--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyaset üstü beyin takımı

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
93

 

Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son bir defa daha milletten destek istiyor. Seçilirse, görevini tamamladığında, yaşı yetmişin üzerinde olacak. Allah ömürler versin. Reise bir dönem daha destek vereceğiz. Cumhur İttifakı cephesinde sıkıntı yok. Aday belli. Millet İttifakında durum nedir?

Altılı masanın aday adayı Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Son günlerde iyice netleşen bu tablo, son anda liderler arasında bir ihtilaf olmazsa, Kılıçdaroğlu’nun lehine çalışıyor. Adam, 70 kişilik uzman kadro ve birçoğu yabancı olan siyaset üstü danışmanlarla çalışıyor. Rifkin ve Daron’u, bir önceki yazımda eleştirdim. Söylediklerimin arkasındayım. Kaçak güreşmiyorum, dün söylediklerimin üzerine yatacak değilim. Rifkin ve Daron’a ilişkin yazdığım makaleye yazılan yorumları da okudum. Herkesin fikrine saygım vardır. Şiddete dönüşmedikçe, bir ateistin fikrini dahi dinler, saygı duymasını bilirim. Müslüman bir gazeteci olarak benim ebedi düşmanım cehalet, zulüm ve adaletsizliktir. 

Zalime karşı mazlumun safında yer almalıyız. Zalim olan babamız da olsa, karşı durmalıyız. Ölçü, güçlü olmak değil haklı olmaktır. Ben Erdoğan’ı neden seviyorum biliyor musunuz? Avrupa’nın kapılarını mültecilere kapattığı ve herkesin onları ölüme terk ettiği bir anda, “bu bir vicdan meselesidir” diyerek topraklarına misafir eden Erdoğan’dır. Nerede bir zulüm varsa, mazlumdan yana saf tutan Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidar başarısının sırrı burada yatıyor. Ak Parti’nin iktidarının ilk yıllarında Kahramanmaraş’a gelen Reisin, kokteyl türü toplantıları elinin tersiyle itip, varoş bir mahallede garipleri ziyaret etmesi, onların sofrasına oturması beni can evimden vurmuştu. Erdoğan, kimsesizlerin dostudur. Şimdi Erdoğan’ın değiştiğini söyleyenler yanılıyor. Gönlünde Kudüs ve Filistin davası olan bir lider değişmez. Kıblesi Kâbe olanın Kudüs davası sönmez.

Devam edelim..

Kılıçdaroğlu’nun yalanlarını, bazen sürçen dilini ve kırdığı potları saymaz isek, işi iyi götürdüğünü söyleyebiliriz. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun en büyük adımı, CHP’nin kronikleşmiş Kemalist, seküler ve din karşıtı enstrümanını kırmak oldu. Sonrasında helalleşme kavramıyla başlattığı dindar, muhafazakâr seçmene ulaşma adımı da gayet güzeldi. Türkiye’nin normalleşmesi ve siyasetin sivri dilinin kırılması gerekiyor. Demokratik ortamda siyaset daha rahat yapılır. Hiç kimsenin bir diğerini ötekileştirmediği; dinine, inancına, dünya görüşüne saldırmadığı bir zemini inşa etmek durumundayız. Meclisteki görüntüler, vatandaşın midesini bulandırıyor. Koca koca adamların kavga etmesi kimlerin işine yarıyor?

Devam edelim. Kılıçdaroğlu’nun etnik kimliğini ve daha evvelki yenilgilerini bahane ederek, bu sefer de yenileceğini söyleyen siyaset mühendislerine katılmıyorum. Fildişi kulesinden atıp tutmak kolay. Altılı masanın İmamoğlu veya Mansur Yavaş ile daha rahat kazanacağını söyleyenler, Türkiye gerçekliğinden ve dünyadaki gelişmelerden bihaberler. Her şeyden önce adaylık Kılıçdaroğlu’nun hakkıdır. Seçime ne kaldı ki? Baştan beri koşturan, her türlü zorluğa göğüs geren Kılıçdaroğlu, İstanbul’u bile yönetmekten aciz Ekrem İmamoğlu’na meydanı bırakmaz. Bu saatten sonra Mansur Yavaş da olmaz. Lakin Kılıçdaroğlu’nun handikapı şu: Bizim toplum siyaset üstü kimliklere pek önem vermez. Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni sistem gereği bakanları meclis dışından seçmesi, pek sevilen ve kabul gören bir tarz olmadı. Türk siyasetinde “siyaset dışı uzman, bakan vs” sevilen ve sıcak karşılanan bir durum değildir. Bakan dediğin kişi, siyasete emek katacak, seçilmiş olacak ve toplumun içinden gelecektir. Atadığınız kişi ne kadar önemli olursa olsun sonuçta seçilmiş kişi olmuyor. Demokrasi, atamadan ziyade seçilmişliğe önem verir. Steril uzmanlığın ve siyaset dışı adanmışlığın alıcısı olmuyor. Adına her ne kadar “siyaset üstü beyin takımı” deseniz de, millet yemez. Hem bu açılım da siyaseti güvenilir liman olmaktan çıkarma eylemi var gibi. Vatandaş, böyle de algılayabilir.

“Siyasetin limanı ahlaktır” diyor ya Reis. Aynen öyle. Temel düstur ahlak, erdem, adalet ve hukuk olmalıdır.

Kurucu siyasetin en büyük özelliği, güçlü bir hikayesinin olmasıdır. Ak Parti’nin ve Reisin bunu başaracağına, yeni hikayeler yazacağına inanıyorum.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle