Operasyon kapıda
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçen pazartesi günü Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamalar, Suriye’ye yeni bir operasyonun yapılacağına işaret ediyor. Şu sözler, yeni bir operasyonun sinyalidir:
“Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları da atmaya başlıyoruz. Ülkemize ve güvenli bölgelerimize yapılan saldırıların merkezi konumundaki alanlar harekât önceliğimizin başında yer almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, istihbaratımız, emniyet güçlerimiz hazırlıklarını tamamlar tamamlamaz bu operasyonlar başlayacaktır.”
Peki, bu operasyon gerekli midir?
Mülteciler üzerinden iktidarı sıkıştıran ve sürekli Suriyeliler gitsin diyenlere karşı, evet, bu operasyon gerekli ve elzemdir. Sadece muhalefeti susturmak ve halkın tepkisini dindirmek için değil, kuzey sınırımızı tehdit eden terör örgütlerine yönelik de, bu operasyon lazımdır. Bölgede her ne kadar, asıl hedefimiz PYD/YPG olsa da, arka planda bu örgütleri besleyen bir ABD ve Rusya gerçeği var. ‘Terörle kaynağında mücadele’ şarttır.
Şurası bir gerçektir ki, Suriye’nin kuzeyinde 30 kilometre derinliği olan bir güvenlik kuşağı oluşturma hedefini bütünüyle gerçekleştiremedik. Bunun da arkasında ABD ve Rusya’nın, sözlerinde durmama gerçeği yatmaktadır.
Yeni başlatılacak operasyonla Fırat’ın doğusunun giderek ısınacağını söyleyebiliriz.
Bölge neden kritik?
Öncelikle büyük su kaynakları ve barajlara sahip olan bölge çok önemlidir. Petrol ve doğalgaz kaynakları, zengin tarım alanları ile bölge ekonomisinin adeta kalbi konumunda olan bu coğrafyanın terörden arındırılması gerekmektedir. ABD Fırat’ın doğusunda; bölgedeki PKK varlığını kullanarak yerleşik bir düzen tesis etmek istiyor. Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekatlarıyla gerçekleştirdiğimiz operasyonlar neticesinde bölgeden kaçan tüm terör yapıları bu bölgede konuşlandırıldı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’un “İkinci İsrail” önerisi de bu durumu hem destekliyor, hem de hain niyetlerini açık ediyor. Amerika’nın karşısında ise bölgenin ana bileşenleri Türkiye, Rusya, İran ve Suriye var. Üç ülke de Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana. Nitekim Suriye’de iç savaşın siyasi ve mutlak çözümü ancak bu şekilde sağlanır. ABD’nin Fırat’ın doğusunda korsan bir devlet inşa etme planı tehlikeli bir oyundur. Fırat’ın doğusunda ABD, batısında ise Rusya hakimdir.
Türkiye, hem sınırlarımızdaki terör yapılanmasında, hem Fırat’ın doğusunda korsan bir devlet kurmanın arka planında ve hem de 15 Temmuz hain darbe girişiminin geri planında Amerika’nın olduğunu çok iyi biliyor. Bu anlamda Ak Parti çok badireler atlatarak ve de bedel ödeyerek bugünlere geldi. Arkasındaki güçlü halk desteğinden dolayı Ak Parti’yi bloke edemeyenler, en son ekonomik savaşla devirmeye çalıştılar ama onu da başaramadılar.
Türkiye; mülteciler ve göç meselesine “vicdan” meselesi olarak bakıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünden söz ediyor. Savaşın bir an önce bitirilip mazlum mültecilerin ülkesine dönmeleri için çaba sarf ediyor.
Erdoğan’ın Suriyeliler için yeni operasyon sinyalini güvenli bölgeler oluşturmak ve ülkemizdeki mülteciler ile sınırda zor şartlarda kamplarda yaşayan Suriyelileri güvenli bölgelere yerleştirme planını olarak izah edebiliriz. Böylelikle hem mültecilere yönelik köklü bir çözüm ve hem de kuzey sınırımızda terörün bitirilmesine ilişkin adımlar atmış olacağız.
Türkiye’nin hem içeride hem de sınırlarında devam ettirdiği terörle mücadelesi meşrudur.
Bu anlamda yeni operasyonun adresinin, Suriye’nin Tel Rıfat bölgesi olacağını düşünüyorum.
Tabii sonrasında Münbiç de dahil edilebilir.
Bir de Ayn el- Arab bölgesi var.
Güvenli bölgelere saldırı bu bölgelerden gelmektedir.
Suriye’nin kuzeyine 5. operasyon
Bugüne kadar Suriye’nin kuzeyine yönelik 4 defa operasyon yaptık. Bu harekatlarla terör örgütlerine darbe üstüne darbe vurduk.
Eğer bu operasyonlar yapılmamış olsaydı, Suriye’nin kuzeyinde terör devleti kurulmuş olurdu. Fırat’ın doğusunda, Irak, İran ve Suriye’de Kürt oluşumlarının PKK terör örgütüne entegre edilmesinin önüne geçilmelidir. Sahip çıkılmayan ve ayrıştırılmayan Kürtler, PKK ve tüm terör örgütleri için potansiyel bir destektir.
PKK’ya yönelik Pençe Kilit Operasyonu tüm hızıyla devam ediyor. Bu demde yeni bir operasyon, terörü can evinden vuracaktır. PKK/YPG terör örgütü uzun süreden beri Suriye’deki kontrolümüz altındaki bölgelere sızma, taciz atışı ve el yapımı patlayıcılarla terör saldırıları düzenliyor. Bölgeden her şehit haberi geldiğinde içimiz kan ağlıyor. Bu anlamda da yeni bir operasyon artık kaçınılmaz olmuştur.







