--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ortadoğu yeniden ısınıyor

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
60

 

Jeopolitik ve jeostratejik olarak büyük öneme sahip olan Ortadoğu, yeniden hareketlendi. Yazıyı kaleme alırken; yanımdaki üniversiteli bir genç, “Ortadoğu kavramı ile kastedilen bölge neresidir?” dedi. Ben de İngiltere’nin çizdiği sınırları kabul etmediğimi, siyasi sınırın ise tutarlı olduğunu söyledim. Okuyucularım da merak buyurabilirler. Sahi Ortadoğu deyip duruyoruz, bu kavram hangi ülkeleri kapsıyor? 

Ortadoğu; Kafkasya, Azerbaycan, Küçük Asya, Türkiye, Suriye, Kıbrıs, Irak, Huzistan, İran Arabistan’ı, Fars, Kuveyt, Bahreyn Adaları, Katar, Arabistan, El Asha, Mısır, Hicaz ve Necid Çölleri gibi bölgelerdir. Ortadoğu İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, Suriye, Lübnan, Irak, İran, Filistin, Ürdün, Mısır, Sudan, Libya, Suudi Arabistan, Kuveyt, Yemen, Umman, Bahreyn gibi devletlerden oluşmuştur. 

Özetlersek; Kafkasya, Balkanlar ve Anadolu ile Arap yarımadalarının düğümlendiği coğrafyadır. Denizlerle tanımlayacak olursak Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ile Basra Körfezi dolayısıyla Hint Okyanusu arasındaki bölgedir.

Ortadoğu’nun zenginliklerini bir zamanlar İngiltere sömürdü. Şimdi Amerika başta olmak üzere batılı ve doğulu birçok ülke Ortadoğu›dan pay kapmanın derdinde.

Türkiye’nin güney sınırları PYD/PKK tehdidi altında. Bu yüzden Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Pençe Kılıç Hava Harekatı başlatıldı. 

Yakında kara harekatı da başlar. Çünkü bu bölgeden Türkiye’ye ve güvenlik güçlerimize karşı sürekli terör saldırıları yapılmaktadır. Öncüpınar ve Karkamış’a roketatar saldırıları, bardağı taşıran son damla olmuştur.

Suriye söz konusu olduğunda, merhum Erbakan’ın sözleri aklıma geliyor. Necmettin Erbakan’ın Suriye’ye ilişkin sarf ettiği sözler, bölge gerçekliğini çok güzel izah ediyor. 

Ne demişti Erbakan: “Bir gün mesele Suriye olursa bilin ki hedef Türkiye’dir.”

15 Temmuz hain darbe girişiminde başarılı olamayan ABD, Suriye’deki karasal gücü PKK, PYD,YPG, KCK gibi terör örgütleriyle Türkiye’yi kuşatmak istiyor. Kurmak istediği terör koridorunu parçalamaz isek, Irak ve Suriye’de yaptığımız harekatların hiçbir önemi kalmaz. 

Türkiye şu anda bölgede meşru müdafaa haklarımızı kullanmaktadır.

Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’ye karşı düzenli bir terörist ordusu kuran ABD, terör örgütlerinin lojistik dahil her türlü ihtiyacını karşılamaktadır. Türkiye Suriye’nin kuzeyinde terörist mevzilerine çok kapsamlı hava harekâtı düzenledi. Terör yuvalarını yer ile yeksan eden Türkiye, bölgeyi terör odaklarından temizleyinceye kadar durmayacaktır. Bu saatten sonra ABD ve Rusya ne der, Batı dünyası ne söyler demenin hiçbir anlamı yoktur. 

Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye sığınmaları hazin bir hikayedir. Allah hiç kimseyi yurdundan yuvasından etmesin. “Bu bir vicdan meselesidir” diyerek, sığınmacılara kapılarımızı açtık, topraklarımızda misafir ettik. Sığınmacıların boşalttıkları bölgeler PKK/YPG tarafından doldurulmuş vaziyettedir. Suriye’nin kuzeyinde oluşturduğumuz güvenli bölge, mülteciler için yeterli değildir. Türkiye bir kara harekâtıyla mülteci kardeşlerimize geri dönüşleri için yeterli büyüklükte güvenli bölge oluşturmak durumundadır. Bunun için de kara harekatı kaçınılmazdır.

SİSİ VE ESAD MESELESİ

Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı darbeci Sisi karşısındaki sert duruşundan ötürü eleştirenler, şimdi de Sisi ile tokalaştı diye yükleniyorlar. Ak Parti’de “Dün dündür bugün bugündür» politikasının başladığını deklare eden muhalifler sözlerinde samimi olsalar, dün yanlış gördükleri politikadan bugün döndüğü için Erdoğan’ı tebrik etmeleri gerekir. Bize göre o gün yapılan doğruydu, bugünkü adım ise reel politik gereği zaruridir. Bağrımıza taş basar, ülkemize yönelik tehditleri bertaraf etmek için bu tür siyasi adımlar atabiliriz. Erdoğan’ı buradan vuramazsınız, tahkir edemezsiniz. Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi tehdit eden uluslararası oluşumlar sizi rahatsız etmiyor olabilir... Bizleri ediyor kardeşim. Dolayısıyla Sisi ile de Esad ile de siyasi diyalog ve ülkeler arasında barışa katkı sağlayacak adımlara evet diyoruz. Acizane bendeniz bu köşede tam 4 yıl önce Suriye meselesinin Rusya üzerinden görüşülmesi döneminin bitirilmesi ve Esad’a el uzatılması gerektiğini ilk yazan kişilerdenim. 

Bugün geldiğimiz noktada Erdoğan’ın atacağı adımın gecikmeli de olsa doğru olduğunu söyleyebiliriz. Bakalım Esad, muhalif olarak gördüğü ve yıllarca bombaladığı kendi halkını yeniden ülkesine kabul edecek mi?

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle