--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kadir’in kadrini bilmek!

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
21

“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rab’lerinin izniyle her türlü iş için
iner de iner.” 

Kadr kelimesi “güç, hüküm, değer, şeref” gibi anlamlara gelir. “Kadir bilmek” “Kadrini bilmek” de “bu değerin farkındalığı, idrakinde olma”yı ifade eder. Ayette kitabın bu gecede indirilmesi bu geceyi şereflendirdiğini ve kadrini yücelttiğini ifade eder.. 

Duhân Sûresi’nde, “Biz onu mübarek bir gecede indirdik” (44/3) buyurularak bu geceyi, “mübarek” olarak tanımlamak suretiyle, “bereketli, hayırlı, uğurlu, mühim ve kutsal bir gece olduğu” belirtilmiştir.. Kadir Gecesi, İsra ile birlikte, Vahiy yoluyla bize bildirilen 2 kutsal geceden biridir. Kadir Sûresi’nin ilk âyetinde Kur’an’ın bu gecede, Bakara Sûresi’nde ise 185. ayette “ramazan ayında indirildiği” belirtilmiştir. Buna göre Kadir gecesinin ramazan ayı içerisinde olduğu açıktır. Genel olarak ilk vahyin Ramazan’ın 27. gecesinde geldiği kabul edilir. Daha çok da Ramazan’ın son 10 günü tek gecelerde aranır.

Müfessirler, “Biz onu Kadir gecesinde indirdik” ifadesini “indirmeye başlamak, ya da bir bütün olarak Resulullaha tebliğ edilmemiş olsa da Cebrail’in bilgisi altında dünya katına bir bütün olarak indirildiğine ilişkin yorumlar da vardır. Bu anlamda Kur’an’ın tamamının ulûhiyyet makamından dünya semasına indirilmesinden söz edilmektedir. Bazı müfessirler ise bu âyetle doğrudan Hz. Peygamber’e gelen 
Alak Sûresi’nin ilk âyetlerinin kastedildiği kanaatindedirler. 

Kur’an-ı Kerim, müjdeleyen, haber veren, uyaran ve korkutan bir kitaptır. O kitap “kalbinde, aklında hastalık olanları” ve nefsinin, heva ve heveslerinin peşinde koşan, müstekbirleri ve mütrefinleri saptırır.

Şimdi, o kitabın indirildiği zamanın sene-i devriyesindeyiz. 

O kitap o gün Arş-ı alâ’dan Cebrail tarafından dünyamıza indirildi. Resulullah tarafından bize iletildi. Resulullah onu açıklayarak ve uygulamaları ile örneklik ve önderlik etti. Din budur aslında: Allah (cc), Resul (sav) ve kitab-ı azimuşşan. Bu çerçeve içinde Allah’a inanıyor ve “dosdoğru bir hayat” yaşıyorsanız, varacağınız yer cennet-i aladır. Değilse o adımlarınız sizi cehennem-üz zümera’ya götürür. Karar sizin!

Allah’ın ayetleri dünyamıza arş-ı alâ’dan indirildi de, peki bizim aklımızdan, kalbimize ne zaman inecek ve bu ayetler, ne zaman işlerimize ve sözlerimize yansıyacak. İşte asıl mesele bu. Tek başına onu okumak, bilmek yetmiyor, onu yaşamak gerekiyor. Yoksa Şeytan da biliyordu. Ya da Karun, rivayet edilir ki, Hz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilen kişiydi. Ama lanetlendi.

Bu gece daha çok namaz kılmak, daha çok dua etmek, daha çok tesbih çekmekle ilgili değil mesele. 

Asıl mesele, Kur’an penceresinden nefsimizi, dünyayı, hayatı sorgulayıp, ona göre Kur’an-ı Kerim’i hayat rehberi yapabilecek miyiz. Bu kitap, Yaratan’ın yaratılana vahyettiği, murad-ı ilahi olarak yaratış gayesini açıklayan, nereden geldiğimizi, ne yapmamız gerektiğini ve nereye gideceğimizi açıklayan bir kitaptır. 

Bir bakıma bize emanet edilen aklımız ve bedenimizi nasıl kullanmamız gerektiğini açıklayan kitaptır.

Akif’in dediği gibi, “İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de / Yoksa bir maksat aranmaz mı bu Ayetlerde? / Lafzı muhkem yalınız anlaşılan Kur’ân’ın / Çünkü/ kaydında değil hiçbirimiz mânânın / Ya açar Nazm-ı Celil’in bakarız yaprağına / Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına / İnmemiştir hele Kur’ân bunu hakkiyle bilin /Ne  mezarlıkta okumak ne de fal bakmak için”.. 

Akif, Osmanlının yıkılışına ve Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık eder. Onun tanıklığı bugünü anlamak için de önemlidir. Akif, o günleri anlatıyor ama, ben bu satırları okurken bugünleri düşünüyorum: “Ümmetin hâline baktım ki: Yürekler yarası! / Ne bir ekmek yedirir iş; ne de ekmek parası. / Kışla yok, dâire yok, medrese yok, mektep yok; / Ne kılıç var, ne kalem… Her ne sorarsan, hep yok! / Kalmamış terbiye askerde. Nasıl kalsın ki? / Birinin ömrü mülâzımlıkta geçerken öteki, / Daha mektepte iken tayy-ı merâtible ferîk! / Bir müşirlik mi var? Allâhu veliyyü’t-tevfîk! / Hele ilmiyye bayâğdan da aşağ bir turşu! / Bâb-ı Fetvâ denilen dâire ümmî koğuşu. / Anne karnından icâzetlidir, ecdâda çeker; / Yürüsün, bir de sarık, al sana kàdîasker! / Vükelâ neydi ya? Curnalcı, müzevvir, âdî; / Ne Hudâ korkusu bilmiş, ne utanmış ebedî, / Güç okur, hiç yazamaz bir sürü hırsız çetesi… / Hani, can sağlığıdır doğrusu bundan ötesi! / Belki üç beş kişi olsun bulur irşâd ederim, / Diye etrâfa bakındımsa da, endişelerim / İnkılâb eyledi bir nâmütenâhî ye’se, / Görünüp sûret-i haktan kimi söylettimse.”

Geçen gün, bir arkadaş, Fehmi Memişoğlu’nun biyografisini göndermiş. 1932 Rize doğumlu. Mühendis, bir ara milletvekili de olmuş. İstanbul İl Sağlık Müdürünün babası. Bir de kızı var, o da Prof. 

1992’de Adıyaman Çimento Fabrikasının yönetim kuruluna tayin etmişler. Benim bu konuda yeterli bilgi ve tecrübem yok diye istifa etmiş. İstifası işleme konulana kadar geçen süre için tahakkuk eden maaşını bankaya yatırmışlar, onu da hazineye iade etmiş, “haketmediğim parayı alamam” diye. Şimdiki bankamatik memurlara bakıyorum da, ya da o çifte çifte maaş alanlara! 

Yönetim Kurulu üyeliğini kabul etmeyince bir başka göreve, maaşla değil de, hakkı huzur şeklinde ücret verilen bir göreve tayin etmişler, bundan anlarsın diye, orada da parayı almak istememiş, mevzuat demişler. Mevzu para olunca, para konuşunca herkes susar günümüzde. Fehmi efendi, o “hakkı huzur”u da, “huzur evi”ne bağışlamış. “Huzur hakkı” onların diye!

Bunları okurken düşünelim, dünden bugüne ne değişti, ya da tarihe bakalım, bu işlerin sonu nereye varıyor. Tarihten ders almazak tekerrür eder. 

Bu Kadir gecesinde bütün bunları düşünelim ve bir karar verelim. Ve “atalarımızın dini”nden, din ve devlet büyüklerini İlah ve Rab edinmekten vazgeçip, “yeniden iman edelim”, Allah’ın kitabında bildirdiği, Resulün bize öğrettiği gibi.

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ahmet akkuş

27 Nisan 2022 23:54

Geceniz mübarek olsun hocam Allah uzun ömürler versin inşaallah.

YA RABBİ

27 Nisan 2022 20:18

ATATÜRK.E DE BİR SORSAN...... EĞER BİZİMLE KALMAYI KABUL EDERSE ATATÜRK.Ü BİZ ALSAK DA IRAK KÜRT BÖLGESEL YÖNETİMİNİ NAİM BABÜROĞLU.NA VERSEK OLUR MU.....ŞEFAATİNİN SON NOKTASINDA ŞEFAAT YA RAB......

####

27 Nisan 2022 19:31

Dürüst,,,,namuslu,,,,ahlaklı insanlarımız hangi GÖRÜŞTE OLURSA OLSUN iyidir.. 

saadet

27 Nisan 2022 16:53

Memişoğlu ailesini yakınen tanırım...dürüst insanlar,çalışkan insanlar.,hak yemeyen ve yardımsever insanlar..allah razı olsun.köşenizde yer bulması ne güzel...hayırlı kandiller

Gülbin Aydın/Lüleburgaz

27 Nisan 2022 13:55

Sn.Dilipak Hocam!Ne güzel dile getirdiniz yine. Bana aklî dengemin yerinde olup olmadığını Doktor raporu ile belgelememi talep eden kararlar, ŞUURSUZ taifesinden çıkıyor. Emniyet & MİT & YARGI bağımsız değil ki.( Medya da ayrıca) 8 MART tarihli köşe yazınıza, YA RABBİ kodu ile uzun mu uzun,bir yorum yapanın, IBLIS olduğunu kamuoyu bilmeli.Besmele ile başlayan, SAPIKLIK ile sona eren,güya gördüğü bir rüyayı anlatan DERİN Devlet Eşbaşkanının, aklî dengesi ne diye düşünüyorum ben de şimdi. Ilâhi ADALET tecelli etmedikçe benim kim olduğum da, belli olmayacak! Yargı mensuplarına ve KAMUOYUNA arz ederim.

Adil Deniz

27 Nisan 2022 12:24

ÖN NOT:Yayınlanmış yorumumdaki üç yerin ifadesini tamamlamak ve bir daha,düşünme zamanım'dan,yorum/morumlarla zaman çaldirmayacağıma (yemin gibi)kendimi zorlayacağımı bildirmek istiyorum. ____ Bilmem farkında'mısın usta, Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapmama ve başkasına yapmadıklarının,da sana yapılmasını kabul etmeme mantığına katkıyı, karanlığa tutulan ışığın gereci olan aklınla yapmayı, İnsandaki doğal Yaratan korkusunu Yaratanın hoşlanmadığı Yaratan korkusuna çevirme gereçlerinin yüceltmesine varlığını adamaktan zor bulmuş alışkanlığı içmeyle aklını sarhoş etmişsin. ______ Anne duygu düşünce arzu ve amaçlarıyla insana katılacağının başka hiç bir şekilde katılamadığı yaşamda.(Sonuçlarını yaşatacak en kara sonuç olarak) Duygularına hile katılmış cinselliği üremenin dışında kullanılıp paylaşılmış anneliklerin sonucları üzerinde bütin dünya yaşamının akarını düzenleyecek kadar gelişmiş insan aklının yıkıcı yanının dünya mümessili olan karanlığın zalim yanının kıs kıs güldüğü adil yanının'ise üzüldüğü haldir lazımlar içinde senin gibi müteadilerin bu hali. ______ NOT:Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapmama,cimrinin savurgan savurganında cimri diye suçladığı altın orta tutumluluk (Yaratanın rızasına uygun ayara erişmek) insanın kendisini zorlayabileceği mümkünlük.Amma başkasına yapmadıklarının sana yapılmasını kabul etmemenin tamamı insanların elinde değildir,en az birazınıda koşullarla gizem belirler.Ayrıca,köle çocuğun zalim sahibine bir miktar boyun eğmesi,elindeki ölme özgürlüğünü kullanmasından daha iyi olduğu kolayca söylenemez. Hem,cimrinin savurgan,savurganında cimri diye suçladığı altın orta tutumluluğa.Hemde kötüyü en az bedelle caydırmak ve en az günah'ile cesaretlendirme sanatkarlığına hilesiz anne,baba,rısk ve eğitimle ulaşılır.Karşılaşılan fenalıkların/zorlukların kalıtım ve gizemin koşullarla biçildiği ömre sığmaz yaşam sınavının soru ve zorluk dereceleri olduğu yaşamda.(adilsertkaya)

1071

27 Nisan 2022 12:10

Allah razı olsun işte müslüman adam gibi adam.K.T. katilim gibi bu fırsatı devlet bana verdi bende bana güvenceni böyle kazıklar altının gramını 50 tl daha yükseğe veririm dememiş.

Ahmed Kılıçkaya

27 Nisan 2022 11:10

KUR’AN-I KERİM’İN KADRİ KIYMETİNİ BİLMEK ONU HAYATIN TAMAMINA HAKİM KILMAKTIR..

nb

27 Nisan 2022 11:03

Fehmi Memişoğlu örneği üzerinden şunu net söyleyebiliriz: Bu hassasiyete sahip olmayan kişi kamu görevine getirilmemelidir. Bu seciyede insan bulunamayabilirse ikinci teklifim şu: kamu görevine getirilenlere asgari ücretten fazla ödeme yapılmasın. Bilhassa milletvekillerine.

Adil Deniz

27 Nisan 2022 10:27

Bilmem farkında'mısın usta:Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma ve başkasına yapmadıklarının sana yapılmasını kabul etme mantığına katkıyı,karanlığa tutulan ışığın gereci olan aklınla yapmayı.İnsandaki doğal Yaratan korkusunu Yaratanın hoşlanmadığı Yaratan korkusuna çevirme gereçlerinin yüceltmesine varlığını adamaktan zor bulmuş alışkanlığı içmeyle aklını sarhoş etmişsin. ______ Anne duygu düşünce arzu ve amaçlarıyla insana katılacağının başka hiç bir şekilde katılamadığı yaşamda,(sonuçlarını yaşatacak bir sonuç olarak) duygularına hile katılmış cinselliği üremenin dışında kullanılıp paylaşılmış anneliklerin sonucları üzerinde bütin dünya yaşamının akarını düzenleyecek kadar gelişmiş insan aklının yıkıcı yanının dünya mümessili olan karanlığın,zalim yanının kıs kıs güldüğü,adil yanının'ise üzüldüğü haldir,lazımlar içinde senin gibi müteadilerin bu hali. Not:Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapmama,(cimrinin savurgan,savurganında cimri diye suçladığı altın orta tutumluluk) insanın kendisini zorlayabileceği mümkünlük.Amma başkasına yapmadığının sana yapılmasını kabul etmemenin tamamı insanların elinde değildir.Hem,cimrinin savurgan savurganında cimri diye suçladığı altın orta tutumluluk,hemde,kötüyü en az bedelle caydırmak ve en az günah'ile cesaretlendirme sanatkarlığına hilesiz anne,baba ve eğitimle ulaşılır.Karşılaşılan fenalıkların, kalıtım ve gizemin koşullarla biçildiği ömre sığmaz yaşam sınavında(adilsertkaya)

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle