Koronavirüsünü yenmek durumundayız
İtalya’da COVID-19 salgınından en fazla etkilenen Lombardiya oldu. Hastalık Çin’de baş gösterdi ama en fazla İtalya’yı vurdu. Türkiye’ye ise geç geldi, tedbirler alındı, Sağlık Bakanı Koca süreci iyi yönetti. Yurtdışı kaynaklı olan bu yeni Koronavirüs bizi, Avrupa’dan gelen gurbetçilerle perişan edecek gibi duruyor. Lakin paniğe, umutsuzluğa gerek yok. Biz bu salgını da yeneceğiz inşallah.
Lombardiya bölgesindeki bir anesteziyoloji uzmanı olan Dr. Maurizio Cecconi, bugün tüm dünyayı şu sözlerle uyardı: “Şu an bölgede 4 bini aşkın yoğun bakım ihtiyacı olan vaka varken bizim yatak kapasitemiz sadece 700-800 civarında. Üstelik bu yataklar normal zamanda neredeyse dolu. Şu anda ihtiyacı olan herkese yoğun bakım yatağı vermeye çalışıyoruz ancak ek yardım olmazsa, gelecek hastalarla birlikte yakın zamanda dizlerimizin üstüne çökeceğiz. Sakın bu salgını küçümsemeyin. Bu grip değil. Bu ciddi. Hazır olun!”
Mesele çok ciddi! Türkiye bu salgını önlemek ve en az zayiatla atlatabilmek için elinden geleni yapıyor. Ancak her şeyi devletten beklemek doğru olmadığı gibi, bireysel sorumluluklarımızın ihmalini ağır bedellerle ödeyeceğimizi aklımızdan çıkarmayalım. Zorunlu olmadıkça sokağa çıkmayalım ve 14 kurala mutlaka uyalım. Şu basit gibi duran el sabunlama ve hijyen kurallarına, maske takma ve eldiven kullanma alışkanlığına kendimizi alıştıralım. Eğer bu kuraları ihmal edersek, gün gelir dizlerimizin üzerine çökebiliriz. Bu salgın tüm dünyanın yeni tanıştığı bir virüs. Ne kadar sürer, ne kadar insanı aramızdan alıp götürür, bilemeyiz. Allah ne dilemişse, alnımıza ne yazılmışsa onu yaşayacağız. Bizden önceki kuşakların asla teslim olmadığı büyük savaşlar ve salgın hastalıklardan nasıl sıyrılıp çıktıklarını ibretle öğrenip hayata geçirmeliyiz. İnsanlık tarih boyunca korku ve nefretin, salgın hastalıkların üstesinden gelmişlerdir. Biz de başaracağız ve asla umutsuzluğa düşmeyeceğiz.
Milyonlarca insanın ölümüne neden olan veba, kolera, ve İspanyol Gribi gibi salgın hastalıklar ya da Otuz Yıl Savaşı ve Seksen Yıl Savaşlarının ardından II.Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bir dünya kuruldu. Bu koronavirüsü sonrası da yeni bir dünya düzeni geliyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu virüsün muhatabı tüm insanlık. Yayıldığı coğrafyada din, dil, ırk, zengin, fakir, sınıflı ayrımı yapmayıp vuruyor. Doğayı tahrip eden, develeri öldüren, milyonlarca mülteciyi Avrupa kapılarına zorlayan Rusya, İran, ABD ve Avrupa devletleri; ellerini başlarının arasına alarak düşünsünler. Sovyet düzeni çöktü, kapitalist sistem de insanlığa huzur getirmedi. İnsanlık büyük bir refaha ulaştı ama mutlu olamadı.
Yeryüzünde ilahlık taslayan zorbalar, insanlığı köleleştiren Firavunlar neredesiniz? Yeni Koronovirüs her yerde! Haydi, gücünüz yetiyorsa mücadele edin.. Aslında bu virüs hepimizi terbiye ediyor. Mazlumlara sahip çıkmayan medeniyetlerin, hayvanları katleden bir dünya görüşünün çöküşünün ayak sesleridir bu duyulan. Bir dönüşüm geliyor derinden derine. Sınırsız bir girişim özgürlüğü yok olacak. Sorumluluk olmadan/almadan özgürlük de olmayacaktır. İslam; temizlik imandandır demişti, değil mi? Şimdi tüm dünya istemese de İslam’ın emir ve yasaklarına yaslanmak durumundadır. Bakalım bu dayanıklılık testinden kaç ülke galip olarak çıkabilecek?







