• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

Çağrımız: “Haydin Camiye!”

27 Şubat 2024
A


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

 

Muhterem Mahmut Toptaş hocamı çok severim. Allah ömrüne bereketler versin; ilminden istifade edenlerin sayısını çok eylesin. Sohbetleri hoş, yazdıkları hoş, yaptıkları hoş bir dava insanıdır. Kendisiyle yıllar önce Umran dergisi için yaptığım bir sohbeti “Adanmış Ömürler” isimli kitabımda da yayınlamıştım.  Hocamız 1983 yılında Balıkesir Edremit’e vaiz olarak atandığında çok ilginç bir olay yaşar: Bir gün vaazda, “Şekerci Hoca” diye bilinen ateist bir ilkokul öğretmeninden söz eder. Hikâyeyi kendi ağzından dinleyelim:

“Rahmetli babam derdi ki; ‘oğlum, okulda hocanın anlattıklarını iyi dinle ama din hakkında söylediklerine inanma’… Bir gün cemaate vaaz ediyorum… O yıllarda meşhur bir ilkokul hocası vardı; çocuklara dermiş ki: ‘Söyleyin bakalım, Allah var mı?’ Çocuklar, ‘Var hocam’ deyince; ‘Peki, hadi Allah’tan şeker isteyin bakalım’ dermiş. Çocuklar, ‘Allah’ım, bize şeker ver’ derlermiş; şeker gelmeyince, ‘Şimdi de benden isteyin bakalım’ dermiş. Sonra çocuklara bir bir şeker dağıtır ve: ‘Gördünüz mü; Allah’tan şeker istediniz vermedi ama benden istediniz verdim; demek ki Allah yok’ dermiş, hâşâ. 

Bunu anlatınca, cemaat; ‘O hoca burada’ dediler. Namazdan sonra adının İzzet olduğunu ve hâlâ “Şekerci Hoca” diye tanındığını söylediler. Benim Edremit’e geldiğimde tanıştığım, askerlikten atılma çok zeki, Kur’ân’ı çok iyi bilen Asım Bey isminde bir dostum var; ona dedim ki, ‘Hemen adresini öğren, randevu al, birlikte gidiyoruz’… 

Ertesi gün, ikindi namazını kılıp gittik. Çok iyi karşıladı. Adam 85 yaşına gelmiş. Hoş bir sohbete daldık: Kaz dağlarından esen rüzgârlardan, dağlardan, çiçeklerden, böceklerden, Yemen kahvesinden... konuştuk da konuştuk. Din konusuna hiç girmedik… Bir buçuk saat sohbetten sonra, ayrılırken dedim ki; ‘Mevlânâ, Mesnevi’sinde, “Allah vaizlerin diline hikmeti, dinleyenlerin alım gücüne göre verir” der. (Aslında bu bir hadis-i şerif.) Bakın, ben sizi sevdim, çok güzel sohbet ettik; eminim siz de beni sevdiniz. Senden bir ricam var: Gel, yarın Cuma namazını Akçay’da kılma -oysa kılmıyor, biliyorum-, Asım Bey seni merkez camiine getirsin, müezzin mahfiline oturun ki, sizin gibi bilgili birini karşımda görünce daha güzel konuşayım.’ Daha cevap vermesine fırsat vermeden Asım Bey’e döndüm ve dedim ki; ‘Yarın gelip İzzet Bey’i alıyorsun’. O da asker edasıyla ‘tamam hocam’ dedi. İzzet Bey sessiz kaldı… 

Asım’a, ‘Gelir mi?’ dedim; ‘Gelmeyecek olsa söylerdi’ dedi… 

Edremit’te hemen fısıltı gazetesini harekete geçirdik: ‘Şekerci Hoca Cuma’ya geliyormuş; Şekerci Hoca namaza geliyormuş...’ Cuma vakti geldiğinde cami doldu, taştı, hatta trafik tıkandı. Seccadesini alan dışarı serdi. Ben vaaza başlayıp duaları okurken İzzet Bey ve Asım Bey camiye girdiler; müezzin mahfiline oturdular. Millet hayretler içinde bakıyor... Dönüp ‘Allah Allah’ diyenler bile var... Tabii, geliş o geliş… 

İzzet Bey, sonradan bir de umreye gitti; sonra da öbür âleme gitti. Allah taksiratını affeylesin.”

Mahmut Toptaş hocamız, sadece Edremit’te değil, imamlık veya vaizlik yaptığı her yerleşim biriminde ilk önce esnafı, caminin sağından başlayarak sıradan tek tek ziyaret eder, hiç kimseyi atlamadan turunu tamamlar, onlarla hoşça sohbet eder, sonra da iade-i ziyaret için kendilerini camiye davet edermiş… Bu yöntemle birçok insan caminin yolunu tutmuş, Cuma namazına ve vakit namazlarına başlamış…

Bunları niye mi anlattım? Yeni bir kitabımızı daha siz okuyucularımızın istifadesine sunduk hamdolsun:

Abdullah Yıldız, “Haydin Camiye”, Pınar Yayınları. 

Ezcümle dedik ki: “Gelin! Cuma, bayram, teravih veya kandiller dışında genelde boş ve mahzun bıraktığımız camilerimizi gerçek anlamda birer uyanış ve diriliş merkezi haline getirelim! Bir “tevhid eylemi” olan namazımızı cemaat halinde omuz omuza eda ederek onun huzur verici ve diriltici ruhuyla coşalım! Namazla ve sabırla Allah’tan yardım dileyelim ki, millet ve ümmet olarak yeniden tarihin öznesi olalım!”

Gelin; din gönüllülerimiz ve cami derneklerimiz başta olmak üzere, cami-namaz merkezli bir hayatın yeniden inşası için ellerimizi taşın altına koyalım ve buyurun caminin sağından başlayalım.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yusuf Duman

Süleymançılar camiye gelmiyor. Onlara da bir sözünüz olmayacak mı. Ayrıca chp ile kankiler

Okur

Makaleyi okuma zahmetine bile katlanmadan bu yorumu yazıyorum. Camiye siyaset girdiğinden beri cumaya bile gitmiyorum. Camiye, kışlaya ve mektebe siyaset sokanları da Allaha havale ediyorum. Elimden geleni evde yapıyorum. Vebal kiminse o katlanacak.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23