaset, dosya, hepsi üst üste geldi.

Daha da gelecek.. Yeni başlıyorlar..

Bunları önceden yazınca, uyarmış olmuyoruz, “felaket tellallığı” ile “komploculuk” ile suçlanıyoruz. DSÖ’ye inanıyorlar, 2 yıldır anlatıyoruz, bize inanmıyor, elin ahlaksızına inanıyorlar ve dahası sizi suçluyorlar.

Küffarın yalanı, bizim gerçeğimizden daha değerli birtakım siyasiler, aydınlar ve muhafazakarlar için, bunları neyi muhafaza ediyorlarsa, bize karşı DSÖ’nün, uluslararası sistemin gönüllü muhafızlığından başka.

Yazıyoruz da ne oluyor; “kellim kellim la yenfağ”, söyle söyle faydası yok! Ne olduğu ortada! Gözleri var görüp tedbir almıyorlar, kulakları var, duymak istemiyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar bunlar. Erbakan’ın ifadesi ile “Gavur aşığı” bir sürü insancık!

Ya hu, giden hem dininiz, hem dünyanız ve hatta tehlike altında olan canınız!

Madem Faili Meçhullere el atıyoruz, hadi Muhsin Yazıcıoğlu’ndan başlayalım.

 Eşret Bitlis, Uğur Mumcu, Hablemitoğlu, Cem Ersever falan say sayabildiğin kadar. İsmail Nacar geçen gün bir mesaj gönderdi. Diyor ki; “Topal Osman, bazı muhaliflerin ortadan kaldırılması için, derin bir irade tarafından yönlendirilip kullanılan bir aktör idi. Daha fazla deşifre olmaması için, Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey cinayeti bahanesiyle ortadan kaldırıldı. Umarım Ak Parti, o kirli ortamın günahlarına ortak olmaz.” Nacar’ın geçmişte FETÖ ve Hablemitoğlu olayı ile ilgili olarak önemli uyarıları olmuştu.

Ama dinleyen olmadı.

Bana kalırsa bugün bu uyarısını dikkate alın. Pandora’nın kutusu bir açılırsa görürsünüz. Mayınlı tarlada top oynuyorsunuz. Farkındaysanız tamam da, değilse dikkatli olun. Dikkat, Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgurdan olmayın da. 

Selâm ve dua ile.

Yorumlar

(60)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ahmet Kaya

14 Haziran 2022 16:10

Sayın Dilipak yazının başlangıcında bir uyarıda bulunuyor.''Münafıklar'' a karşı dikkatli olun diye.Bu uyarısı aklıma fetö ve onunla mücadeleyi getirdi.Geçenlerde kanserle mücadele konusunda yeni bir tedavinin bulunduğunu ile ilgili bir haber okudum.Haberde kanser hücresinin maske kullanarak diğer iyi hücreleri kandırdığı bu sebepten dolayı da vücudun bağışıklık sistemininin kanserle mücadele edemediğinden bahsediyor.Bir anda aklıma fetö geldi.Toplumun ve devletin fetö ile neden mücadelede başarısız olduğunu anladım.Çünkü fetöcülerde kanser hücreleri gibi davranış gösteriyorlar.Yüzlerinde maske ile dolaşıyorlar.Atatürkçü,dindar,milliyetçi,solcu,ülkücü,kürtçü,lgbtl'li v.s maskeleri ile kendilerini kamufule ediyorlar.Toplumun her katmanına sızıp onlar gibi davranabiliyorlar.Aynı zamanda toplumun her katmanını kendi ürettikleri fitne ve yalan algı operasyonları ile kendi çıkarları için yönlendirebiliyorlar.Toplumda aynı vücudun bağışıklık sistemi gibi maskelenmiş bu mahluklara karşı zayıf kalıyor.Çünkü onlar için her yol mübah ve her şekle girelibelirler.Dindar gibi namaz kılabilir,Atatürkçü gibi Anıtkabire gidebilir,solcu gibi komünist gibi davranabilirler.İşte o haberde kanser ile ilgili yeni tedavide kanser hücresinin maskesi yırtılarak gerçek kanser hücresi ortaya çıkıyor dolayısıyla vücudun bağışıklık sistemi onları düşman olarak görüp mücadele ediyor.Bu tedavinin aynısı fetöyle mücadelede kullanılabilir.Seçimlerin yaklaşması ile beraber bugünlerde hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum.Bakkalda,markette,okulda,sokakta,otobüste berberde,düğünlerde,taziyelerde velhasıl heryer de güya muhalifmiş gibi gözükerek ''Tayyip Erdoğan giderse her şey düzelecek,dolar düşecek,fiyatlar aşağı inecek''gibi basit ama aynı basma kalıp cümleleri kullanan ve fitne yayan fetöcü olduklarını gizleyen tipler türedi.İşte bizde her ortam da onların maskesini düşürüp gerçek yüzünü ortaya çıkarmamız lazım.Unutmayalım nasıl ki kanserin amacı tüm vücudu ele geçirmek ise fetöcülerin amacı da Tayyip Erdoğan'ı devirmek değil devleti ve müslümanları ele geçirmektir.Dinler arası diyalog safsatı ile müslümanları kafire hizmetkar etmektir.Fetö sadece bu devlet için değil bütün ümmet için büyük bir beka sorunudur.Bunu anlayıp ona göre hareket etmemiz lazım.Onların maskelerini düşürmeden onlarla mücadele edemeyiz.

Kara Ali

12 Haziran 2022 23:10

20 bin Yunan askeri Eskişehir'e kadar tüm Batı Anadolu'yu işgal mi etti yani? Bu bilgi yanlıştır. 20 bin sayısı İzmir çevresinin işgali için Mayıs 1919'da ilk çıkan işgal mevcududur. Yunan ordusu Anadolu'ya sürekli yeni birlikler göndermiş, mevcudu Aralık 1919'da 85 bini, Eylül 1920'de 110 bini, Temmuz 1921'de ise 160 bini geçmiştir. Büyük Taarruz'da Yunan ordu mevcudu 205 bindir. Bu sayılara silahlandırılan yerli Rum milisler dahil değildir.

Fenni sünnetçiye

12 Haziran 2022 22:38

Kişilere tek tek girmek yüzyıl öncesine bir faide sağlamaz günümüze soksa soksa nifak sokar. Zaten yazar trol yazısı denemesi yapmış gibi. Kanunlarımız "evli eşine ..." bile bir fiskede gerekli cezayı mümkün kılmıştır. Ne gerek var acaba L.. yada ay uzay Mars Venüs sözleşmesi gibi şeylere? Gelmeyelim bu oyunlara!

Muzaffer Deligöz

12 Haziran 2022 22:17

“Topal Osman,…Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey cinayeti bahanesiyle ortadan kaldırıldı. Umarım Ak Parti, o kirli ortamın günahlarına ortak olmaz.” diyormuş İsmail Nacar. Dilipak da bunu bize ve AK Partiye duyuruyor. Topal Osman, İstiklal Harbindeki kahramanları sebebiyle Gazi Madalyası almış biri idi. Ancak, 27 Mart 1923 tarihinde Ankara'da aniden ortadan kaybolan milletvekili Ali Şükrü Bey'in öldürülmesinden sorumlu tutuldu ve mahkeme edilmeden rejim tarafından öldürtüldü. Şimdi yukarıdaki yazıya göre; hem Dilipak’a, hem Nacar’a göre; 99 yıl önce olmuş bir olay için “ Umarım Ak Parti, o kirli ortamın günahlarına ortak olmaz.” diyorlar.. Dilipak şu sırada “ne olursa olsun, Erdoğan’a vurun ki, doğru olmasa bile izi kalır” hesabı yapanlar kervanına katılıyor. Nacar’ı da yan çantası yapıyor. (Bana kalırsa bugün bu uyarısını dikkate alın. Pandora’nın kutusu bir açılırsa görürsünüz.) diye de Erdoğan’ı güya uyarıyor garibanım.. Bana göre; Erdoğan’ı kızdırırsan asıl senin bazı kurumlardaki dosyanı ortaya koyarsa işte o zaman Pandora’nın kutusu açılır. ( Akit yönetimine de bir not: Bunun hangi kurum ve ne demek olduğunu Dilipak’a sorsanız iyi olur)

Nigar

12 Haziran 2022 22:09

Sözüm dini hassasiyeti olanlara. Haksız mı yazar. Sonuna kadar haklı. İlahiyatçıların mezuniyetine bak hele. Kayserili üniversiteli kardeşlerime bak hele. Vallaha türümüzün son örneği kaldık sanırım ya da öyle düşünmemiz isteniyor.

Çorbacı başı

12 Haziran 2022 21:42

Biraz ondan biraz bundan ortaya karışık olmuş yine. Başlığı da puzzle koyunca ayrı bir gizem kat tam olsun durumu.

fenn

12 Haziran 2022 17:46

değerli arkadaşa ithafen osmanlı imparatorluğuyla caka satarken iyi de kuvai milliyeyle caka satmak neden kötü. bu mucipten millet ele ele olamıyor. anladın deyuuuuu.

feraset

12 Haziran 2022 17:45

hocam bir yorum yapmış bazıları daha hala ekonomik krizden bahsediyor ekonomik kriz yokken millet sanki camileri dolduruyordu herşeyin bir bedeli olacak git bodruma laiklerden çok müslümanları görürsün eee zenginliklen imtihan eden allh cc fakirlilenmi etmiyecek

Mahir

12 Haziran 2022 17:19

NATO'dan son dakika Türkiye açıklaması!..  

Şaşkın

12 Haziran 2022 17:10

Yine bir sürü şey yazmışsın; ama hiçbir şey soylememissin.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle