• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

Barış ve Huzur Dini

24 Mart 2026
A


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

Barış ve Huzur Dini

ABDULLAH ŞANLIDAĞ

Çeşitli vesilelerle İslâm’ı tanıyan birçok insanın özellikle de Batılıların niçin Müslüman oldukları hep merak edilmiştir. Bu konuda çok sayıda kitap da yayımlanmıştır. Bir ara kitaplığımı karıştırırken hacmi küçük ama konuyla ilgili merakımıza cevap teşkil eden bir kitapçıkta güzel tespitler gördüm… Müslüman olan Alman diplomat Muhammed Emin Hobohm’u dinleyelim: “Gerçeğin daima kendine özgü bir gücü vardır. İslam Dininin ana ilkeleri, o kadar akla yatkın, o kadar çekici ve o kadar tabiidir ki; samimi bir hakikat araştırıcısı, onlardan etkilenmeden edemez. Tevhid inancı yani Allah’ın birliğine inanmak, bizleri nasıl da batıl inançlardan korumakta ve insanın şerefini yüceltmektedir!..”

Onun İslam hakkındaki şu tespiti ilginçtir: “İslam, esasta nazariyeye değil, uygulamaya dönüktür.” (M. Resul, Almanya’da İslâm’ı Seçenler”, Beyan Yayınları, İstanbul, 1984)

İslâm’ı diğer dinlerle mukayese edip Müslüman olanların, İslâm’da gördükleri bazı güzellikler şöyledir: 


“İslâm’da, “Dinde zorlama yoktur” düsturu vardır. Hiç kimse dine girmeye zorlanamaz. Hıristiyanların ise dine sokmak için yaptıkları işkenceler ve mezhep kavgaları tarihte meşhurdur…

İslâm’da her çocuk günahsız doğar. Daha sonra günahlarını kendi yapıp etmeleriyle kazanır. Kimse kimsenin günahını yüklenemez. Hıristiyanlıkta ise, ‘her çocuk günahkâr doğar. Yani Âdem peygamberin işlediği suçtan ötürü bütün çocukları günahla doğar. Bu günahların bağışlanması için Oğul Tanrı İsa çarmıhta öldürülmüştür. Böylece Hıristiyan kullar için kefaret ödemiştir.’ Bu inanç şekli, akla, ilme ve adalet ölçülerine elbette aykırıdır. Bir tanrının çarmıhta öldürülmesi ise yine izahı mümkün olmayan garip işlerdendir. Bu mesele, bırakın yabancıları, Hıristiyanların içinde bile ciddi eleştiriler alan problemli bir konudur. İslâm’da günahları yalnız Allah affeder. Hıristiyanlıkta ise, papazların günahları affetme ve dinden çıkarma yani aforoz etme gibi yetkileri vardır.



Diğer din mensupları kendilerini Tanrının seçilmiş kulları olarak görür. İslâm’da ise ırk ve renk ayrımı yoktur. Ve insanlar arası bir üstünlük sebebi ancak ilim, irfan ve ahlak cihetiyle, yani “takva” cihetiyledir. Bu güzelliği fark eden (Amerikalı) Thomas Clayton, “İslâm’da ırk ve renk farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüğüm için Müslüman oldum”der.


Hobohm’un şu tespitleri harikadır: “İslâm’ın bütün ilkeleri o denli akla uygun, doğal ve ikna edici ki, dürüst bir gerçek arayıcısının etkilenmemesi mümkün değildir. Tek ilâha iman, insanlık şerefini öylesine yüceltir ki insanı batıla inanmanın egemenliğinden kurtarır. Tabii olarak insanların eşitliğine götürür. Çünkü hepsi aynı ilah tarafından yaratılmışlardır ve aynı rabbin kullarıdır. Allah’a iman, özellikle ilhamın, korkusuz cesaretin ve güvenin kaynağıdır. Ölümden sonraki hayat düşüncesi olaya başka bir yön verir. Dünya hayatı ulaşılacak esas amaç değildir. İnsan enerjisi, daha çok gelecekteki hayatın iyileştirilmesi için harcanmalıdır. Ahirete iman, insanı, kötü işleri terk etmeye yöneltir. Çünkü ebedi kurtuluşu yalnızca salih ameller sağlayacaktır. Adaletli, tarafsız ve her şeyi bilen Rabbin mahkemesinden kaçamayacağını bilmek, insanı herhangi bir haksızlık yapmadan önce iki kez düşündürür. İşte bu iç kontrol dünyanın en iyi polisinden daha etkilidir…


İslâm’ın, yabancıları kendine çeken bir başka yönü de namazdır; namaz insana dakiklik eğitimi verir. Oruç ayı Ramazan’da kendi kendini kontrol öğrenilir. Dakiklik ve kendini disiplin altına alma kuşkusuz, iyi insanın önemli özelliklerindendir… Dıştan bir zorlamada bulunmadan, bağlılarına ahlâkî ve manevi sınırlamalar esprisini öğretebilen biricik dünya görüşü İslâm’dır. Bir Müslüman nerede olursa olsun Allah tarafından gözetlendiğini bilir. Bu onu günahtan uzak tutar. İnsan doğuştan iyiliğe meyillidir. İslâm bu insanın ruhuna ve kalbine barış ve huzur sunar. Bugünkü Batı toplumunda baştan sona eksik olan budur. Değişik yönetim biçimleri altında yaşadım. Pek çok ideolojiyi araştırma fırsatı buldum. Hiçbirinin İslâm kadar mükemmel olmadığı sonucuna ulaştım. Komünizmin çekici görünür, lâik demokrasi ve faşizm de. Ancak; yalnızca İslâm, eksiksiz ve soylu yaşam kurallarına sahiptir. İslâm sözde kalan değil, yaşanandır; Allah’ın emrine tam olarak teslimiyettir.” (A.g.e.) 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23