--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Niye bir dönem daha Ak Parti?

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
86

 

Ahmet Taşgetiren ağabey hemşehrim ve değerli büyüğümdür. “Seni seviyoruz, savunan adam” yazısıyla gönüllerde yer edinmişti. Erdoğan hakkında söyledikleri, yenilir yutulur şeyler değil. 

Ahmet ağabeyin, yaslandığı yere göre konumlanma gibi bir huyu var. 

Gülen grubunun gazetesinde yazarken de bu tutumunu sürdürdü. Karar’da yazdığı yazılarda da işin dozunu iyice kaçırmaya başladı. 

Reise “totaliter” diyecek kadar cüret gösteren Taşgetiren ağabey, acaba Davutoğlu’nun destek verdiği CHP ve şürekasına karşı tek kelime edebiliyor mu? 

Kendisi açıkça belirtmese de, Karar Gazetesi’nin ve Davutoğlu’nun desteklediği yapıyı onayladığı aşikâr. 

Ak Parti ve Erdoğan’ı, belden aşağı vurmamak kaydıyla ben de eleştiriyorum. Ak Parti’nin yaptığı yanlışları, yol kazalarını, hayat pahalılığını ve hatalı işleri sineye çekecek değiliz. 

Yine AK Parti’nin kalkınma ve Türkiye’yi şaha kaldırma projesini değil ama adalet konusundaki gecikmeleri de eleştirebiliriz. Taşgetiren’in de bu eleştirileri yapma hakkı vardır. 

Lakin AK Parti’yi eleştirirken öteki tarafın yüzlerce olumsuz yanını görmezden gelerek perdelemek, hakkaniyet ilkesine uygun mudur? 

Sahi bizler ne ara bu hale geldik? Bizim İslamcı, entelektüel kalemlerimize ne oldu? Nasıl oluyor da, Reise totaliter tanımlamasını layık görürken, diğer yandan; bir tarafı Fetö’ye, diğer tarafı PKK’ya yaslanan Millet İttifakını sütten çıkmış ak kaşık gibi görebiliyoruz? 

“Nerelere savruldun be Ahmet ağabey?” diyenlere, “Piyasadaki güç ve ahlak sınavına baktığınızda siz nerede duruyorsunuz, kendinize baktınız mı?” diyen Taşgetiren, anlaşılan gemileri çoktan yakmış. 

Sokakta oynaşan köpeklerin üzerine cipini süren maganda zalimliğini kim onaylar ki? Hangi vicdan, bir karıncanın ezilmesine rıza gösterir? Elbette ki bizler de, züppe magandanın safında değil, mazlum köpeğin yanındayız. Yıkılası hanede evladı ayalimiz olduğu için, büsbütün yıkmayı değil onarmayı tercih ederiz. CHP ve birlikte yol yürüdüğü kervancı katırını terbiye etmek mi zor, yol kazasına uğramış, sizden olanları düzeltmek mi daha zor? 

Ak Parti, emin olduklarından dolayı kendi dostlarını terk edip, belki kazanırız diyerek, düşmanlarını safına kattığı için bu hale gelmiştir. Ak Parti, gönül yıktı, güç sarhoşluğuna kapıldı, buna da eyvallah. Rengi, tonu, ideolojisi belirsiz Millet İttifakının on kez yenilgi yaşamış Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, size göre gayet ılımlı değil mi? Kılıçdaroğlu CHP’yi Kemalist ve 1940’ların, hatta 2010’ların jakoben, totaliter damarından arındırmış bir lider, öyle mi? Hayrını görün.

 İstiklal şairi Akif’in ve Yassıada Mahkemelerinin karşısında, mazlum 27 Mayıs şehitlerinin yanında olduğunu söyleyen birisinin safı, bize göre asla CHP olamaz. “28 Şubat’ta ikna odalarına sokulan genç kızlardan yanayım” diyen bir adam, 28 Şubat zulmünü bu millete reva görenlerle bugün birlikte hareket ediyorsa, ben bu söylemlerin samimiyetine inanmam.

Şiir okuduğu için görevden alınan, “Muhtar bile olamaz” denilerek, cezaevine gönderilen Erdoğan’a o gün sahip çıkıp, şimdi topyekûn karşı çıkan; tek adam, totaliter diyen Taşgetiren ağabey, sen de durduğun zemini ve ettiğin lafları bir tart.

Hiçbirimiz hatasız ve günahlardan beri değiliz. İnsan, değişken bir varlıktır. Önemli olan inanç kotlarımızda bir değişiklik ve fay hattı oluşmamasıdır. Erdoğan da bir insandır ve hataları elbette vardır. Ancak her şeye rağmen Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında demokratik mücadele eden ve halkların haklarını, iradesini gözeten tek parti vardır, o da yine Ak Parti’dir. İbni Haldun’un da Mukaddime’sinde belirttiği gibi, elbette ki ideolojiler de, partiler de insanlar gibi doğar, büyür ve günü geldiğinde ölürler. Erdoğan ve Ak Parti içinde bu sünnetullah geçerlidir. Ama buna karar verecek olan da milletin ta kendisidir. 

Erdoğan ve AK Parti sandık dışı yöntemlerle gönderilemez. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu konjonktür gereği AK Parti’nin bir dönem daha iktidarda kalması kaçınılmazdır.

Ak Parti’nin hep olumsuz yönlerini görüp, ne yaptıysa 2013’ten önce yaptı diyerek, ortada bir başarı varsa bile bunu, parti ile yollarını ayıranlara mal etmek, ne kadar adil ve vicdani bir tespittir? 

Erdoğan için, “Aday olmasaydı, zirvede tamamlayacaktı, ama şimdi “kaybeden” olarak sonlandırma riski var” diyen bir kalem, iktidarını zirvede tamamlayan bir liderden mi yana, yoksa aday olduğu için kaybetme riski olan Erdoğan’dan mı yana? 

Hangi Erdoğan sizleri daha çok memnun eder? Son düzlükte atını çatlatırcasına süren Kılıçdaroğlu’nun, uzun adamı sandıkta yenmesini dört gözle bekleyip davul çalacaklarını biliyorum. 

Birileri de Erdoğan düşerse, külliyenin önünde teneke çalacakmış. İnsan, şirazesini kaybetmeye görsün, onu kaybettiği gün akıl tutulması başlar, tıpkı freni patlamış kamyona döner. Cumhur İttifakını milletten bile saymaz, “ya millet kazanırsa” diyerek, başlar tehdit etmeye. Yahu merak etmeyin siz, sonuçta kim kazanırsa kazansın, kazanan yine millet olacaktır. İhtimal vermiyorum ama Erdoğan kaybederse, “millet yanlış yapmıştır” demez, seçmenin iradesine saygı göstermesini bilir. Mahkeme kadıya mülk değil elbet. Allah’ın zatının dışında hiçbir şey ilelebet baki değildir. Erdoğan da bir fânidir, makam ve mevkinin dünyalık bir meta olduğunu bilir. 

Tamam mı, yoksa devam mı kararını, bırakalım da millet versin. Bu millet âriftir, korkmayın yanlış yapmaz.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle