--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Referansım direkt İslam’ın kendisidir

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
6

Yan yollara sapmam. Bu konuda biraz selefi düşünceye sahibim. Müçtehit değilim, dolayısıyla bir mezhebe tabi olmaktan başka çarem yok. Kur’an ve sünnet deriz ya hep. Ben sahih sünnetin, Kur’an’ın tercümesi olduğuna inanıyorum. Yani efendimizin hayatı, İslam’ın tercümesi, yürüyen halidir. Benim için Efendimizin hayatı örnektir, onun sahabeleri de gökteki yıldızlar gibidir, istediğimi kendime kılavuz edinebilirim. Hal bilgisi denilen ilmihal düzeyindeki bilgiye bile sahip olmayanların sahabeyi, geleneği eleştirmesini doğru bulmam. Hiç kimsenin söyledikleri nas hükmünde değildir. Her şey bir yorumdan ibaret, sözü dinleriz; doğrusuna tabi oluruz.  

Aracılara, din tüccarlarına kanıp da aklımı kiraya vermem. Birilerinin düşünce ve fikrine önem veririm. Düşünceye saygım var. Hiçbir düşüncenin kuduz köpek gibi kovalanmasına taraf değilim. “Benim partimden değilsen, adam değilsin, susmalısın!” anlayışını demokrasi ve fikir özgürlüğüne sığdıramam. İşleri; dost, akraba, yandaş, yoldaşa değil, ehil olana vermek gerekir. Her işte ehliyet, liyakat ve temsil kabiliyeti esastır. Eğer ehil olmayan birisini bir makama getirir de o kişi de o makamın hakkını veremez, millete zulmederse, en az o kişi kadar, onu o makama taşıyanlar da sorumludur.  

Düşünen insanlara, sosyologlara, hatta akademisyenlere, entelektüel aydınlara ihtiyacımız var. Onların düşüncesi benim için önemli ama, benim yerime düşünmelerine rıza göstermem.  Kuyumcu terazisi gibi hassas tartmaya özen gösteririm. Kimsenin hakkını yemediğim gibi, kimseye de hakkımı yedirmem. Benim yanımda insan olarak ayakkabı boyacısı ile makam sahibi aynıdır. İlme, âlime saygı duyarım. Allah’tan başkasına secde etmem. Bu yüzden de; ömrüm boyunca hiçbir tarikat ve cemaate üye olmadım. Hiçbir zaman şeyh-şıh önünde saygıyla eğilip el-etek öpmedim. İhtisaslaşma çok önemlidir. Bir jeolog bana din dersi öğretemez. Deprem konusunu Diyanete danışmam. Koronayı, akıl ve bilimle yeneceğimize inanırım. Duayı da ihmal etmem. Doktordan, iyi bir cerrah olabilir ama müçtehit olmaz. Eğer doktorasını o yönde yapmışsa eyvallah. Ülkeyi yönetmek siyasetçinin işi olabilir lakin afat gibi durumlarda bilim kurulu devreye girer. Devletin bu konudaki adımları takdire şayandır. Askerin görevi sınırları beklemek ve vatanı terör tehdidinden korumaktır. Siyasete ayar vermeye kalkışırsa haddini aşmış olur. Herkes Rabbini ve haddini bilirse, anarşi olur mu?

…………………………….

Salgın günlerinde dahi darbe, ihtilal, muhtıra… gibi demokrasiye zıt, millî iradeye düşman kelimeleri, açıktan veya imâ ile yazılı veya sözlü biçimde, ağzına alanları şiddetle kınıyorum. Kim bu hâlâ militaristlerden medet uman, meşru yönetime ayar vermeye çalışanlar? Çareyi urganda gösterip bize makus talihten kaçış yok diye aba altından postal gösterenlere bu millet sandıkta cevabını yine verir. Eğer bu iktidarı tasvip etmiyorsanız, şiddet ve teröre bulaşmaksızın sandıkta mücadelenizi verirsiniz. Yok ağam, “size sandıkla gücümüz yetmiyor”, darbe ile geleceğiz diyorsanız, feleğin ve milletin sillesiyle gidersiniz..

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle