Dosta Şiddet, Düşmana Merhamet (!)

16 Nisan 2019 Salı

Ümmet-i Muhammed’in çok yönlü zulümlere, saldırılara, sürgünlere ve katliamlara maruz kaldığı ve neredeyse sadece Müslümanların kanının ve gözyaşının aktığı bir dünyada yaşıyoruz…

İşin en acı tarafı, böyle bir ortamda birlik olmaları ve birbirlerine destek olup kenetlenmeleri gereken Müslümanların bir kısmının, zalim şer güçlerin şeytanituzaklarına düşerek, din kardeşlerine kan kusturan İslâm düşmanları ile aynı safta yer alabiliyor olmaları; kâfirlere karşı sergilemeleri gereken “şiddetli” (izzetli, kararlı, tavizsiz) duruşu Müslüman kardeşlerine reva görürken, onlardan esirgedikleri “merhametli” tutumu ise zalim ve katil İslâm düşmanlarına gösterebilmeleridir.

Oysa kutlu peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a), ashâb-ı kirâmına ve ümmetine “kâfirlere karşı şiddetli/çetin, kendi aralarında ise merhametli” olmaları gerektiğini öğretip örneklemiş, Yüce Rabbimiz de Kur’ân-ı Kerim’inde Ümmet-i Muhammed’in bu güzel özelliğini tebcil etmiştir:

“Muhammed, Allah’ın Rasûl’üdür. Onun beraberindekiler ise, kâfirlere karşı çok şiddetli/çetin, kendi aralarında son derece merhametlidirler. Onları cemaatle rükû ve secde ederek, Allah’ın lütfunu ve hoşnutluğunu dilerken görürsün. Nişanları yüzlerindedir secde eserinden…” (Fetih 48/29)

Kâfirlere karşı şiddetli (güçlü, kararlı, tavizsiz ve başları dik) ama kendi aralarında engin merhamet ve şefkat sahibi olmaları gereken, bu birlik ve kardeşlik ruhunu da günde beş vakit omuz omuza kıldıkları namazlarla -cemaat halinde vardıkları rükû ve secdelerle- besleyerek “vecihlerine” yani benliklerine/kişiliklerine ve ilişkilerine yansıtmaları gereken Müslümanların bir bölümü maalesef bunun tam tersini yapıyorlar… Hem de birlik ve kardeşliğe en fazla muhtaç olduğumuz; Müslüman coğrafyanın her taraftan kuşatıldığı, şeytani komplolar, kumpaslar ve darbelerleparamparçaedildiği, korkunç zulüm, işkence ve katliamlara maruz kaldığı en sıkıntılı dönemde…

Ömrünü Müslümanların birliğini sağlayarak Kudüs’ü Haçlı işgalinden kurtarmaya adayan, Kudüs’ü kurtardıktan sonra da kalabalık Haçlı saldırılarını başarıyla geri püskürten büyük komutan Selahaddin Eyyubi, o netameli yıllarda Müslümanları birbirleriyle uğraşmamaları, özellikle de âlimleri halkın önünde ihtilaflı konuları tartışmamaları konusunda uyarmış ve şöyle demişti:

“Dostlarıyla uğraşanlar düşmanlarıyla savaşamazlar.”

Kudüs’ün yüz iki yıldır Çağdaş Haçlıların işgali altında olduğu, Filistin başta olmak üzere bütün İslâm dünyasının kan ve gözyaşına boğulduğu bir süreçte yapılması gereken şey “ortak düşmanlara” karşı hep birlikte mücahede etmek değil midir?

Büyük âlimlerden Süfyan b. Uyeyne, bir gün bakar ki, adamın biri, yanına toplamış insanları, onun bunun aleyhinde atıp tutuyor. Ona sorar: “Hiç doğuda kâfirlerle cihad ettin mi?” Adam: “Hayır!” der. “Peki, hiç batıda kâfirlerle cihad ettin mi?” Adam yine: “Hayır!” der.

Bunun üzerine İmam Süfyan b. Uyeyne der ki: “Desene, doğudaki ve batıdaki bütün kâfirler senin elinden emin. Bari biraz sus da, müminler de senin dilinden emin olsunlar.”

Özellikle inkârcı zalimlerin İslâm coğrafyasına batıdan ve doğudan saldırdıkları bir ortamda müminlerin basiret ve ferasetlerini kuşanarak birbirleriyle didişmemeleri gerekmez mi?

“Allah’a ve Resul’üne itaat edin ve birbirinizle nizalaşmayın (tartışmayın, çekişmeyin). Sonra feşele düşer(korkaklaşır, yılgınlaşır, salaklaşır, gevşer)siniz ve rüzgârınız (gücünüz, enerjiniz, devletiniz) elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 8/46)

Gün, nizalaşma vakti değildir; feşele düşmemek ve rüzgârımızı kesmemek için sabretme vaktidir.

İmam Şafii, talebelerinden Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa düşer. Yunus öfkesinden dolayı dersi terk edip evine gider. Akşam olunca İmam Şafii, Yunus’un kapısını çalar. Kapıyı açan ve hocasının ayağına kadar gelmesine utanan Yunus’a, İmam Şafii ders niteliğinde şunları söyler:

“Ey Yunus, bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken bir mesele mi bizi ayıracak? Ey Yunus, yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma; bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir! Ey Yunus, hatadan nefret et, ama hataya düşenden nefret etme! Bütün kalbinle günaha öfkelen, ama günahkara acı, ona merhamet göster! Ey Yunus, sözü eleştir, ama sözü söyleyene saygı göster! Ey Yunus, görevimiz hastalığı tedavi etmektir; hastayı yok etmek değil!”

Gün, küsüp köprüleri yıkma vakti değil, kardeşlik, birlik, dostluk, af ve merhamet vaktidir.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Rabbim birlik ve beraberliği mizi muhafaza eylesin selamun aleykümRabbim birlik ve beraberliği mizi muhafaza eylesin selamun aleyküm2 ay önce
    Rabbim birlik ve beraberliği mizi muhafaza eylesin selamun aleyküm
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer2 ay önce
    Kaleminize..sağlık..selamlar.
  • Ali.Ali.2 ay önce
    Parti üzerindenkardeşlik sağlanamaz.Tarihte iktidar da olanlar iktidarı kaybetmemek için yaptıklarını İslam tarihi yazıyor. Burada tarafgirlik,tetikçilik yapanlar kuranı değil,kendi liderlerini savunurlar, bunlara ayet hâdis anlatamazsın .
  • NurullahNurullah2 ay önce
    Yunus yanlış yapmış. Bu trenden inen birdaha bu trene binemez. O kadar.
  • DoğruDoğru2 ay önce
    Evet katılıyorum.
  • ........................................2 ay önce
    Işid, Boko Haram, El Kaide de dost kategorisine giriyor mu? Adları Müslüman da.
  • sahravansahravan2 ay önce
    Çok doğru bir yazı. Lakin Pensilvanya da ki tiran bozuntusu ibneyle barışmayız. Onun avanesine de acımayız ... Canları hangi çukurda çıkarsa da çıksın merhamet göstermeyiz vesselam...
  • ORHAN İNANORHAN İNAN2 ay önce
    HAY ALLAH(CC) RAZI OLSUN.ÇOK HİKMETLİ VE GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ.RABBİM ÖĞÜT ALANLARDAN OLMAYI NASİP ETSİN.HER TÜRLÜ AYRILIKTAN VE FİTNEDEN MÜSLÜMANLARI KORUSUN.MÜMİNLERİN BU GÜNKÜ DURUMUNA NİHAYET VERSİN.ONLARA YAKIŞAN ŞEREF VE ZAFERİ TEZ ZAMANDA NASİP ETSİN İNŞALLAH.
  • samisami2 ay önce
    Büyük âlimlerden Süfyan b. Uyeyne, bir gün bakar ki, adamın biri, yanına toplamış insanları, onun bunun aleyhinde atıp tutuyor. Ona sorar: “Hiç doğuda kâfirlerle cihad ettin mi?” Adam: “Hayır!” der. “Peki, hiç batıda kâfirlerle cihad ettin mi?” Adam yine: “Hayır!” der.Bunun üzerine İmam Süfyan b. Uyeyne der ki: “Desene, doğudaki ve batıdaki bütün kâfirler senin elinden emin. Bari biraz sus da, müminler de senin dilinden emin olsunlar.” TAMDA BU ZAMANI ANLATMIŞSINIZ YAZAR BEY.BİRAZ SUSSA ÜLKE RAHATLAYACAK AMMA NERDEEEEEEEEEEE.
  • ihsihs2 ay önce
    Elinize sağlık hocam
  • Uğur YavuzUğur Yavuz2 ay önce
    Muhterem Yazar,Keşke yazınızın muhatabını da açık açık yazsaydınız. Gerçi onlar yine "Referansımız İslam" diyenlere, Erbakan Hoca'nın ailesine ve çocuklarına husumet beslerken, domuzcularla, ezan karşıtlarıyla, Erbakan hocanın düşmanlarıyla muhabbete devam edecekler ama en azından yaptıkları saçmalıklara birilerinin sessiz kalmadığını görmüş olacaklardı.
  • Mustafa Mustafa 2 ay önce
    Sonradan bayram tatilinde oynamak sanayinin dinamitlenmesidir.Mümininiki tatili var bununla devlet oynamasın. DEVLET BAYRAM TATİLİNİ UZATACAKSA SENİN BAŞIN DA UZATSIN SONRADAN KARIŞMASIN.
  • CumaliCumali2 ay önce
    Çok doğru bir yazı...Tiran'ın yüzünden yurdumu yuvamı terk ettim...Ben bir imamım...zalimin dönemi Anadolu'nun hakiki evlatlarına cehennem olurken Perinçekgillere ve Pakrudinilere cennet oldu.

Günün Özeti