--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yine karlar yağdı gönül dağıma

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
3

Bu bir Musa Eroğlu türküsünün ismi. Korona günlerinde bir de deprem acısı yaşıyoruz. Bu sefer İzmir’den geldi acı haber.. İzmir Seferihisar açıklarında meydana gelen 6,6 büyüklüğünde depremin ardından Ege Denizi’nde depremler sürüyor. AFAD Kuşadası Körfezi’nde dün 10:05’te 4.5 şiddetinde deprem meydana geldiğini açıkladı. Anlaşılan Ege bir süre daha sallanmaya devam edecek. 

Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifalar diliyoruz. Doğal afetlerin siyasi kimliği olmaz. Mazluma da kimlik sorulmaz. Böyle zor günlerde birliğimize kurşun sıkanlara fırsat vermemeliyiz. Depremi bahane ederek İzmirliler hakkında sosyal medyada kin ve nefret dolu paylaşımlar yapanlar hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü açıklama yaptı. Açıklamada “Deprem üzerinden internette halkı düşmanlığa ve kin beslemeye tahrik eden paylaşımlara ilişkin tespit çalışmalarının başlatıldığı, belirlenen kişilerin adli mercilere sevk edileceği” bildirildi.

Yangın olur, koşar söndürürüz. Yanan bölgenin özelliğine, varsa ölenin kimliğine bile bakmayız. Yanan can bizim canımız der, yaraları sarmaya çalışırız. Hem karadan, hem de havadan müdahale ederiz yangına. Eğer sabotaj varsa, failleri bulur cezalandırırız. Doğal afetlerin maddi ve manevi boyutu var. Manevi boyutu ilahiyatçıların işi. Bir şeyler söylerim lakin kimsenin gönlünü kırmak istemem. Ben bir gazeteciyim. Dolayısıyla depremin maddi-teknik yani bilimsel yönüyle de kendimi söz sahibi görmüyorum. Ne Jeofizik mühendisiyim ne de bu konuda uzman. Depremin iki büyük kenti var. Birisi İstanbul, diğeri İzmir. İmar affı başvurusunun en çok bu iki ilimizden geldiğini biliyorum. Devletimiz ebet var olsun. Yaraları sarmak için seferber oldu. Depremle yaşamaya alışacağız. Çünkü Türkiye; Alp-Himalaya deprem kuşağında bulunuyor.. Türkiye’nin üzerinde bulunduğu Anadolu Plakası; kuzeyde Avrasya Plakası, güneyde Afrika ve Arap Plakası, doğuda Doğu Anadolu Bloğu ve batıda Ege Bloğu tarafından çevrilmiştir. Bu tektonik konumu nedeniyle Türkiye’nin çok büyük kısmı deprem riski altındadır. 

Sanırım şu söyleyeceklerime katılırsınız. Türkiye bugünden itibaren bir deprem hazırlığı seferberliği başlatmalı. Afat, sadece ceset torbası ve toplanma alanları hazırlayıp beklememeli. Tüm illerde arama kurtarma ekipleri oluşturup, özellikle fay hattına yakın bölgelerde sağlıklı çalışma/tatbikat yapılmalıdır. Topluma deprem bilinci sürekli olarak aktarılmalıdır. Halkımızın depreme karşı hazırlık ve duyarlılık konusunda yeteri kadar bilinçlenmemiş olması kayıpları arttırmaktadır. Oturduğumuz evler depreme dayanıklı mı, hiç araştırdık mı? 1999 öncesi yapılan hiçbir binanın sağlıklı olduğu söylenemez. Yapılan araştırmada toplumun % 70’inin depremden korunmak için hiçbir önlem almadıkları gözlemlenmiştir. Acaba vatandaşlarımızın kaçta kaçı Doğal Afet Sigortası (DASK) yaptırıyor? Deprem sonrası hepimiz üzülüyor, günlerce etkisinden kurtulamıyoruz. Ama ne var ki, sonra yine alışıyor ve unutuyoruz. Oysa her bir deprem uyarıcıdır. Yapılarımızı güçlendirmeli, deprem öncesi ve sonrasına her an hazırlıklı olmalıyız. Önceki depremlerde tespit edilen yapısal kaynaklı hataların, daha sonra inşa edilen konutlarda yinelenmesi ve mevcut yapılarda gerekli tedbirlerin alınmaması can ve mal kaybının artmasına neden olmaktadır. Türkiye’de depreme karşı alınması gereken stratejilerin ve bu konuda yapılacak eylemlerin planlandığı “Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı-2012-2023” çok güçlü tedbirleri içermektedir. Kaç kişi bu plandan haberdar? Afet zararlarının azaltılmasına dönük bu planlamanın tam olarak uygulaması Türkiye’de can ve mal kayıplarının minimize edilmesi açısından çok önemlidir.

Çürük zemine bina yapılmasına asla müsaade edilmemeli ve kaçak konutlara yapı ruhsatı verilmemelidir. Gecekondu ve kaçak yapılaşmayı teşvik eden imar affı gibi durumlardan vazgeçilmelidir. Devletimiz çürük yapıları biliyor. İvedi kentsel dönüşüm çalışması başlatılmalı. İllerde deprem çalıştayı yapılmalı. Özellikle fay hattı üstündeki iller, ilçeler ve mahalleler acil olarak kentsel dönüşüme alınmalı. Ne kadar çürük kamu binası varsa derhal boşaltılıp depreme dayanıklı binalar inşa edilmeli. Yarın çok geç olmadan, daha fazla can kaybı yaşamadan bu konuya el atılmalı.

Deprem uyarıyor!

Doğal afetlerin uyarıcı yönü vardır. Ders almak lâzım. Elbette manevi boyutu da vardır. Başımıza gelen musibetlerin müsebbibi bizleriz. Günahlara daldık, zalimlerden olduk. Benliğimize yabancılaştık, özümüzü unuttuk. Maddi sebepleri ihmal ettik.. Hem fay hattına konut yaptık hem de binamızı depreme dayanıklı yapmadık. Her deprem bir uyarıcıdır, tıpkı her ölü gibi. Ölüp giden, arkadan takip edenlere mesaj verir. Dikkat et kendine, sen de öleceksin(!) der. Depremler de böyle. Kentsel dönüşüm denilen şey, çürük binaların yıkılarak depreme dayanıklı binalarla yenilenmesidir. Denetim çok önemli. Denetleyen ve denetlenilen arasında kurulan bağın önüne geçilmelidir. Depremin zararlarını azaltmak için kamu kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri arasında bir iş birliği oluşturulmalıdır. 81 ilin 55’i Birinci Derecede Deprem Bölgesinde bulunuyor, daha ne söyleyelim?

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle