Muktedir olabilmek
Dedem rahmetlinin harmanda gem sürdüğü günlere yetiştim. Dindar olan dedem, kelimenin tam manasıyla “kararlı bir CHP düşmanı”ydı. Henüz 10 yaşlarında bir çocuktum. Dedemin sürekli söylediği, “Adnan Menderes’in ‘İktidar olduk, ama muktedir olamadık’ söylemini anlayacak yaşta değildim. İktidar, muktedir, devlet kavramlarını öğrenecek yaşa geldiğimde dedem çoktan dünyadan göçmüştü.
Nereden çıktı şimdi bu muktedir olmak cümlesi? Uzun süredir CHP’nin kotlarından ayrılması ve helalleşme çeperinde dolaşması üzerine araştırma yapıyorum. Bildiğimiz klasik, Kemalist ve seküler CHP’yi bu hale getiren sebep konjonktürel. Ak Parti CHP’ye nefes alabileceği alan bırakmadı. CHP’nin devlet gücünü elinden alan Ak Parti, ister istemez CHP’yi ve onun lideri Kılıçdaroğlu’nu kabuk kırmaya mecbur etti.
Şu soruyu sorabilirsiniz: “CHP bu ülkede iktidar mı ki devlet gücü olsun? İktidar erki ve devlet gücü ayrı şeyler. Sabırla okursanız, dedemin zikrettiği, Menderes’in muktedir olamadık dediği cümlesine doğru yol aldıkça ne demek istediğimi anlarsınız.
İktidar siyasi bir olgu olup, seçimlerden zaferle çıkan, geçici bir süre için gücü elinde tutan yapıdır. Ak Parti’nin ilk yılları böyledir. İktidardı ama muktedir olabilmeyi, Erdoğan’ın Başbakan seçilmesiyle kısmen elde etti. Asıl muktedirliği ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yakaladı. Şu anda Ak Parti, hem güçlü ve muktedir bir iktidar, hem de devlettir. Bu cümleme de itiraz gelebilir. Ona da değineceğim. Siyasi iktidar ve devletin aynı şeyler olmadığının bilincindeyim. Yazının sonuna geldiğinizde, CHP’nin neden patırdadığını ve kaybettiği devlet gücünü kavuşabilmek için ne tavizler vermek zorunda kaldığını anladığınızda, bana hak vereceksiniz.
CHP’deki helalleşme kavramı, bir argüman olmanın ötesinde anlamlar ifade ediyor. Oysaki CHP’nin geçmişinde dini kavramların dahi vitrinde seslendirilmesi yasaktı. Din ve dindarlara mesafeli bir CHP’nin zinhar iktidar olamayacağını anlayan Kılıçdaroğlu ve ekibi, şimdilerde ellerinde tuttukları devlet gücünü de kaybedince, yeniden iktidar olabilmek için bu toplumla helalleşmenin zorunlu olduğunu gördüler. Ak Parti sayesinde toplumsal barış ve huzurun yolunun dindarlarla barışık yaşamaktan geçtiğini anlayan CHP, bundan sonraki süreçte dini kavramları daha fazla kullanacaktır. CHP’deki Kemalist kabuk çatlayıncaya kadar, durum bu minvalde devam eder. CHP’yi bu kavramla samimiyet testine tutacak değilim. İnşallah kabuğunu kırma girişiminde iyi niyetlidirler.
Kılıçdaroğlu da biliyor ki, kendisinden önceki CHP erki, yıllarca farklı nedenlerle dindar kesimi ve köylü sınıfını aşağıladılar. Ortada, mağdur edilen ve vakti zamanında kendileriyle hemdert olunmayan, sorunlarına bigâne kalınan dindar kesimlerle bir irtibat kurma niyetinin olduğu bir gerçek var. Şu soruyla devam edelim: CHP’yi helalleşme sürecine götüren asıl sebep nedir? Gerçekten dindar-muhafazakar camianın kırılan kalbini onarmak mı, yoksa kaybettiği devlet ve iktidar gücünü yeniden ele geçirmek mi? Seküler çekirdek kadroyu hesaba kattığımızda, ikinci şıkkın daha ağır bastığını söyleyebiliriz. Ege sahillerindeki seçmenin dindar kesimin gönlünün tamir edilmesi diye bir derdi yok. Lakin sosyolojik gerçek de şudur: Bir helalleşme süreci yaşanılmadan, zinhar iktidar olunamayacağı aşikârdır. Çünkü CHP, devlet iktidarını kaybedeli yıllar oldu. CHP artık vesayet odaklarına balans ayarı vermekten ve onlar tarafından kullanılmaktan uzaklaştırıldı.
Ak Parti’nin vesayeti bitirdiği gün CHP’nin nefes borusu kesildi. Vesayet, iş odakları, medya vs. CHP’nin devlet iktidarına can suyu taşıyordu. 70 yıldır halk desteğini de kaybeden CHP’nin elinde, kala kala bir İş Bankası kaldı. Ordusuz, yargısız, bilim yuvası olmayan, medya ve iş dünyasıyla bağı kopartılmış CHP, sudan çıkarılan balığa döndü. Ak Parti karşısında sürekli yenilgiye uğramasının sebebi budur. Bugün itibarıyla CHP’nin yaşlandığı tüm değerler ve yapılar Ak Parti’nin eline geçmiş bulunuyor. CHP için, iktidar mücadelesi verip devlet iktidarını yeniden ele geçirebilmenin tek bir yolu kaldı, o da helalleşme rüzgârından faydalanıp, halk desteğiyle iktidara gelebilmek. Bunu başarabilir mi? Bu sualin cevabı, Ak Parti’nin nasıl bir strateji uygulayacağına bağlı. Ekonomik krize rağmen Ak Parti, açık ara önde. Ama Ak Parti’de bir yorgunluk ve kırılmanın olduğu söylenebilir. Ak Parti, geçmişiyle barışık olmalı. Uzlaşmacı, reformist, devrim niteliğindeki projelerle yoluna devam ederken, içerde pahalılık gibi sorunlara neşter sallamalı, dışarda ise komşularıyla sıcak ilişkiler kurmalıdır. İvedi çözüm bekleyen toplumsal grupların talepleri değerlendirilmeli, 2023 seçimlerine kıblesi düzgün, kimliği tartışmasız insanlarla gitmelidir. Sorun çözmeyen siyaset 6+1’in işine yarar. CHP, imkânsız gibi görünen kabuğunu kırmaya ve toplumun tüm katmanlarını safına çekmeye çalışıyor. Muktedir ve işi daha kolay olan ise Ak Parti’dir.
Bunca imkân ve devlet-iktidar gücüne, arkasındaki millet desteğine rağmen Ak Parti’nin başarısız olması mümkün değildir.
Yeter ki doğru adımdan şaşılmasın.







